Murat BELGE
Türkiye toplumunun ezelî dertlerinden biri, Batılılaşma’nın resmî devlet politikası haline gelmesiyle başlayan kültürel ikileşmedir. Erken 19. yüzyıl koşullarında bu, toplumun tamamı bir yana, intelligentsia’nın bile sadece bir kısmını içine alan bir hareketti. Toplumun değil, devletin duyduğu bir ihtiyaca cevap veren, tam anlamıyla “tepeden inme” bir programdı.
Başlar başlamaz sınıfsal bir karakter kazanması da mukadderdi. “Haberdar” olanlar ve hayatlarını buna göre uyduranlar kaçınılmaz olarak hali vakti yerinde olanlardı. Böylece “yukarıda” olanlar hayat tarzlarını değiştirirken, “alttakiler” de kendi hayatlarını devam ettirdiler; yani, yoksulluklarını muhafaza ettiler. Geç Osmanlı döneminin kopkoyu hiyerarşik dünya görüşü çerçevesinde bu gibi farklılıkların, kopuklukların bir sakıncası yoktu. Normali buydu.
Öte yandan, bu farklılıkların zamanla siyasîleşmesi, başka bir söyleyişle, siyasetin bu ayrımlara göre şekiller alması da kaçınılmaz bir şeydi. Siyaset özellikle Cumhuriyet döneminde önem kazandı; çok-partili düzene geçildiğinde büsbütün belirleyici oldu. Başka yapılarla da eklemlenen kültürel ikileşme toplumun merkezî sorunu olmaya devam etti. Onun için Türkiye toplumu, içinde bu anlamda “iki” milletin yaşadığı bir toplum olma özelliğini sürdürdü (mecazî değil, gerçek anlamda etnik farklılıkların yanısıra).
Bu “siyasîleşme”, zamanla, dinî ideolojiyi de siyasîleştirdi.
Yirminci yüzyılın ya da bugünlerin “İslâmcı” siyaseti, geleneksel İslâm’ın doğal devamı değildir. Modernleşmenin travmatik bir ürünüdür. Cumhuriyet döneminde “Batılılaşma”nın dozu ve şiddeti artınca, böyle bir evrilmenin de zorunlu olacağı belliydi. Fizik kanunu gibi bir şey bu. Nitekim böyle de oldu. Çeşitli hoyrat askerî darbelerin de derinliklerinde bu ikileşme yer alıyordu. Onlar da toplumun normalleşmesini engelleyen, son analizde “muhafazakâr” (ama sözde “muhafazakâr”) tepkiyi güçlendiren episodlar oldu.
Türkiye’nin bir “tüketim toplumu”na doğru yönelen gidişatı, bu kültürel ikileşmede bazı kırılmalar yarattı; yani, iki ucun birbirine yaklaşmasına katkıda bulundu. Ama bu yakınlaşma hemen hemen tamamen “tüketim nesneleri” ile sınırlı bir fenomendi. Ayrıca, iki arklı kesim, aynı marka otomobile binip aynı marka dondurma yese de, ayrılıklarının simgesi olan (başörtüsü gibi) nesneleri sıkı sıkı korumaktan geri durmuyordu.
2002’de AKP’nin seçimi net bir şekilde kazanmasının ardından gelen Kemalist ya da ulusalcı ya da Batılılaşmacı --her neyse adı-- tepki, bu ayrımın bu toplumda ne kadar köklü ve belirleyici olduğunu gösterdi. Ama aynı zamanda, sınırlı ölçekte de olsa, sözkonusu iki ucun bazı temsilcilerinin birtakım ciddi konularda da birbirlerine yakın düşünceler üretebildiğinin işaretleri görüldü. Bu yaklaşmanın zemini “demokrasi” mücadelesiydi.
Bu sınırlı süreci sona erdiren, Tayyip Erdoğan oldu. Karar anı da, hep bildiğimiz gibi, Gezi direnişidir. Ancak, bence o direniş böyle bir kararın oluşmasının değil, uygulamaya konmasının vesilesidir. Tayyip Erdoğan (onun sözcüsü ve temsilcisi olduğu zihniyet ya da siyasî çizgi) böyle bir yakınlaşmadan hoşlanmıyordu. Erdoğan’ın ideolojik cephesini meydana getirenlerin bazılarının bu yeni politikaya nasıl dört elle sarıldıklarını görmek, yakınlaşmadan tedirgin olanların hiç de az olmadığını ortaya koyuyor.
Bence yanlış, uzun vadede çok zararlı bir politika bu. “Ulus” diyenlerin “millet” diyenleri, “millet” diyenlerin de “ulus” diyenleri boğazlamaya her an teşne olduğu bu toplumsal ortamda, bu politikanın anlamı “ateşle oynamak”.
Türkiye’nin ihtiyaç duyduğu şey, “kazamat” değil.
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları








































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
8.12.2025
1.12.2025
24.11.2025
25.08.2025
6.08.2025
1.08.2025
28.07.2025
22.07.2025
30.06.2025
16.06.2025