Mensur Akgün
Yunanistan ile yaşanan son kriz konusunda Türkiye’de çok şey söylendi.
Kimileri haklılığımızı vurguladı, kimileri yalnızlığımızı. Maksimalist talepler de sıralandı, izlenen politika da eleştirildi. Sorunun geçmişi, tarihçesi de tartışıldı. Ancak yazanların, konuşanların çok azı çözüm yöntemi önerdi. Yetki kullanma konumunda olanlar diyalog, müzakere çağrısında bulunurken kanaat önderleri genellikle sertlik yanlısı tutum sergilemeyi tercih etti. Kriz belki de gereksiz yere şişirildi, büyütüldü.
***
Şimdi tansiyonu düşürme, Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu’nun dün Yunanistan’ın Kathimerini gazetesinde çıkan makalesinde dile getirdiği çözüm önerilerine eğilme zamanı. Açıklamalarını önemli gördüğüm için bugün köşemi Çavuşoğlu’na, Kathimerini’de dile getirdiklerine bırakmak istiyorum. Bana öyle geliyor ki yazısından Yunanlılar kadar olmasa da Türklerin, Türkiye’nin de çıkartacağı dersler var.
Türkiye Dışişleri Bakanı’nın bir Yunanistan gazetesinde, özellikle de böylesi bir kriz anında yazı yayınlatabilmesi bile kendi başına bir ders niteliğinde. Yine de bizim nerede söylediğinden çok ne söylediğine odaklanmamızda yarar var. Umarım yazısı diyalog kanallarının açılmasına, Türkiye’deki tartışmanın yatışmasına yardımcı olur. Yunan tarafı şimdiden olumlu sinyaller vermeye başladı bile. Başbakan Mitçotakis dün şartlı da olsa görüşebileceklerini söyledi.
Tamamını Dışişleri Bakanlığı’nın web sayfasında bulabileceğiniz yazıda Çavuşoğlu Türkiye’nin geçmiş deneyimlerden ve dış politikasının temel dayanaklarından bahsedip “Türkiye ile Yunanistan arasında hâlihazırda mevcut olan ikili mekanizmaları yeniden canlandırma nihai hedefiyle, NATO’nun ayrıştırma ve Almanya’nın gerilimi azaltma girişimlerini” desteklediklerini vurguluyor.
Ama aynı zamanda Türkiye’nin “iki komşu arasında doğrudan çözülmesi gereken konularda diğer taraflarla müzakere etmek ve anlaşma yapmak istemeyecek kadar Yunanistan’a saygı duyduğunu” belirtiyor. Bakan ayrıca “deniz sınırlarının belirlenmesi konusunda hiçbir yetkiye sahip olmayan AB aracılığıyla Türkiye’ye bir dizi maksimalist iddia dayatılamaz” diyor.
Türkiye’nin Doğu Akdeniz’deki temel hedeflerinin (1) “deniz sınırlarının adil ve hakkaniyetli şekilde belirlenmesi”, (2) “kıta sahanlığı haklarımızın maksimalist ve aşırı deniz sınırı iddialarına karşı korunması”, (3) “adil gelir paylaşımı mekanizmasının kurulmasıyla Kıbrıs Türkleri’nin Ada’nın açık denizdeki kaynakları üzerindeki eşit haklarının korunması”, (4) “Kıbrıslı Türkler dâhil tüm tarafların katılımıyla gerçek, kapsayıcı, adil ve hakkaniyete dayalı açık deniz enerji işbirliği mekanizmalarının Doğu Akdeniz’de oluşturulması” olduğunu anlatıyor.
Bakan “Türkiye’den sadece 2, Yunan anakarasından ise 580 kilometre uzakta olan Meis gibi küçücük bir ada için 40 bin kilometrekarelik kıta sahanlığı iddiasında bulunarak Türkiye’nin açık denizlere ve kendi deniz yetki alanlarına erişimini kesemeyeceklerinin” altını çiziyor. “Hiçbir yasa, mantık veya temel adalet duygusu bu konuda aksine bir argümanın öne sürülmesine müsaade etmez” diyerek de Türkiye’nin pozisyonunu ortaya koyuyor.
“Bölgedeki en uzun kıyı şeridi, artan nüfusu, üretim kapasitesi ve enerji talebine sahip olan Türkiye gibi bir ülkeyi, kendi etrafındaki zenginliklerden mahrum bırakma girişimlerinin gerçekçi” olmadığını da Yunanistan aracılığıyla tüm dünyaya hatırlatıyor. “Daha önce defalarca kez söylediğimiz gibi, bu olmayacak” diye bir kez daha uyarıyor.
Dışişleri Bakanı Türkiye’nin deniz kuvvetini bölgede saldırı amaçlı olarak değil, kendi kıta sahanlığındaki sismik araştırma faaliyetlerine müdahaleye karşı meşru müdafaa için bulundurduğu tespitini yapıp “esasen diyalog ve müzakere, uluslararası hukukta deniz sınırı meselelerini ele almak için öncelikli ve birincil araçtır. Bu nedenle, Yunanistan’ın Türkiye ile tüm diyalog kanallarını önkoşul olmaksızın yeniden canlandırmasını bekliyoruz” diyor.
“Önkoşullar karşı önkoşullar doğurur (inanın, biz de kendi açımızdan epeyce önkoşulla gelebiliriz) ve bu yüzden bunlar, iki komşu arasında müzakere fırsatı aramak için iyi bir yol değildir. Her kriz aynı zamanda bir fırsat yaratır ve barış içinde ilerlemek için bunu değerlendirmeliyiz” diye devam ediyor.
Dışişleri Bakanı Çavuşoğlu “her müzakere sürecinin karşılıklı al-ver’e yol açacağının açık” olduğunu, diğer seçeneğinse, “sorunları halının altına süpürmek ve ortadan kalkmalarını veya başkalarının bunları sizin için çözmesini ummak” olduğunu, bununla birlikte, sorunların “kendiliğinden kaybolmayacaklarını”, zaman geçtikçe daha da karmaşıklaşacaklarını anımsatıyor.
Gelecek kuşaklara bir barış ve güvenlik mirası bırakmak için güçlü, etkili ve akılcı liderliğe ihtiyaç duyulduğunu, bunun Türk tarafında mevcut bulunduğunu, “yaptıklarımız sadece bugünü değil, yarını da belirleyeceğini”, Türkiye’nin “Yunanistan’ın tercih edeceği yoldan ilerleyebileceğini” vurgulayıp, tercihin de “Yunanistan’ın değerli liderlerinin ve halkının” elinde olduğuyla yazısını bitiriyor.
***
Çavuşoğlu’nun görüşlerine, tespitlerine katılmayanlar olacağına eminim. Benim de katılmadığım yönleri var. Üslubunun da daha yumuşak olabileceğini düşünüyorum. Ama bunlar yazının Türkiye’nin temel pozisyonunu ortaya koyuyor olması, tarihi nitelikte bir diyalog çağrısı içermesi nedeniyle şu aşamada tali önemde. Dileğim yazısının sorunların çözümüne, en azından krizin tırmanmamasına, yönetilmesine katkıda bulunması yönünde…
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları


































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
8.02.2026
4.02.2026
28.01.2026
25.01.2026
21.01.2026
18.01.2026
14.01.2026
11.01.2026
7.01.2026
4.01.2026