Murat BELGE
Hayden White önemli bir tarih teorisyeni ve aynı zamanda bir edebiyat tarihçisi ve eleştirmendir. En önemli kitabının Metahistory (1973) olduğu söylenebilir.
Geçenlerde bir yazısını okuyordum. Kendilerine yeni bir kimlik seçmek zorunda kalmış toplumlardan söz ediyordu. Bu yeni zamanlarda çok sayıda toplumun başına gelmiş bir durum. White, bu durumda toplumun kendine bir “ata” seçmesinin gerekeceğini söylemiş (“ancestor”).
Bağlantı hemen kuruluyor tabii. “Türkiye Cumhuriyeti” kurulmuş. Eski “Osmanlı” kimliğini yaşatmanın imkânı kalmamış. Yani, yeni bir kimlik, dolayısıyla yeni bir “ata” gerek. Türkiye’nin bu seçmeyi yapmanın eşiğine geldiği anda, Mustafa Kemal de çıkaracağı yasa arifesinde kendine bir soyadı seçmek durumunda. Beğenip seçtiği (daha doğrusu “ürettiği”) soyadı, Hayden White’ın anlattığı durumun özeti gibi: Atatürk. Yani “Ey millet, senin atan ‘Türk’tür” diyor. Bu aynı zamanda “senin atan benim” anlamına geliyor.
On dokuzuncu yüzyılın başından beri bu kimlik kargaşasını yaşıyoruz. Bizim “ata”mız kim olabilir, kim olmalı?
Bireysel hayatta, yetişkin biri veya bir çift, evlât edinecek bir çocuk arayabilir. İş “toplum” düzeyine gelince, arayan, o çocuğun muadili olan toplumdur. Aranan da “baba”.
Hayden White, arada hiçbir akrabalık ilişkisinin bulunmadığı durumlarda dahi bunun mümkün olduğunu söylüyor. Zaten birçok durumda “baba edinilen” topluluk tarihten çekilmiş durumda olduğu için itiraz etmesine de imkân yok. Eğer kimlik değiştiren toplum bilerek ve isteyerek kendine bir “ata” seçmişse, önemli bir engelle karşılaşmadan yeni babasını nüfusuna kaydedebiliyor.
Ama burada “isteyerek” kelimesi önemli. Kimin istediği de önemli. İsteyen toplum mu, yoksa onun adına isteme hakkını kendinde gören bir “önder” mi?
Bu bakımlardan bizim durum hep karışık oldu. Örneğin Tanzimat’ın egemen ideolojisinin “Pan-Otomanizm” olduğunu kabul ederiz. Öyleyse bu da bir “baba seçimi”dir; “bizim babamız Osman” anlamına gelir. Ama bu “ata” kimseyi mutlu etmemiştir. Gayrımüslimler, “Osman da nereden çıktı? O benim babam olamaz. Benim babam Yorgo, Dikran, Yordan...” demişlerdi o zaman. Müslümanlar ise bu kimlikte “gâvur”larla eşit sayılacakları için öfkelenmişlerdi. Velhasıl, “baba” tutmadı, tez vakitte unutuldu.
“Ata”mızın bize biçtiği yeni kıyafet de bize danışılarak seçilmiş bir kıyafet değildi. Bize danışılmadığı gibi, kendi içinde de pek uyumlu bir kılık sayılmazdı. Bu “Türk” vurgusuyla bir yandan Göktürk’lerin, Hun’ların vb. çocukları oluyorduk, bir yandan da Sümer, Eti falan filan derken, Etrüsk’leşip Roma’yı koruyorduk, Helen medeniyetinden, pardon “uygarlığından” da biz sorumlu oluyorduk. “Baba” mı, “oğul” mu olduğumuz bile epey karışmıştı. Çünkü hele “medeniyet”i “uygarlık” haline getirdikten sonra (kentte yaşayan ve yazı yazan Uygurlar’dan ötürü böyle olsa gerek), dünyada her türlü medeniyetin babası biz olmuştuk.
Toplum bu “ata”yı aldı kabul etti mi? Bu konuda topluma “temyiz yolu açık değil”di. “Ata”mız atamızın kim olacağına karar vermişti.
Bu konuların o günden bugüne durulduğunu söyleyebilir miyiz..? Söyleyemeyiz. Kimlik sorunlarını il eşeleyenlerden biri olan Ziya Gökalp üçlü bir formülle karşımıza çıkmıştı: Türk, Müslüman, Batılı. O bunları “hem” kelimesiyle yan yana getiriyordu. Ama ondan sonra bu daha çok “ya Türk ya Müslüman ya da Batılı” şeklini aldı. Kimliğin üç ögesi birbiriyle kavga etmeye başladı.
Ankara’nın simgesi nedir, ne olmalıdır? Geyik mi? “Minare” türü dinî referansı olan bir şey mi?
Çekişme hâlâ sürüyor.
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları





































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
8.12.2025
1.12.2025
24.11.2025
25.08.2025
6.08.2025
1.08.2025
28.07.2025
22.07.2025
30.06.2025
16.06.2025