Murat BELGE
Bütün Osmanlı padişahları arasında Abdülhamid kadar “tartışmalı” olan yoktur. Kimse II. Ahmed'in kararlarını ya daIII. Osman’ın verdiği kararların isabetini tartışmak istemez. Abdülhamid’lerin birincisi de, tartışmaya değer bir konu sayılmaz. Ama “ikinci” deyince kaşlar çatılır, çeneler kısılır. Hemen hava ısınır.
Böyle değildi. Osmanlı toplumu Türk milletine dönüştüğünde “Abdülhamid” denince birden fazla ses çıkmazdı. Abdülhamid kötü bir adamdı, kötü bir padişahtı, nokta. Ama “Türk milleti”ne dönüşmeden önce de Abdülhamid imgesi, Abdülhamid adı, hoş şeyler değildi. Öldüğü zaman “gitti” diye yas tutan pek olmamıştı. Cumhuriyet öncesinde Abdülhamid’e “pozitif” bir değer verilmesini sağlayanlar, İttihatçılar olmuştu. Onu tahtından indirip herkese umut saçtıktan sonra öyle bir performans koydular ki ortaya, Abdülhamid’den hayatı boyunca nefret etmiş insanlar 1918’de öldüğünde cenaze törenine koşup gözyaşı döktüler.
Cumhuriyet’in “millet”e verdiği ders içinde “Osmanlı” adının yanında herhangi bir olumlu sıfat yer alamazdı. Osmanlı kötüydü. Ama Abdülhamid üç kere dört kere kötüydü. Neden? Çünkü şimdi bu Cumhuriyet’in kuruluşu uğraşında yer alan hemen hemen herkes onun baskıcı rejimi altında, onun baskı örgüt ve aygıtlarının namlusu önünde yetişmişti (onlar da, babaları da). Dolayısıyla yakın zamanlara kadar Abdülhamid hakkında, kamusal mekânda, olumlu söz söylemek yakışık almayacak bir davranıştı - tavsiye edilmezdi. Gereğinde (yerine göre) tehlikeli bile olabilirdi.
Bu, tarihî nesnellik çerçevesinde doğru bir değerlendirme miydi? Tarihe bakışta “nesnellik” kolay bulunur bir şey değildir; hiç olmamıştır. Ama bir yandan da, aranan ve istenen bir şeydir. Benim nesnellik ölçütlerime göre Cumhuriyet’in Abdülhamid düşmanlığı abartılmış bir ideolojidir. Adam bir iblis filan değildir. İçinde varolduğu çok beter koşullar çerçevesinde değerlendirildiğinde, “Doğru yapmış” denecek şeyler olduğu gibi, “Ne yapabilirdi ki?” denecek daha fazla şey vardır. Aptal bir adam kesinlikle değildir. Kurduğu “istibdat” rejiminde tahmin edileceği kadar fazla insan hayatından sorumlu olmamıştır. Birçok kişisel meziyeti de gösterilebilir.
Bence böyledir de, bunların üstüne bir “ulusal kahraman” mıdır? Aslında bu sıfat çok az insana hayatı esnasında yakıştırılır. Çoğu “ulusal kahraman” bu sıfatı öldükten sonra kazanmıştır. Abdülhamid ne yaşarken ne de öldükten sonra “ulusal kahraman” ilân edilecek bir şey yapmadı.
Abdülhamid’ten bir kahraman çıkarma fikri Necip Fazıl’ın fikridir. “Süper Mürşit”in birçok fikri gibi bu da sağlam ve nesnel bir temele oturmaz; entellektüel bir muhakeme ve bir muhasebe sonucunda varılmış bir vargı değildir. Necip Fazıl zaten böyle süreçlerin adamı değildi. Gerçek gökyüzünde hava açık, güneş parlıyor olabilir; Necip Fazıl’ın göğünde her zaman stratus bulutları dolaşır, şimşek çakar, yağmur yağar. Bu Kemalistler Abdülhamid’in “kötü adam” olduğunu mu söylüyorlar? O halde Abdülhamid iyi adamdır. Hem öyle “iyi adamdır” falan yetmez; “çok iyi adam”dır, onun gibi iyi adam görülmemiştir. O “ulu Hakan’dır” vb.
Çok mu Müslümandı Abdülhamid? Yoo! Bir kere muhafazakâr Osmanlı padişahı. “Ateist” olacak hali yok. Ama konyağını içer, başka “alafrangalıklar” yapar (bu şimdiki İslâmcı “lider”lerimizin hoşuna gitmeyecek şeyler) bir adamdı. Siyasette güttüğü İslâmcılık tamamen jeo-politik temellere dayanıyordu: “İmparatorluktan kalanı belki İslâm fikriyle ayakta tutarım” umudu (Boşnaklar, Müslüman Arnavutlar, Torbeşler, Pomaklar ve Balkan Türkleri ile bir “set” çekebilme) söz konusuydu. Bir yandan da, başlıca tehlikeyi yaratan Britanya, Fransa ve Rusya’nın Müslüman uyruklarını Müslümanların halifesi olarak ayaklandırma tehdidiyle bu ülkeleri nötralize etme stratejisi. Bunlar akılsızca tedbirler olmayabilir ama Abdülhamid’i de bir “mücahit” yapmaz.
Onun için, şimdi gazetede okuduğumuz askerî hastaneye Abdülhamid’in adını verme kararının esbab-ı mucibesini anlamak zor.
Tayyip Erdoğan’ın Necip Fazıl’daki o kavgacı ruhu paylaştığı birçok davranışından belli oluyor. Ayrıca, Necip Fazıl’dan öte, Abdülhamid’in kendisiyle paylaştığı özellikler de var muhtemelen. Gene de, insan bu karara şaşırmadan edemiyor.
Gereksiz yere provokatif bir davranış değil mi, kırk yıldır belirli bir adla tanınan hastaneye şimdi “Abdülhamid” adını vermek - Bezmîâlem Valide Sultan’ın yaptırdığı hastaneyi “Bezmîâlem” değil de “gureba” adıyla anmaya alışmış bir toplumda?
Ama darbe girişimi sonrası tutturulmuş siyaset bu. Girişiminin ertesi gününde “Taksim’e kışlayı da yapacağız” demekten kendini alıkoyamayan ruh halinin tezahürleri.
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları






































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
8.12.2025
1.12.2025
24.11.2025
25.08.2025
6.08.2025
1.08.2025
28.07.2025
22.07.2025
30.06.2025
16.06.2025