M.Şükrü HANİOĞLU
Türkiye'de seçkinlik üzerindeki bürokratik tekelin sona erme aşamasına gelmesi, asırlar süren bir yapının değişmesi anlamındadır. Ancak süreç sonlanmamıştır. Bu noktada yeni bir ideolojinin seçkin sınıfını yaratma girişimini başlatmak yapılabilecek hataların en büyüğüdür
Türkiye son yıllarda basit bir iktidar mücadelesinin üzerinde bir çatışmaya sahne olmaktadır. Bu ise uzun bir geçmişe dayanan bir "seçkinlik" statüsü ve ondan kaynaklanan iktidarın sona erişidir.
Bürokratik seçkinlik...
Toplumumuzun geçmişinde seçkin (elit) statüsü zannedildiğinden fazla önem taşımıştır. Avrupa'daki uygulamaya benzer ırsî aristokrasisi olmamasına karşın kendisine değişik ayrıcalıklar tanınan bir askerî sınıfa (günümüzdeki mânâsıyla askerî değil, bürokratlar, yeniçeriler ve adalet sistemini de idare eden ulemâdan oluşan yönetici sınıf anlamında) sahip bir geleneğin mirasçısı olan toplumumuzda bunun doğal olduğunu söyleyebilmek mümkündür. Bu gelenekte Avrupa aristokrasisinin tersine seçkin sınıfına geçişin kolay, toplumsal hareketliliğin yüksek olması seçkin statüsünün önemini ve seçkinlerin gücünü azaltmıyordu.
Burada önemli olan seçkinliğin, peygamber neslinden geldiklerini kanıtlayan ufak bir azınlık dışında, "bilgi"ye dayanması ve ideolojiyi içselleştirmiş bir "hizmet"ten türemesiydi. Bilgi, hizmet makamına gelinmesini sağlıyor, ideolojiye uygun biçimde sunulan hizmet ise seçkinlik statüsü bahşediyordu.
Dolayısıyla "bilgi" gerekli ama yeterli değildi. Seçkinliği ve ayrıcalıkları ancak ideolojiyle uyumlu olarak hizmete sunulduğunda sağlıyordu. Bu uygulamada devlet Avrupa aristokrasilerinde olduğu gibi "seçkinliği" belirlemekle kalmıyor, seçkinlik devredilemediğinden, onu dilediği biçimde yeniden üretiyordu.
Seçkinlik beraberinde ekonomik gücü de getiriyor; ama ekonomik güç kendi başına seçkin statüsü kazandırmıyordu.
Zaten servet de ancak devletin izniyle kazanılabiliyordu.
Bunun yanı sıra seçkinlik merkezî karakter taşırken yerelliği reddediyordu. Bu çevredeki bireylerin seçkin statüsü kazanamaması anlamına gelmiyordu. Ancak bunu gerçekleştirebilmek için yerelliği bir kenara bırakmak gerekiyordu.
Cumhuriyet "askerî" sınıfı
Bu açıdan bakıldığında Cumhuriyet'in toplumsal hareketliliği çok daha güçlü bir yapı ortaya çıkartmış olduğu, alt sınıf mensuplarının önünü açtığı tezi gerçekçi değildir. Cumhuriyet döneminde, babası milletvekili olan Bülent Ecevit ile beraber çok daha düşük toplumsal statüye sahip bir ailenin çocuğu olan Süleyman Demirel başbakan olabildiği gibi, Osmanlı Devleti'nde de Keçecizâde Mehmed Fu'ad Paşa gibi ilmiye ricâlinden bir babanın oğlunun yanı sıra Mehmed Rüşdi Paşa benzeri bir kayıkçı çocuğu da makâm-ı sadâret-i uzmâya oturabiliyordu. Osmanlı geleneğinin mirasçısı Türk ulus-devletinde de seçkin yaratılmasında aynı uygulama geçerliydi. Bilgi, ideolojiye uygun olarak sunulduğunda, hizmet makamına gelişi ve seçkinliği sağlıyor, beraberinde de ekonomik gücü getiriyordu. Bilginin bu işlevi görebilmesi için ise ideolojiye uygun olması ve hizmete sunulması gerekiyordu.
Osmanlı uygulamasıyla karşılaştırıldığında "bilgi"nin ve ideolojinin farklılaşması dışında değişen bir şey yoktu.
Cumhuriyetin "gayr-ı resmî askerî sınıfı" da bürokratlar, askerler ve yargı bürokrasisi ile üniversite kadrolarından oluşuyordu.
Bu sınıf da değişik ayrıcalıklardan yararlanıyor ve seçkinlik tekelini elinde tutuyordu. Bu sınıf Osmanlı'da olduğu gibi devlet tarafından istenildiği biçimde yeniden üretiliyordu.
Bu doğal olarak kapalı, katı merkeziyetçi bir bürokratik yapılanmada işleyebilecek bir sistemdi. Tıpkı çevrenin güçlenmesi, âyânların ortaya çıkışı ve meşrutî idareye geçiş sonrasında sarsılan Osmanlı seçkinlik sistemi gibi, 1946 sonrasında "millet"i temsil iddiasıyla Ankara'ya gelen "Haso ve Memolar" da Cumhuriyet bürokratik seçkinliğini tehdit ediyorlardı.
Yerel ileri gelenler 1845'te eyâletlerin sorunlarının anlaşılması için İstanbul'a çağırıldıklarında, kendilerine sadece mahallî konu ve meseleleri tartışmaları, ülke idaresine ilişkin konulara karışmamaları ihtarı yapılmıştı. Kısa bir süre için 1877'de ve 1908 sonrasında pâyitahta gelen meb'uslar ise ülke yönetimi hakkında görüşler ileri sürmeye "cür'et" etmişlerdi. Buna karşılık sistem onları seçkin olarak görmemiş, bu ise 93 Harbi ile imparatorluğun en çalkantılı on yılının savaş, isyan ve darbeleri arasında unutulan ciddî bir çatışma yaratmıştı.
Bunu yakından izlemiş liderler tarafından tesis edilen Tek Parti idaresi ise soruna milletvekillerini atayarak, yâni bürokratlaştırarak ilginç bir çözüm bulmuştu. Pek çoğu temsil ettiği vilâyetleri ziyaret etme zahmetine bile katlanmayan bu vekiller, yerel talepleri dile getirmedikleri gibi devlet idaresine de karışmıyorlar; ama bürokrat olarak yeni "askerî" sınıfın üyeleri haline geliyorlardı.
Haso ve Memolardan, badem bıyıklılara
1946 sonrasında seçkinler nezdinde gerekli "bilgi"ye sahip olmayan "Haso ve Memo"ların hizmet sunmak değil, temsil ve yerel talepleri dile getirme amacıyla Ankara'ya gelmeye başlamaları "askerî sınıf" yapılanmasına ciddî bir tehdit oluşturdu. Bunlara ilâveten otarşiyi terkederek dünya ile eklemleşmek isteyen Türkiye'nin değişimi devletin ekonomik belirleyiciliğini zayıflattı.
Bunun neticesi Cumhuriyet "askerî sınıfı"nın seçkinlik tekelini yitirmesi oldu. "Haso ve Memolar" yerel talepleri dile getirmekle beraber "ideolojiyi" fazla sorgulamamışlar, "seçkin" sınıfla çatışmayı düşük yoğunlukta tutmaya gayret etmişlerdi.
Buna karşılık, "seçkinler" belirli kırmızı çizgiler çekmişler, onlar aşıldığında ise cezalandırmaya yönelmişlerdi.
Ancak tüm bu kırmızı çizgilere karşın "askerî sınıf," karşıdevrim olarak nitelendirdiği süreçte nizâm koyma tekelini yitirdi.
Bunun değişik nedenleri vardı. "Askerî sınıf"ın genişlemesi, eğitimin yaygınlaşması, "bilgiyi hizmete sunan" üyelerin ideolojiye tam bağlılığının sağlanmasını zorlaştırmıştı. "Askerî sınıf" lisanında söylenecek olursa "devlete sızılmıştı." Bu anlamda Haso ve Memoların başlattıkları süreç, badem bıyıklıların elinde "askerî sınıf" saflığının bozulmasıyla neticelenmişti.
Bunun yanı sıra istemeyerek de olsa kabullenen çoğulculuk yerelliğin gittikçe güçlenmesine yol açmıştı. "Askerî sınıf" söyleminde "siyaset taşralaşmıştı."
Tüm bunların ötesinde "askerî sınıf"ın seçkinlik statüsü kazandırmadığını düşündüğü ekonomik gücün nispî bağımsızlığına kavuşması bu tekel yitirimindeki motor gücü oluşturmuştu. Bu gücün "yerel"i, değişimin arkasında dururken, değişimi tiksintiyle izleyen "ulusal"ı "Beyaz Türk"lük olarak atıfta bulunulan, bürokrasiden bağımsız bir seçkinlik yaratmıştı. Bu, son tahlilde, devletin ayrıcalıklı seçkin sınıfı yaratmasını sonlandırdığı, farklı "seçkinlik"ler yaratarak çoğulculuk sağladığı için fazla üzülünecek bir gelişme değildir. Yeni bir ideolojinin "askerî sınıf"ını yaratmaya çalışmak ise herhalde yapılabilecek en büyük hatadır.
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları




































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
19.11.2018
12.11.2018
5.01.2018
29.10.2018
22.10.2018
15.10.2018
24.09.2018
16.09.2018