M.Şükrü HANİOĞLU
1908 sonrası siyasal hayatımız devleti dönüştürme amacıyla ortaya çıkan katılımcı siyaset sözcülerinin, bürokrasinin programını içselleştirerek karşı cepheye geçmelerinin olağanlaştığı bir süreci yansıtır
Türkiye yakın geçmişinin önemsizleştirdiği en mühim gelişmelerinden birisini bu yıl da "sansürün kaldırılması" kutlamaları ve "Erzurum Kongresi"nin toplanma yıldönümü vesilesiyle dolaylı biçimde andı. Halbuki sansürün kalkmasını doğuran ve en büyük millî bayram olması nedeniyle Erzurum Kongresi'nin başlama tarihi olarak seçilen "İnkılâb-ı Azîm" çok partili siyasal hayatımızın da başlangıcını oluşturur.
Bu önemli olayın daha sonra bayram olmaktan çıkarılarak sıradan ve başarısızlıkla neticelenen bir gelişme olarak kavramsallaştırılması onun önemini azaltmaz. Söz konusu önemsizleştirmeyi mümkün kılanın "İnkılâb-ı Azîm" sonrasındaki siyaset tecrübemizin başarısızlığı olduğu ortadadır. Ancak bunu vurgulayan Erken Cumhuriyet ondan gerekli dersleri çıkartmak yerine onun en olumsuz yönlerini alan bir "yeni siyaset" yaratmıştır.
Dolayısıyla bir unutulma duvarının arkasında bırakılmasına karşılık modern siyasetimizin başlangıç noktası olan "İnkılâb-ı Azîm"i tarihselleştirmek günümüze ulaşan bir süreci ve güncel siyaseti anlayabilmenin de temel koşullarından birisidir. Bunun yapılması toplumumuzda bir asrı aşan zaman diliminde varolan katılımcı siyasetin son derece ağır bir gelişim izlemesinin nedenlerinin de kavranabilmesine yardımcı olacaktır.
Devleti kurtarmak
"1908 İnkılâbı" kendisi için daha sonra yapılan şatafatlı kavramsallaştırmalara karşılık özünde askerî ve sivil orta ve alt düzey bürokratların gerçekleştirdiği bir eylemdi. Büyük bir değişim iddiasıyla ortaya çıkan bu hareket özünde bölgedeki "status quo"nun değişmesini engellemeye çalışan "muhafazakâr" bir girişim idi.
Hareketin motor gücü olan Osmanlı Terakki ve İttihad Cemiyeti'nin değişik forumlarda açıkladığı gibi amaç son tahlilde "devleti kurtarmak" idi. Bu nedenle "inkılâb"dan farklı beklentileri olan kitleler coşkulu mitingleri sürdürdüğünde Cemiyet "herkes işinin gücünün başına dönsün" temalı beyannâmeler ile bunları sonlandırmıştı. Benzer şekilde örgüt "hürriyet"i "vergi vermeme" biçiminde yorumlayanlara karşı sert bir bürokratik refleks ortaya koymuştu.
Bu nedenle "inkılâb" millet için yapılmakla birlikte "millet"in arka planda kalmayı sürdürdüğü bir yeni düzeni beraberinde getirmişti. Dolayısıyla katılımın göreceli artışı, partiler aracılığıyla siyasetin tabana doğru genişlemesi benzeri gelişmelere karşılık Meclis-i Meb'usan "devlete meydan okunan bir yer" olamamış, bilhassa 1914 sonrasında "bürokrasinin uzantısı" haline gelmişti.
Bu açıdan bakıldığında kapsamlı bir toplum mühendisliği projesini "mega söylem"ler kullanarak uygulamaya geçirmek isteyen bürokratik bir örgütlenme Tanzimat kadrolarından farklı olmayan bir amacı hedeflemişti. İttihad ve Terakki ricâlinin üst düzey bürokrat konaklarında değil Merkez-i Umumî'de toplanması, siyasal partiler ve meclisin varlığı bu konuda niteliksel bir farklılık doğurmuyordu.
Dolayısıyla "İnkılâb-ı Azîm" bürokrasinin sistem üzerindeki kontrolü ve "devlet merkezli" toplum mühendisliği projelerini hayata geçirme gayretleri açısından büyük bir değişime neden olmamıştı. Bunların bürokrasinin üst katmanları yerine daha geniş orta tabakaları tarafından ve siyasal bir örgüt aracılığıyla gerçekleştirilmesi ise etkinliği artırmıştı. Ancak adına büyük dönüşümler yapıldığı iddia olunan "millet"in sürece katılımı gene son derece sınırlı oluyordu.
Bürokrasi ve millet
1908 sonrası siyaset tecrübemizin başarısızlıkla neticelenmesinde etkin bürokratik kontrolün önemli bir payı vardır. Burada sorun bürokrasinin "varlığı" değil onun sistemi "kontrol" altında tutma girişimleri ve siyaseti toplumsal taleplerin karşılanması yerine kendi projelerinin hayata geçirilmesi olarak kavramsallaştırmasıdır. Bürokrasi bu şekilde kavramsallaştırılan "siyaset"in dümeninde oturmayı ve "siyasal katılım"ın büyük projelerinin gerçekleştirilmesine engel olmamasını temel hedefleri olarak görmüştür.
Tekrar edilmesi gerekirse karşılaşılan mesele Osmanlı askerî sınıfına uzanan bir geçmişe sahip olan ayrıcalıklı ve kendisini özgün, devletin çıkarını bilme tekeline sahip bir tabaka olarak gören bürokrasinin taleplerin karşılanmasını hedefleyen katılımcı siyaseti anlamsız ve büyük projeleri engelleyici bir eylem olarak görmesidir.
Bu da kendisi "uğruna her türlü fedakârlık" yapılan "millet"in siyasette edilgen bir rol oynamasını gerekli kılmaktaydı. Bürokrasinin yardımı olmadan iktidara ulaşması mümkün olmayan "millet" ise bu nedenle kısa aralıklar dışında ortak olabildiği iktidarı devretmek zorunda kalıyordu.
Nitekim bürokratik girişimlerle başlatılsa da tabana yayılan Kongre İktidarları (1918- 1920), Erzurum Kongresi akabinde tedricen iktidarı bürokrasiye devretmiş ve süreç 1923 sonrasında tamamlanmıştı. Çok partili yaşama geçiş sonrasında yeniden iktidara ortak olma girişimi ise 1960 Darbesi'nin getirdiği yasal çerçevesi güçlendirilmiş "vesayet"i karşısında bulmuş ve "yüksek siyaset" bürokrasiye terkedilmişti.
Bürokrasinin dönüşümü
Dolayısıyla sorun "İttihadçılık" olarak kavramsallaştırılarak, Cemiyet'in ortadan kalkması ile son bulan bir gelişme olmaktan fazlasıyla uzaktır. Bürokratik egemenlik ve katılımcılığın sınırlanması çabaları İttihad ve Terakki Cemiyeti'nden önce varolduğu gibi Osmanlı çöküşü ve yeni rejimin kurulmasından sonra da devam etmiştir.
1908 sonrasında siyasetin başarılı olamamasının önemli nedenlerinden biri "devleti kurtarmak" amaçlı bürokratik "yüksek siyaset"in egemenliği idi. Yeni rejim ise bunun tüm olumsuzluklarını sahiplenen bir siyaset anlayışı geliştirecektir. Bu devamlılık ve 1960 sonrasının katılımcılık karşıtı vesayetinin olağanüstü direnci sorunun yapısal karakterini ortaya koymaktadır.
Karşılaşılan sorun, katılımcı siyasetin iktidar payını artırdığı dönemlerin ardından bürokrasinin "yüksek siyaset" program ve hedeflerini içselleştirmesi ve onların savunucusu durumuna gelerek "talepleri karşılama" anlamındaki siyasete yukarıdan bakmasıdır.
1908 sonrasında belirgin şekilde görüldüğü gibi kitlelerin "devlet"i şekillendirme, ona "meydan okuma" girişimleri her seferinde katılımcı siyaset aracılığıyla sözcüsü durumuna getirdiği temsilcilerin karşı tarafa geçmesiyle neticelenmiştir.
Günümüzde bu alanda büyük bir değişimi gerçekleştirdiğini düşünerek "yüksek" siyaset yerine "gerçek" siyaseti egemen kıldıklarını savunanların da kökleri derin bu gelişmeden alacakları önemli dersler bulunmaktadır.
Yakın tarihimiz "millet" adına büyük dönüşümlerin öncülüğünü yaptığını savunan siyasal yapıların bürokrasi tarafından farklılaştırılması ve onun programına kazandırılmasının da tarihidir. Bu nedenle "İnkılâb-ı Azîm"in "Basın Bayramı" olmak ötesinde önemli etkilerinin bulunduğu anlaşılmalıdır.
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezŞalvar sevdası “yeni gömlek” ölçütünün habercisi mi? 1.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları








































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
19.11.2018
12.11.2018
5.01.2018
29.10.2018
22.10.2018
15.10.2018
24.09.2018
16.09.2018