Merve Şebnem Oruç
Suriye’de insanlık öldü… Yedinci yıldır devam eden savaş internet teknolojilerinin, sosyal medyanın son noktaya ulaştığı dönemde gerçekleşti. Gözümüzün önünde kadınlar, çocuklar öldü. Her yer parçalanmış çocuk cesetleriyle, kana bulanmış bebek yüzleriyle doldu. Bir çocuk ölümüne üzülen, isyan eden ikincisine üzülemez oldu. Suriye’de insanlık uyuştu, hissizleşti, görmez, duymaz, konuşmaz oldu.
Suriye’de gerçekler öldü… Katil Esad’ın ilk yalanı “Beni devirmek isteyenler halk değil, teröristlerdir, aşırılardır, ‘cihadcı’lardır,” oldu. Bir yandan Suriye sahasını aşırıların at koşturabileceği bir alana çevirdi, öte yandan kendi insanlarını sınır tanımadan öldürmeyi sürdürdü. Esad’ın katlettiği insanların fotoğraflarını muhalifler öldürmüş gibi, Türkiye öldürmüş gibi sunanların ardı arkası kesilmedi. Gazeteciliğin, haberciliğin ulaşabileceği son noktaya eriştiği döneme rastladı Suriye savaşı. Buna rağmen kirli bilgi, propagandaya kurban edilmiş gerçekler, yalan haber ve ajan gazeteciler Suriye’den hiç eksik olmadı.
Suriye’de değerler, ilkeler öldü… Batı ağzına sakız ettiği tüm insan hakları, özgürlük, demokrasi, hak ve adalet türü söylemlerinin üzerinde tepindi Suriye’de. Jeopolitik uğruna tüm ilkeler, değerler teker teker çiğnendi. Batılıların “Esad giderse yerine kim gelir? Ya sandıklardan Mısır’daki, Libya’daki gibi İslamcılar çıkarsa?” korkuları, kaostan ve istikrarsızlıktan istifade haritaları yeniden şekillendirme çabaları, bir zamanlar bu palavralara inanmış olan vicdan sahibi insanlara bile “Nerede sizin adaletiniz? İnsan haklarınız? Bu mu sizin demokrasi anlayışınız?” dedirtti.
Öte yandan, Esad’ın destekçileri İran ve Rusya ile kurduğu hat, ‘emperyalizm karşıtlığı üzerinden inandırıcılığını artırmak için güçlü bir retorik oturttu. Soğuk Savaş dönemi artığı sol ideolojinin tutunduğu yegane damar bu oldu. Ancak ABD’nin mide bulandırıcı dış politikalarından sıtkı sıyrılmış olan vicdan sahibi insanlar bile günün sonunda kendi kendini “Tamam biz de anti-emperyalistiz de, hangi anti-emperyalizm çoluk çocuk ayırt etmeden katliam yapmanın, kendi insanlarını öldürmenin gerekçesi olabilir?” sorularını sorarken buldu.
Suriye’de bir milyon civarında insan öldü. “Civarında...” diyorum çünkü BM çok uzun zaman önce ‘ölü saymayı’ bıraktı. Yaralıların sayısı en az 2,5 milyon, ki bu yaralanmaların çok büyük bir kısmı uzuvlarını kaybeden insanlardan oluşuyor. Tutuklanan, kaybolanların sayısı yüz binlerle ifade ediliyor. Yaklaşık 8 milyonu başka ülkelerde içler acısı bir halde sığınmacı haline gelen en az 15 milyon insan yerini yurdunu terk etmek zorunda kaldı. ‘Suriyeli’ tanımı, zihinlerde tınısı ‘dilenciler, istenmeyen göçmenler, radikaller, teröristler, vb.’ şeklinde yankılanan türlü ifadenin yerine kullanılır oldu, Suriyeliler insanlıklarından koparıldı. Bir millet paramparça oldu.
Bugün süper güçlerin son teknoloji silahlarını denediği, yeni nesil savaş taktiklerini test ettiği, dar alanın dışına çıkarsa 3. Dünya Savaşı’na gidebilecek çatışmaları sahada silahlandırdıkları unsurlar üzerinden, adeta online savaş oyunu oynarmışçasına kumanda odalarından yönettiği çatışmalarla bezeli, kanlı bir satranç tahtasına dönmüş vaziyette Suriye. İçeride perişan olan milyonların hiçbir söz hakkı yok. O sessiz ve mazlum kalabalığın, milyonların sesi olmaya çalışan, tüm tarafların adaletsizliğini haykıran, yapılan yanlışları, haksızlıkları, yalan dolanı tüm kürsülerden haykırmaya çalışan Türkiye ise, kirli ajandalara engel olduğu, taş koyduğu için cezalandırılmaya çalışıldı. Suriye savaşının kendi sınırları içine taşınması tehdidiyle karşı karşıya kaldı; terör örgütlerinin korkunç saldırılarını göğüslemek zorunda kaldı.
Görüyorsunuz, Türkiye’nin diplomatik manevralarına paralel İdlib ve Afrin’de sahaya bir kez daha girmesiyle kendi oyun planlarının yeniden engelleneceğini görenler, haftalardır kirli pazarlıklar peşinde. Bir yandan şiddetin geçmiş yıllara oranla azaltıldığı bölgelerde yeni rekabetler su yüzüne çıkartılır ve Suriye iç savaşı yeni bir çatışmalar sürecinde girerken, iki gün önce Afrin’de olduğu gibi Esad yanlısı İran destekli paramiliter güçlerin Suriye PKK’sına Afrin’de destek vermek ve Türkiye’nin kararlılığını test etmek için yaptıkları hamleler var. İlk kez yaşanmayan, son kez de olmayacak olan bu girişimin, bir aydır dile getiriliyor olmasına rağmen ABD Dışişleri Bakanı Tillerson’ın Türkiye ziyareti sonrasına denk gelmesi manidar. “PKK’ya ‘rejimle anlaş’ yeşil ışığını Pentagon mu yaktı?” sorusu bir kenarda dururken, Rusya’nın olası bir anlaşmayı durdurması fakat mevcut durumu Ankara’yı Şam’la görüşmeye zorlamak için kullanıyor olması, Suriye’de insanlık, gerçekler, ilkeler, değerler ve milyonlar öldükten sonra karşımızda bir tek savaşın çıplak soğukluğunun kaldığını gösteriyor.
Ve bu sırada Ankara’ya ‘görüş’ baskısı kurulan Esad rejimi, İdlib’den sonra bir kez daha Doğu Guta’da korkunç katliamlara imza atıyor. Tıpkı İdlib gibi Doğu Guta da Astana’da gerilimi azaltma bölgelerinden biri ilan edilmişti ancak son iki günde rejimin ablukası altındaki 400 bin sivilin yaşadığı Şam’ın banliyösünde 200’den fazla insan rejimin ağır bombardımanında yaşamını yitirdi. Uzun süreli abluka koşulları, açlık, susuzluk, yoğun bombardımanlar, kimyasal saldırılar ve benzeri türlü zulme karşı direnen Doğu Guta, sayısını unuttuğumuz kim bilir kaçıncı kent bu acılara dayanmaya çalışan?
Ve kim bilir kaçıncı kez BM gibi, UNICEF gibi mevcut dünya düzeninin başat kurumları, ‘barış’ı ağzından düşürmeyen dünya liderleri, medya, insan hakları kuruluşları ve kamuoyu vicdanları test ediliyor Suriye’de? Esad kalsın diye bunca katliama destek olarak Suriye’yi alabildiğine istikrarsızlaştıranlarla, Esad kaldığı müddetçe istikrarsızlık devam edeceği, kendi ajandalarını işletebilecekleri için bu katliamlara göz yumanlar arasına sıkıştı kaldı dünya. Bakalım bu mezalim nereye kadar devam edecek?
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
























































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
11.02.2020
4.02.2020
5.01.2020
29.12.2019
8.02.2019
29.07.2018
22.07.2018
15.07.2018
12.07.2018
5.02.2018