Murat BELGE
İktidarın önünü arkasını pek düşünmeden körüklediği bir “Amerikan düşmanlığı” aldı yürüdü (“iktidar” kelimesi kullanıldığında bundan Tayyip Erdoğan’ın anlaşılması gerektiğini söylemek artık bir fazlalık). Bu Türkiye’de eskiden de yok değildi. Eskiden öncelikle “sol”un kitabının başlıca maddelerinden biriydi. Hattâ bir tarihlerde “islâmcı” ahbaplarım kendilerini bu konuda solun uyardığını söylemişlerdi. Ama sol bu Amerikan düşmanlığını yaparken, sağ, sol ne yaparsa onun tersini yapmanın “doğru politika” olduğuna inandığı için altmışların “Kanlı Pazar” olayında olduğu gibi, Amerika’yı savunmaya hazırdı. Şimdi asıl salvolar, o yünden geliyor. İletişim kanallarını büyük ölçüde denetim altında tutan iktidar. Yoğun bir Anti-Amerikan kampanya açmış durumda.
Hürriyet’te Tolga Tanış Amerikan politikalarını ve Türkiye-Amerika ilişkilerini dikkatli izleyen gazetecilerden biridir. Bugünkü “Erdoğan Notları” başlıklı yazısında bu gerilimi anlatıyor. Tayyip Erdoğan’ın Birleşmiş Milletler dolayımıyla gittiği Birleşik Amerika’da gerilimi özellikle yükselttiğini örnekler vererek söylüyor. “Ancak Türk-Amerikan ilişkilerinin, tam ABD’deki kasım seçimlerinden evvel çok kritik bir kavşaktan geçtiğine şüphe yok. Kavşakta ışık yok. Ve iki taraf da hız kesmeden giriyor.” Cümleleriyle bitirmiş yazısını.
Bütün dünya ile kavga etmeyi, Erdoğan önderliğinde AKP iktidarı değişmez bir politika haline getirdi. “Düşmanlar”ımız günden güne değişebiliyor ama “bizim” konuşma tarzımız, üslûbumuz değişmiyor. Medyanın da söylemekten büyük haz duyduğu “sert” sıfatı sürekli gündemde. Biz herkese “sert” söylüyoruz. “Sert” cevap veriyoruz v.b.
Bunlara artık alıştık. Genel durum, genel tutum böyle. Ama bu arada Amerika özel bir yer tutuyor.
Önde görünen “suç”u Fethullah Gülen’i hâlâ bize teslim etmemiş olması. Sahiden mi istiyoruz teslim etmesini? Bundan ciddi şüphelerim olduğunu daha önce yazmıştım. Ama bu “teslim etmeme” konusu sürdükçe, buradaki anti-Amerikan kampanyada yakıt olarak kullanılacağı belli.
Gülen’in teslim edilmesinden çok daha vahim olan iddia, 15 Temmuz darbe girişimini Amerika’nın bir biçimde desteklemiş olması. Bu doğal olarak, “resmen” söylenmiyor. Söylenecek olsa her şeyin radikal biçimde değişmesi gerekir. Ama her fırsatta ve her düzeyde ima ediliyor. Böyle bir konuda ABD’nin ciddi sabıkaları olduğu için, imalar geniş kesimlerin algılamasında inandırıcı olabiliyor.
Öte yandan “haberleri vardı” ya da “gizli kapaklı destekliyorlardı” hattâ neredeyse “onlar yaptırdı” suçlamalarının nelere dayandığı bilmemekle birlikte Amerika’nın Tayyip Erdoğan iktidarından pek memnun olmadığını tahmin edebiliyorum. Şu konjonktürde Tayyip Erdoğan Amerika’ya yönelttiği suçlamaların dozunu yükseltirken Amerika bu dozu düşürmeye çalışıyor. Özellikle de Biden’ın tavrında, sözlerinde görebiliyoruz bunu. Ancak bu yumuşak tavır Tayyip Erdoğan ve iktidarından çok bundan bağımsız olarak yürümesi istenen Türkiye-Amerika ilişkileri açısından takınılıyor sanıyorum.
Peki neden? Niçin Tayyip Erdoğan Amerika’ya yüklenme gereğini ya da ihtiyacını duyuyor?
“Şöyle bir rasyonel açıklaması olabilir mi?” zihnimi kurcalıyor.
“Zarrab” demek istiyorum. Gene Tayyip Erdoğan’ın bu son Amerika ziyaretinde söylediği bazı sözler de bendeki bu “acaba”yı destekledi. “Biden’a sordum” demiş Erdoğan. “Bu kişi Türkiye Cumhuriyeti vatandaşıdır. Bu tutuklama hangi kurala göre yapıldı?” diye sormuş. Bizim bakanlıklarımızın yaptığı çalışmalara göre “bu kişinin bulunmuyor”muş.
İş bununla da bitmiyor: “Savcı Bharara da hâkim Richard Berman da Türkiye’de FETÖ tarafından ağırlanmış isimler. Yani Adalet Bakanlığı Sarraf’ı yani Adalet Bakanlığı Sarraf’ı tutup orada FETÖ’nün yedirip içirdiği isimlere teslim ediyor.”
Yani bir zaman içinde Amerika’da devam eden bu Zarrab davasında bizim “milât” ilan ettiğimiz 17 Aralık’ın perde arkasıyla ilgili bazı çarpıcı bilgiler ortaya çıkarsa, iktidar da bunun “Son FETÖ’cü komplo” olduğunu söyleyecek, Türkiye’nin bir “dünya önderi” (Erdoğan’ın kişiliğinde kristalize olmuş bir durum) olmasından tedirgin olan Amerika’nın onu zayıflatmak için örgütlediği bir dolap olduğunu ilan edecek. Böylece, o taraftan gelebilecek bir takım şeylere karşı buna kamuoyu şimdiden hazırlanacak.
Olabilir mi? Ne dersiniz?
Yazarlar
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRT“Birden dursun istersin seneler olunca mazi. Öyle bir geçer zaman ki…” 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları






































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
8.12.2025
1.12.2025
24.11.2025
25.08.2025
6.08.2025
1.08.2025
28.07.2025
22.07.2025
30.06.2025
16.06.2025