Murat BELGE
Yalnız MHP’nin değil, şu dönemde AKP’nin de siyasi stratejisi, HDP’yi PKK’nın bir aracı gibi göstermek üzerine kuruldu. MHP’nin şiddetli HDP fobisinin kendine göre nedenleri vardır herhalde. En azından, “böyle” davranıyorlar diye uzun boylu şaşkınlığa düşmüyoruz. Ama AKP’nin bu tavrı benimsemesi şaşırtıcı, çünkü kendi içinde çelişik tarafları var.
Şu basit denklem: “Barış Süreci” kavramının “mucid”i AKP. Yani, Kürt sorununun silâhın devreye girmediği bir müzakere ile varılacak bir uzlaşmayla, barışçı biçimde çözülmesi sürecini o başlattı. Böyle olduğuna göre, aynı anlayışı paylaşan, aynı hedefi gözeten başka siyasi aktörlerle aynı zeminde duruyor. Kendiliğinden bir ittifak zemini oluyor bu. Yapılacak şey, kendiliğinden oluşan ittifakı bilinçli, planlı bir güçbirliğine çevirmek.
HDP de o aynı zeminde duruyor, silâhların susmasını istiyor, buna göre kendine yeniden şekil vermeye çalışıyor vb.
Sonuç ne? Sonuç bu iki parti arasında şiddetli bir mücadele. MHP durduğu yerde MGM aslanı gibi kükrese de, asıl can alıcı mücadele AKP ile HDP arasında. Burada AKP’nin başlıca taktiği, HDP’nin PKK’nın şiddet eylemlerini kınayacak cesareti olmadığını göstermek, kanıtlamak. AKP için açılan bütün ağızlardan bu suçlama dökülüyor. “Siz onları eleştiremez, kınayamazsınız, çünkü onlara tabisiniz! Siz ‘Türkiye partisi’ falan değil, PKK’nın maşasısınız!”
Böyle mi? Bence değil, ama HDP’nin bazı davranışlarında ya da bazı HDP’lilerin davranışlarında böyle bir suçlamayı davet eden özellikler olduğunu görüyorum. Bunlar, Kürt siyasi hareketinin somut tarih içinde aldığı biçimlere bağlı. Onları da konuşmak istiyorum ama şimdi, burada değil.
“Burada değil”, çünkü HDP’nin iddia edildiği gibi “PKK’nın maşası” olması ya da olmaması değil sorun. Sorun, öyle olsun ya da olmasın, AKP’nin öyle olduğunu iddia etmek zorunda olması.
Niye zorunda?
“Baraj”dan ötürü. Hep bildiğimiz hesaplarla, AKP, baraj sayesinde kazandığı bedava milletvekillerini bu seçimde kazanamayınca, tek başına iktidar olamadı –Erdoğan’ın talep ettiği 400 milletvekilliği zaten hayaldi.
O halde HDP’yi yaka paça baraj altında indirmek gerekiyor. Bu nasıl yapılır? İşte, AKP’nin şu sıralar yaptığı gibi: bir yandan fiilî PKK şiddetinin dozu artarken, HDP’yi de PKK’nın suç ortağı olarak göstermekle. PKK- HDP özdeşliği kavramını yerleştirmekle.
HDP, PKK’dan gelen eylem zincirine karşı ses çıkarmaya başladı aslında. Ama AKP böyle bir şey yokmuş gibi davranacak, denetleyebildiği medyayı bu konuda suskun durmaya zorlayarak toplumun bu durumdan haberdar olmasını önleyecek vb.
Bütün bunlar neyin parçası ya da neyin gereği? AKP’nin mutlaka yapmak istediği “Yeniden seçim” stratejisinin gereği. Peki, “Barış Süreci”nin gereği mi? Hayır, elbette değil. Onun tam karşıtı.
Yazının başında değindiğim “çelişik” durum bu.
Yaptığın işte yanında durabileceğini tahmin ettiğim kim varsa, onunla yakınlık kurmaya bakarsın. AKP tersini yapıyor? Neden? “A” işinde yakın olabilecek kişi “B” işinde karşıt konumda.
Durum buysa, “Bunların hangisi daha önemli?” hesabı yapmak gerekir. Bir tercih, Türkler’le Kürler’in eşit haklara dayalı bir Cumhuriyet projesi üstünde anlaşmaları bu toplumun en önemli sorunudur, demek.
Ama Tayyip Erdoğan açısından hiçbir proje Tayyip Erdoğan’ın iktidarın başında olması projesinden daha önemli, daha değerli olamaz. “Barış Süreci”, şu bu. Bunlar, başında Tayyip Erdoğan varsa önemlidir,o yoksa hiçbir anlamı yoktur.
Dolayısıyla şu anda, somut gerçeklik içinde, HDP’nin PKK ile ilişkisi nedir, Kürt siyasi hareketini silâhlı mücadele zemininden demokratik sivil siyaset platformuna çekmenin yolları neler olabilir, bunları tartışmanın yeri ve zamanı değil. Hattâ, bakın, PKK’nın şu anda yaptığı silâhlı mücadele de bize “Tekrar seçim” stratejimizde yardımcı oluyor. Bizim yaratamadığımız gerilimi onlar yaratıyor.
O halde devam, aynı hızla.
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları





































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
8.12.2025
1.12.2025
24.11.2025
25.08.2025
6.08.2025
1.08.2025
28.07.2025
22.07.2025
30.06.2025
16.06.2025