M.Şükrü HANİOĞLU

Batı merkezli bir kavramsallaştırma olarak akışkan sınırlara sahip olan Ortadoğu on dokuzuncu yüzyılın sonlarından itibaren bir "Makedonya" olmadıysa da mevcut düzenin temellerinin derinden sarsıldığı bir bölge haline geldi. Yirminci yüzyılda artan Batı müdahale ve sömürgeciliği ile yükselen milliyetçilik ve proto- milliyetçilikler eski düzenin süremeyeceğinin işaretlerini verirken, Harb-i Umumî pek çok bölge gibi söz konusu coğrafyaya da "değişim" değil "dönüşüm" getirdi.
Dönüşümün temelleri
Henüz savaş sürerken, 1916'da, İtilâf Devletleri Sykes-Picot-Sazonov anlaşması ile kapsamlı bir dönüşümün taslağını hazırlamışlardı.
Bu yeni vizyon, üç büyük Avrupa devletinin stratejik çıkarlarını dengeleme ve onlar tarafından himaye edilen etnik ve dinî topluluklara kazanım sağlama temeli üzerine yükselmişti. Bu yapılırken bölgede yaşayanların talepleri neredeyse hiç dikkate alınmamıştı.
Bolşevik İhtilâli, Şerif Hüseyin ile sürdürülen pazarlıklar, Balfour bildirgesi, Paris Konferansı ile başlatılan süreçteki anlaşmazlıklar, India Office ile İngiliz Savaş ve Dışişleri Bakanlıkları arasındaki görüş ayrılıkları, üzerinde anlaşılan taslak hayata geçirilirken bir dizi rötuşun yapılmasına neden olmuştur.
Buna karşılık, kapsamlı dönüşüm zikredilen temelde gerçekleşmiş ve yeni ülkeler yaratılıp sınırlar çizilirken bölge ahalisinin beklentileri belirleyici olmamıştır.
Bunun yanı sıra bölge güçleri de bu süreci etkileyememiştir. Bunlardan Osmanlı, savaş mağlubu olarak, yeni bölge düzeninin oluşturulmasında söz sahibi olamamıştır. 1907'de topraklarının büyük bölümü Rus ve İngiliz nüfûz sahaları olarak belirlenen İran da gelişmeleri sessizce izlemek zorunda kalmıştır.
Muhtariyetlerini İngiltere korumasına borçlu körfez emirlikleri, savaşta İtilâf devletlerini destekleyen ya da onlar yararına tarafsızlık siyaseti izleyen Şerif Hüseyin, Abdülaziz ibn Sa'ud ve Muhammed ibn Ali el-İdrisî benzeri liderler de yeni düzenin şekillenmesinde ancak ayrıntılar üzerinde etkili olabilmişlerdir.
Farklı demografik özelliklere sahip üç Osmanlı vilâyetini birleştirerek başına Hicaz'dan kral getirme, bir İngiliz diplomatının "bir tarih kazası" olarak nitelendirdiği Ürdün benzeri ülkeler yaratma, Beyrut vilâyetinin önemli bölümünü Cebel-i Lübnan ile birleştirerek, dağlık özgün bir bölge için kurulan düzeni geniş bir alana taşıma, Filistin'i yirminci yüzyılın Makedonyası haline getirecek bir yapı oluşturma benzeri uygulamaları beraberinde getiren yeni düzen doğal olarak fazlasıyla kırılgandı.
Böylesi kırılgan ve kitlesel destekten yoksun bir düzen ancak güç ile sürdürülebilirdi. Mandat rejimleri ve yaratılan liderler baskıcı uygulamalar aracılığıyla belirli bir süre bu düzenin devamını sağlayabilmişlerdir. Genellikle varsayılanın tersine Batı'yı sert biçimde eleştiren yeni lider ve rejimler "düzen"in temelini sorgulayamamışlardır. Global ölçekli gelişmelerin düzende çatlaklar oluşturmasına karşılık Soğuk Savaş onun sürdürülebilmesini mümkün kılmıştır. Soğuk Savaş'ın bitişi, yirminci yüzyıl başında tasarlanan daha sonra da tüm kırılmalara karşılık esası korunan bir düzen için sonun başlangıcı olmuştur. O günden beri yaşananlar aslında yeni bir düzenin ayak sesleridir.
Bataklığa girilmesin mi?
Oluşturulması süreci son derece sancılı biçimde gerçekleşen "yeni düzen" 1916'dan farklı olarak değişik aktörler tarafından yaratılmaktadır.
Bu düzen sadece "stratejik" dengeler ve himaye altındaki etnik/dinî grupların çıkarları temelinde şekillen(e)memektedir.
Bir asra yakın bir süre önce bölge hakkındaki bilgisi fazlasıyla sınırlı ve temel sorunları "stratejik çıkar" olan büyük devlet siyasetçi ve bürokratları tarafından yaratılan "düzen"in yeniden şekillendirilmesine bölgesel aktörler ve değişik toplumsal gruplar katılmaktadır; bunun düzen yerleşene kadar sürecek bir kargaşa ortamı yaratacağı ortadadır. Ancak bu ortam neticede Ortadoğu olarak adlandırılan bölgede yeni bir düzen, yeni sınırlar, yeni yapılanmaları doğuracaktır. Bu da ancak baskıcı rejimlerle birarada tutulabilen yapıların çözülmesi ve demokratikleşmesine katkıda bulunacaktır. Bunun kaçınılmaz olduğu kadar bir "normalleşme" süreci niteliği taşıdığı da vurgulanmalıdır.
Yaklaşık bir asır önce "yeni düzen"i kurma görevini üstlenen İtilâf Devletleri'nin yerini günümüzün küresel güçleri almıştır. Ancak bu güçlerin bölgeye yukarıdan aşağıya bir düzen dayatması mümkün değildir. Irak işgali bu tür dayatmaların ne kadar kısa ömürlü olduklarını ortaya koymuştur.
Bu çerçevede Türkiye'nin bölgesel bir güç olarak "yeni düzen" oluşturulmasının dışında kalabilmesi mümkün değildir. Sürecin sancılı olması, büyük acılara neden olması, onun dışında kalınmasını bir seçenek haline getirmemektedir.
Sürece katılımın "Yeni Osmanlılık" ile de bir ilişkisi yoktur.
Bu, Türkiye'nin sürece nasıl katılacağı ve bölgedeki değişik toplumların tümünü tatmin edecek hakkaniyetli yeni bir düzenin kurulmasına "ne biçimde" katkıda bulunacağının tartışılmaması anlamına gelmez.
Bu alanda farklı yaklaşımlar, değişik siyasetler önerilmesi, uygulanan politikaların kıyasıya eleştirilmesi mümkündür. Ama diğer bölgesel güçler gibi Türkiye de bu sürece katılacaktır. Buna "bataklıktan uzak duralım" benzeri tezlerle karşı çıkılması "ağaçlara saplanarak ormanı görememek"tir.
Ortadoğu'daki çatışmanın "geri kalmış, pusucu Ortadoğulu zihniyeti nedeniyle" yaşandığını düşünerek "bu bataklığa girmememiz"in gerekliliğini vurgulamak, büyük resmi görememektir. Ortadoğu'da "güç" ile kurulan, "zor" ile sürdürülen bir "düzen" "çatışma" ile sona erdirilmektedir. Bu düzeni kuran da sürdüren de Türkiye olmamıştır; Türkiye'nin onu tek başına sona erdirmesi de mümkün değildir.
Tartışmanın vurgusu
Türkiye'nin bölgesel bir güç olarak yeni düzenin âdil olmasına çalışması, bölgede yaşayanların istemlerinin, doğal haklarının stratejik çıkarların önüne geçirilmesine yardımcı olması, değişik grupların çatışan çıkarlarının dengelenmesi alanında tarafsız tutum benimsemesini istemek, buna uymayan siyasetleri eleştirmek ne denli gerekliyse, "Ortadoğu bataklığından uzak duralım" yaklaşımı da o kadar anlamsızdır.
Türk Oryantalizminin sanal dünyasında Avrupa'nın gelişmiş toplumları ile komşu olan Türkiye -Avrupa merkezli bir kavramsallaştırmayı anlamsız bulmuyorsak- Ortadoğu'dadır. Bölgeye yüz yıl sonra yeni bir düzen gelmektedir ve Türkiye kendi coğrafyasını yeniden şekillendiren bir sürecin dışında kalamaz. Dolayısıyla tartışmamızın vurgusu "uzak durma" değil "uygulanacak siyasetlerin niteliği" olmalıdır.
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezŞalvar sevdası “yeni gömlek” ölçütünün habercisi mi? 1.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları








































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
19.11.2018
12.11.2018
5.01.2018
29.10.2018
22.10.2018
15.10.2018
24.09.2018
16.09.2018