Münir AKTOLGA
Sadece Kuzey Irak'ın değil şimdi bir de Katalanlar'ın bağımsızlık talepleri sözkonusu.
Madem ki 21.Yüzyıl -ve Küreselleşme süreci- ulus devletlerin yok olmaya başladıkları bir süreçtir, o halde böyle bir ortamda bağımsızlık talebinde bulunmak yanlış değil midir, bu türden talepler gerici talepler değil midir?.. Söylenilen bu...
Bence asıl yanlış olan küreselleşme sürecinden böyle bir sonucun çıkarılmasıdır!.. Neden mi?
Küreselleşme sürecinin ulus devletin varlığını sınırlaması, giderek onu işlevsizleşmeye doğru götürmesi, milliyetçi mahalle baskısının azalmasına, ulus devletin bağlayıcı gücünün zayıflamasına neden oluyor, bu açık. Ama işte tam bu noktada bu, yerel unsurların özgürlük talebinin artmasını da birlikte getiriyor...
Birincisi ve en önemlisi şu: Eskiden dünya pazarlarında söz sahibi olabilmek için önce gelen güçlü bir ulus devletin varlığıydı. Şimdi ise buna gerek kalmamıştır... Bir malı daha iyi kalitede ve daha ucuza üretebiliyorsanız güçlü bir ulus devlete ihtiyacınız yoktur artık... Hal böyle olunca varolan ulus devletin sınırlayıcı kabuklarını kırarak bağımsız olma talebi son derece çekici geliyor... Tamam, sana ait olsalar da bu yeni kabuklar da gene son tahlilde kabuktur ve onlar da gene sınırlayıcı olacaktır, ama insanlar, madem öyle, o halde sırtımda neden bana ait olmayanları taşıyayım diye düşünüyorlar...
Bunu engellemeye çalışan devletlere şunu sormak lazım, madem Küreselleşme süreci yeni bir devletin kurulmasını gereksiz kılıyor, o halde bir ulus devlet olarak neden kendi ulusal birliğinizi savunma adına buna karşı çıkıyorsunuz? Yani hem diyorsunuz ki, ulus devletler çağı sona ermiştir, hem de varolan ulus devleti savunma adına halkların özgür iradesine zora başvurarak karşı çıkıyorsunuz!!..
Bence burada asıl belirleyici olan zora, şiddete başvurmadan nasıl yaşamak istediğine dair özgür irade beyanıdır... Ben bunu ideolojik bir ilke olarak ele almıyorum...
Soru şu: Bu türden talepler doğru mudur, yanlış mıdır, kim belirleyecek bunu?.. Bir halk bağımsızlık konusunda irade beyanında bulunuyorsa ve varolan devlet de ona hayır bu yanlıştır diyerek zor kullanarak karşı çıkıyorsa burada haklı olan kim olacaktır?.. Bence devletin söylediği doğru bile olsa, haklı olan özgür irade beyanında bulunan halktır...
Birincisi, kimin haklı kimin haksız olacağına devlet neye göre karar verecektir ki?..Devletin bu konuda tek dayanak noktası varolan ulus-devlet statükosunu korumaktır... Halkın bağımsızlık talebi ilk anda ayrı bir ulus devlet kurma anlamında bir 20.yy talebi olarak görülse bile, burada sözkonusu olan eğer ideolojik bir talep degilse otomatikman haklı olan halktır... Çünkü sonunda yanılmış bile olsalar bu onların kendi kararlarıyla oluşan bir yanılgı olacaktır ki, bu bile zorla birarada tutulmaktan daha değerlidir...
Küreselleşme olayını mekanik olarak görmemek gerekiyor... PKK'nin "komünal yaşam" anlayışında da deniyor ki, 21.yy da artık ulus devlet anlayışı sona ermiştir, bu nedenle yeni bir devlet kurmak yanlıştır... İlk bakışta son derece doğru bir yaklaşım. Ama bence bu da gene bir toplum mühendisliği formülasyonudur... Yani önemli olan bir halkın nasıl yaşayacağına kendisi olarak kendi iradesiyle karar vermesidir... Bu "yanlış" bile olsa doğru olan budur!..
Ne olup bittiğini doğru değerlendirebilmek için aslında olayların tarihsel köklerini de bilmek lazım- hem İspanya'daki Katalon ve Basklar'ın, hem de Kürtler’in daha önceki hikayesini bilmek lazım... Franko tarafindan yok edilen Katalon ve Bask özgürlük hareketinin tarihçesini, CİA’nın da katıldığı bir komplo süreciyle yok edilen Kürt Mahabad Cumhuriyeti olayını bilmeden bugünü kavramak biraz zor... Tabi bu arada bir de Saddam'ın zehirli gazlarıyla yaptığı Kürt katliamları var...
İnsanlar tarihte yaşanılan belirli travmalarla yüzleşmeden, psikoterapi yerine geçecek süreçleri yaşamadan normal yaşama tam olarak entegre olamıyorlar...
Alın bizimkileri... Batılılaşma hareketini, Merkez-Çevre mücadelelerini... Çevre unsurlarının zamanında kendilerine kan kusturan Devlete olan hayranlıklarını... O Abdülhamid hayranlığının altında ne yatıyor sanıyorsunuz?... Hep aynı şey değil mi?.. Travmatik olaylar ancak onları bilince çıkararak yapılacak toplumsal psikoterapi yöntemleriyle çözülebiliyor... Bu nedenle, teröre ve şiddete başvurulmadığı taktirde özgürlüğü esas alan hareketlerden korkmamak gerekir...
Ama şimdi bakın, eğer Katalonlar, haklı olmalarına rağmen, "madem ki merkezi yönetim ve Anayasa Mahkemesi bağımsızlık talebimizi kabul etmiyor" diyerek, teröre ve şiddete başvurmaya kalkarlarsa-aynı şey Kürtler için de geçerli-bütün o meşruiyet çizgilerini kaybederler ve zararlı çıkarlar (Suriye muhalefetinin durumuna düşerler)...
21.yy da hak elde etmenin yöntemi şiddet olamaz... Daha çok demokrasi, daha çok özgürlük elde edebilmek için buna uygun yöntemlerle mücadele biçimleri geliştirilmelidir. Ve eğer illa ki bağımsızlık isteniyorsa da, bu, birlik içinde bağımsızlık olmalıdır (yani öyle olmalı ki, bağımsızlık diğerlerine karşı bir düşmanlık anlamı taşımamalı... Tam tersine, diğerleri de bunu destekleyebilmelidir... Çekler’le Slovenler’in örneğini çok iyi incelemek gerekiyor... Bunlar hayal falan demeyin, hayal kurabilmek bilişsel düşünmenin ön şartı oluyor... Hayalcilikle, imkansız görüneni elde etmek için doğru yolları bulmak arayışı aynı şey degildir...)
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRT“Birden dursun istersin seneler olunca mazi. Öyle bir geçer zaman ki…” 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeni gelen bakanlara “Hoşgeldiniz” yazısı… 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUİrfan Fidan’dan Akın Gürlek’e… 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAÖzgür Önderlik – Özgür Rojava – Jin, Jiyan, Azadî... 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha AkyolYine yolsuzluk sorunu 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZGüvenlik paradigması çağında Kürt Meselesi: Yeni statüko ve arayışlar 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRVe siyasallaşan yargıda yeni eşik 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKANDemirel’in köprüsünü sattırmam… Özal’ın köprüsünü sattırmam… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanEvrensel hukuk ilkesini rafa kaldırdığınızda neler olur? 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuBir yakın takip hikayesi bizimkisi… 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçCHP çok iyi bir şey yaptı 4.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KirasAmerika İran’a saldırır mı saldırmaz mı? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALKürt milliyetçiliği bilincini yok etmek istiyorlar… 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları

























































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
16.11.2024
9.11.2024
31.07.2024
3.06.2024
9.04.2024
20.07.2023
18.07.2023
17.07.2023
20.06.2023
18.06.2023