Murat BELGE
Geçtiğimiz bir hafta, on günlük sürede birtakım sağlık sorunlarıyla uğraşmam gerektiği için yazmayı geciktirdim. Şimdi normale döndük. Daha doğrusu ben döndüm: Tayyip Erdoğan Türkiyesi’nin döneceği yok.
“Dokunulmazlıklar”, şunlar bunlar… Bir yığın önemli konu. Bense bu arada akıp geçen AKP Kurultayı üstünde biraz durmak istiyorum. Bunun heyecanlı bir yanı yoktu; “beklenmedik” bir şey olması beklenmiyordu. Zaten olmadı. Gene de, ne olduğunun şöyle bir saptanmasında yarar var, diye düşünüyorum.
Kongrenin Türkiye için fazla bir sözü yoktu: “Terörü bitireceğiz”, “ekonomiyi canlandıracağız” vb. Hangi hükümet gelse söyleyeceği şeyler. Üstelik “nasıl”a ilişkin hiçbir ipucu yok.
Ama bu kurultay zaten partinin toplumla ilişkisinden çok partinin kendi önderiyle ilişkisini belirlemek üzere toplanmıştı. Bunu yaptı, kesinleştirdi. Bu aynı zamanda, partinin, “nasıl bir parti” olacağına karar vermesi için toplanmış bir kurultaydı. Bu da oldu.
Süreç, bir “azil” olayı üzerine kurulmuştu. Malûm, Başbakan Davutoğlu, Tayyip Erdoğan’ın “Şuradan şuraya kadar” diye çizdiği alandan dışarı çıkma belirtileri göstermişti. Gene Tayyip Erdoğan’dan geldiği için her şeye önceliği olan bazı emirleri yerine getirmekte işi ağırdan almıştı. Hattâ, bazı konularda farklı anlamda sözler söyleme cüretini bile göstermişti. Tayyip Erdoğan’ın partisinde böyle şeylere izin verilmezdi. Verilmedi.
Davutoğlu, cumhurbaşkanıyla aralarında “milim fark olmadığı”nı söylemişti. ama yapılan yayın (Pelikan vb) farklı olan milimleri tespit etmişti. Kurultaydan çıkan yeni yönetim aynı kelimeleri kullandı: Partinin Başkan’la arasında “milim fark” olmayacaktı. Bu ikinci milimetrik ölçünün daha iyi işleyeceğine güvenebiliriz. Binali Yıldırım gerekeni yapmaya başladı bile.
Başkanından “milim sapmayan” partileri biliriz. Onların da kendi kuralları falan olur. Kâğıt üstünde. Ama zaten kuralları, herkesi, Başkan seçer. Böyle partilerde aslında “seçme” değil, “ayıklama” söz konusudur.
Yukarıda söylediğim, partinin ve partiden çıkan hükümetin topluma söyleyeceği fazla bir sözü olmaması, bu durumda iyice normalleşiyor. Çünkü hükümetin ya da partinin ne söyleyeceğini önce Başkan belirleyecek.
Kurultay AKP’nin bundan böyle bir “Reis Partisi”, bir Fuehrer Partisi olacağını tespit etti; ama bunu tüzüğüne bu açıklıkla yazmış değil. Böylesi de Tayyip Erdoğan’ın genel hükmetme üslûbuna uyuyor. Özellikle kendi bahçesi olan partisinde, bütün dünyada “ayıp” sayılacak tüzük maddeleri yazdırmasına gerek yok; de facto böyle olması yetiyor.
Ama toplumda varoluş tarzı hâlâ de facto ve Erdoğan bundan rahatsız. Bunun bir an önce de jure olmasını istiyor. Bu da zaten kurultayda Binali Yıldırım’ın vaat ettiği öncelikli işlerden. Yıldırım, açık açık ‘fiilî duruma uygun anayasa’dan söz etti. Bu ne demek? Anayasada olmayan bir yönetimle yönetiliyoruz. Tayyip Erdoğan “Ben halkın oyuyla seçildim” diyor. Bu, böyle davranmasının meşru olduğu anlamına geliyor. “Böyle olmaz, bu anayasal suçtur” diyen de yok.
Partisinin yapısını bu şekilde dönüştüren Tayyip Erdoğan, şimdi, o partiyi de harekete geçirerek, aynı sistemin bütün toplumu yöneten sistem olması için düğmeye basacak.
Şu an geçerli terminolojiye göre düşmanlara “terörist” deneceği anlaşılıyor. “Fethullah Terör Örgütü” diye bir şey var. “Yolsuzluk” diyene (örneğin) hemen “terörist” denecek. Dokunulmazlıklar kalkacak, belki HDP kapatılacak. Neden? Onlar da “terörist.” Bir yandan, HDP’li Kürt falan da olmaksızın, “Ne oluyor? Ne yapıyorsunuz? Bu iş böyle olmaz” diyenleri de “terörist” yapmanın yasaları hazırlanıyor.
Bunların sonucunda AKP’nin “Reis”ine “milim” şaşmayan itaati toplumun da “Reis”ine karşı takınacağı tavrın temellerini teşkil edecek.
Dolayısıyla bu kurultay, son analizde, AKP’nin kendi içine dönük konularla uğraştığı bir kurultay olmadı. Toplumun da ne olacağını gösteren bir kurultay oldu.
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları







































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
8.12.2025
1.12.2025
24.11.2025
25.08.2025
6.08.2025
1.08.2025
28.07.2025
22.07.2025
30.06.2025
16.06.2025