Mensur Akgün
Kanal İstanbul projesinin yeniden gündeme gelmesi ekolojik, ekonomik ve siyasi tartışmaların yanı sıra İstanbul Boğazı, Marmara Denizi ve Çanakkale Boğazından transit (uğraksız) geçişi düzenleyen Montrö Sözleşmesi’ni de haberlere ve yorumlara taşıdı. Ben de dahil olmak üzere pek çok yorumcu 1936 tarihli sözleşmenin Türkiye için önemine değindi, kanal inşaatının Montrö rejimini ortadan kaldırabilecek siyasi komplikasyonlara yol açamaması için dikkatli olunması gereğinin altını çizdi.
Gerçekten de zamanın ve şartların değişmesi, sözleşmenin özellikle teknik hükümlerinin bu değişime ayak uyduramamış olması, revizyonun zorluğu ve 1982 BM Deniz Hukuku Sözleşmesi’nin Montrö’nün yerine geçebilme potansiyeli taşıması statükonun değişmesinden yarar sağlamayacak Türkiye’nin dikkatli olmasını gerekli kılıyor. Ancak Montrö var diye kanal projesinden vazgeçilmesini istemek de doğru değil. Montrö’nün revizyonu ya da ilgası İstanbul Kanalı kazılmasa da talep edilebilir.
***
Hiç şüphe yok ki İstanbul Kanalı gibi büyük bir projeye başlanırken Montrö ile birlikte tüm diğer değişkenlerin, finansman imkanlarının, fırsat maliyetlerinin göz önünde bulundurmasında fayda var. Ama yine de Montrö Sözleşmesi İstanbul Kanalı inşaatı yapılacaksa dikkate alınması gereken en önemli değişkenlerden biri. Sözleşmeyle kurulan rejim kanal inşaatı için fırsat da yaratabilir, külfet de olabilir. Bu yüzden tarihçesi de dahil her boyutunun tartışılması gerekli.
Başka yerlerde de yazdığım gibi 1484’de Kili ve Akkerman kalelerini alarak Karadeniz kıyılarının tümünü ele geçiren imparatorluk Türkiye’si yabancı bayraklı gemilerin bu denize geçişini genel kural olarak yasakladı ve uzunca bir süre yaptığı antlaşmalarda bu uygulamayı “ecdattan mevrus” bir hak olarak kaydettirdi. İlk ciddi “taviz” 1774 yılında imzalanan Küçük Kaynarca Antlaşması’nın 11’inci maddesinde ticaret gemilerine ilişkin Rusya’ya tanındı, sonra uygulama diğer devletler için de esnetildi.
Yabancı savaş gemilerinin Boğazlardan geçişine ise 19 Eylül 1798’de Napolyon’un Mısır seferi yüzünden izin verildi. Amiral Uchakov komutasında 11 parça gemiden oluşan Rus filosu Boğazlardan geçen ilk savaş gemileri oldu. Daha sonra da Rus gemileri geçti. Babıali 1798 imzalanan ittifak antlaşmasında Boğazların Rus gemilerine açık, diğer gemilere kapalı olması prensibini kabul etti. 1774’den başlayarak Boğazlar Türkiye’nin tek başına karar verebildiği, sınırsız egemenlik kullandığı bir alan olmaktan aşama aşama çıktı.
Egemenlik kısıtlaması 5 Ocak 1809’da İngiltere ile imzalanan Kale-i Sultani Antlaşması ile yeni bir boyut kazandı. Türkiye İngiltere’ye Boğazlarını tüm savaş gemilerine kapatacağı taahhüdünde bulundu. Bu ilke, yani Boğazların yabancı savaş gemilerine kapalı olması prensibi 1841 Londra Antlaşması’nda, 1856 Paris Antlaşması’nda, 1871 Boğazlar Sözleşmesi’nde, 1878 Berlin Antlaşması’nda teyit edildi. Bu arada ittifak denemeleri ve kapalılık ilkesinin ihlali de oldu. Fakat her antlaşmayla Boğazlar Türkiye’nin egemenlik alanından biraz daha uzaklaştı.
30 Ekim 1918 Mondros silah bırakışması, 19 Nisan 1920 Sevr Antlaşması (Madde 37) egemenlik haklarını neredeyse tamamen erozyona uğrattı. 24 Temmuz 1923’de imzalanan Lozan Antlaşması’na ek Boğazlar Sözleşmesi ise sadece geçişe ilişkin değil Boğazlar bölgesinin çevresine ilişkin de kısıtlamalar getirdi. Geniş bir coğrafi alan askerden arındırıldı, Boğazlar bölgesinden geçişi düzenleme ve yönetme yetkisi Türkiye’nin de üyesi olduğu uluslararası bir komisyona bırakıldı.
***
Türkiye tüm bu kısıtlamalardan ancak 20 Temmuz 1936’da imzaladığı Montreux Sözleşmesi ile kurtuldu. Boğazlar bölgesine asker soktu, Boğazlar Komisyonu yetkilerini üstlendi. Bir seferde geçebilecek savaş gemisi tipine, sayısına ve ağırlığına sınırlama getirildi. Önceden haber verme şartı kondu. Hepsinden önemlisi de savaş ve pek yakın savaş halinde (kriz diye de okuyabiliriz) Türkiye’nin yabancı savaş gemilerinin geçişine kısıtlama koyma yetkisi tanındı. Hatta ticari gemilerden bir miktar harç ve rüsum alması kabul edildi.
Bunlar 1936 yılının çok özel siyasi koşulları altında gerçekleşti. Türkiye istediğinden, niyetlendiğinden fazlasını elde etti. Çünkü zamanın büyük devleti İngiltere Boğazlar konusunda uzunca bir süredir terk ettiği Türkiye’ye yaslanma politikasına Sovyetler Birliği ve Almanya arasında sürdürmeye çalıştığı hassas dengeler yüzünden geri döndü. Londra’daki Kew Ulusal Arşivleri’nde çalışmış pek çok araştırmacının bildiği üzere Leman Gölü kıyısındaki Montreux Palace Hotel’de yapılan müzakereler sırasında İngilizler pozisyon değiştirdi.
Bugün doğal olarak ne Lozan Boğazlar Sözleşmesi’ne, ne de geçmişteki başka bir antlaşmaya dönmek söz konusu. Tarih tarihte kaldı. Tarihin önemi Montrö Sözleşmesi’ne giden yolu görmemizi, nereden nereye geldiğimizi anlamamızı sağlamasında yatıyor. Zaten Montrö’ye yönelik tehdit de tarihten değil BM Deniz Hukuku Sözleşmesi’nden, onun Boğazlara ilişkin hükümlerinden, değişen güç dengelerinden ve beklentilerden kaynaklanıyor. Kanallı veya kanalsız dikkatli olmamız temennisiyle…
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları


































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
8.02.2026
4.02.2026
28.01.2026
25.01.2026
21.01.2026
18.01.2026
14.01.2026
11.01.2026
7.01.2026
4.01.2026