Merve Şebnem Oruç
ABD Suriye rejimini vurdu. Akdeniz'deki savaş gemileri USS Porter ve USS Ross'tan fırlattığı 59 Tomahawk Cruise füzesiyle El Şayrat hava üssünü vuran ABD, böylece ilk kez Şam yönetimini hedef aldı.
Pentagon, saldırı öncesi Rusya ve Şam yönetiminin bilgilendirildiğini söyledi; ABD Dışişleri Bakanlığı saldırı öncesi ve sonrası kimseden onay alınmadığını açıkladı. Pentagon saldırının 'tek seferlik' olduğunu söylerken ABD'nin BM Büyükelçisi Nikki Haley, 'daha fazlasını yapmaya hazır olduklarını' dile getirdi. Ruslar 23 füzenin Şayrat Üssü'ne düştüğünü, ama diğer 36'sının hedefi bulmadığını söylerken, ABD tarafı 20'ye yakın savaş uçağını imha ettiklerini, her füzenin hedefi bulduğunu, ayrıca bir petrol alanını vurduklarını söyledi.
Açıklamalar çelişkili, iddialar birbirinden farklı. Donald Trump yönetiminin saldırıyı gerçekleştirmesine sebep olan Han Şeyhun kimyasal saldırısı ile ilgili olanlar da öyleydi. Rus yetkililer önce İdlib'de böyle bir saldırının olmadığını söylerken ardından “birilerinin Esad'ı devirmek için o bölgede kimyasal kullandığını” iddia etti. Şam yönetimi ise önce “Biz yapmadık,” derken daha sonra “El Kaide'yi vurduk, orada kimyasal gaz varmış,” dedi. Suriye Dışişleri Bakanı ise, “kimyasal gazın oraya Türkiye ve Irak tarafından getirildiğini” iddia etti. ABD ise aralarında 27 çocuğun da olduğu en az 85 kişiyi acılar içerisinde katleden kimyasal saldırıyı gerçekleştiren rejim uçaklarının, Tomahawk füzelerini gönderdikleri El Şayrat'tan havalandığını söyledi.
Türkiye'de Trump'ın Suriye hamlesine yönelik yorumlar çok çeşitli olmakla birlikte iki kalın çizgi çevresinde diziliyor: “ABD, bir Ortadoğu ülkesini daha vurdu. Kahrolsun emperyalizm, kahrolsun Washington” ve “Nihayet ABD Esad'a karşı adım attı.”
Ancak ABD'de de homojen bir reaksiyon yok: Trump'ın Başkanlık yarışındaki rakibi Hillary Clinton, Esad'ın hava kuvvetlerinin kullanılamaz hale getirilmesi gerektiğini söyleyerek saldırıyı desteklerken Clinton destekçisi medyanın önemli bir kısmı Trump'ı popülist davranmak ve ateşle oynamakla suçluyor, bazılarıysa 'nihayet bir ABD Başkanı gibi davrandığını' söylüyor. Aralarında Trump'ın sırf silah sektöründeki arkadaşlarının cebini doldurmak için her biri 1,6 milyon $ maliyetindeki füzeleri fırlattığını iddia eden de 'Obama'dan çok daha vicdanlı' olduğunu söyleyen de var. Öte yandan Trump'a seçim döneminde en büyük desteği veren Amerika'nın aşırı sağcı grupları, Suriye rejimiyle dost olduklarını, Esad'la savaş istemediklerini ve Trump'ın bu tutumundan derhal vazgeçmesi gerektiğini dile getiriyor.
Trump'ın ekibinin de bu konuda hemfikir olduğu söylenemez. Trump'ın baş stratejisti Steve Bannon, Amerikan Başkanı'nın 'Esad hakkındaki fikirlerinin değiştiğini' ve 'kimyasal saldırı sonrası bir şeyler yapmak noktasında sorumlu olduğunu' söylediği günün sonunda Ulusal Güvenlik Konseyi'ndeki görevinden uzaklaştırıldı; dış politika uzmanlarının, askeri yetkililerin olduğu yerlere ve Capitol Hill'e girip konuşması Trump tarafından yasaklandı. Bannon, Rusya'nın ABD Büyükelçisi Sergey Kislyak'la yakınlığı nedeniyle istifa etmek zorunda kalan eski Ulusal Güvenlik Danışmanı Michael Flynn'in Trump tarafından üstünün çizilmesinde parmağı olmakla suçlanıyordu. Söylentiler, Flynn'in yerine gelen üç yıldızlı general H. R. MacMaster ve Trump'ın damadı Jared Kushner başta olmak üzere, Dışişleri Bakanı Rex Tillerson ve Savunma Bakanı James Mattis dahil pek çok kişinin Bannon'dan bıkmış usanmış olup Suriye vesilesiyle kurtuldukları yönünde. Bu görevden alma sonucu Beyaz Saray'daki gücünün de azalması beklenen Bannon, İslam karşıtlığında Trump'ın ekibindeki en aşırı kişi olarak bilinirken aynı zamanda Esad'ın 'radikal İslamcıların hakkından geldiği için' Suriye'nin başında kalmasını isteyen bir isim. Görünen o ki, Trump'ın 'Esad'la ilgili fikirleri' değişirken Bannon'la ilgili düşünceleri de değişiyor.
Ortalık böyle karışıkken, Trump'ın Suriye ile ilgili planının ne olduğu hakkında kesin konuşmak acelecilik olur. Dahası Trump'ın bir planı bile olmayabilir; Trump'ın ekibi hatta belki kendisi dahi sonraki adımının ne olacağını bilmiyor olabilir. İçeride yerleşik düzenle verdiği mücadelede sıkışan, popülaritesi dibe vuran, Obamacare'in iptalini öngören yeni sağlık sigortası tasarısı yeterli 'Evet'i alamayınca en büyük darbeyi yiyen Trump, Suriye'de yaptığı ani hamleyle dikkat dağıtmak istiyor olabilir; ama gerçek bir başarı arıyor da olabilir.
Eski Başkan Obama'yı eleştirdiği konulardan biri 'Daeş'le mücadele' olan Trump geçen ay Pentagon'dan kapsamlı bir çalışma istemiş ama ortaya çok da farklı bir sonuç çıkmamıştı. Türkiye, Suudi Arabistan, İsrail gibi bölge ülkelerinin Esad'ın gitmesi yönündeki tavrı, Trump'ı Esad konusunda Obama'ya aykırı bir politikaya yönelmede kamçılamış olabilir. Daeş'i yenmeye ve hanesine puan yazdırmaya gerçekten ihtiyaç duyan Trump acaba bunun yolunun Esad'ı Şam'dan çıkarmaktan, Suriye'yi istikrara kavuşturmaktan, yani kulağı tersten değil düz tarafından göstermekten geçtiğini fark etmiş olabilir mi? Sivrisineklerle mücadele için önce bataklığı kurutmak gerektiğini anlamış olabilir mi? Daha önce onlarca kez kimyasal saldırı düzenlemiş Esad'a karşı hiçbir eleştiride bulunmamış olan Trump'ın şimdi vicdanının sızladığını düşünmek zor, ama onun çıkarına olanın ABD yerleşik düzenininkine aykırı da olsa, tepetaklak olan Ortadoğu'ya az da olsa sükunet getirmekten geçtiğini söyleyebiliriz. Yine de bu işin nereye varacağı, Suriye rejimini hedef alan ABD saldırılarının devam edip etmeyeceği, Trump'ın Esad'ı baskı altına almak için ısrarcı olup olmayacağı, güvenli bölge inşası gibi işin insani boyutunun devreye sokulup sokulmayacağı ve en önemlisi buradan kazançlı çıkanın Suriye halkı mı yoksa PYD mi olacağı gibi konularda hüküm belirtmek için çok erken. Ama yedi yılın sonunda gelen bu saldırı büyük ihtimalle tek olmayacak, tetiği çekmekte tereddüt etmeyen Trump büyük ihtimalle er ya da geç bunu tekrar yapacak. Cevabını bulmamız gereken ilk soru Trump'ın rastgele mi bilinçli mi ateş ettiği...
Yazarlar
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları






















































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
11.02.2020
4.02.2020
5.01.2020
29.12.2019
8.02.2019
29.07.2018
22.07.2018
15.07.2018
12.07.2018
5.02.2018