Murat BELGE
Dün akşam birkaç yakın arkadaşımla yemek yiyorduk. Başbakan Erdoğan’ın Kanunî’nin François’ya mektubunu okuduğunu orada öğrendim. Kötü oldum. Gerçekten kötü oldum.
Öğrenme biçimim de ilginçti. Olayın lafı açıldı. Ben, Türkiye’nin yasaya gösterdiği tepkilerin bildiğim kadarına yeterince tepkili olduğum, bunları çocukça, utanılası davranışlar olarak gördüğüm için, abartılı bir eleştiri olmak üzere, “Sarkozy’nin küçük adı François değil mi” diye sordum. “Öyle olsa, ‘sen ki Françesko’sun’ diye cevap verilirdi” dedim. “Tamam,” dediler, “Başbakan o mektubu televizyonda okudu.” İçimden çığlıklar atmak geldi. Atmışımdır da. Büyük utanç duydum.
O mektup oldum olası beni kötü etmiştir. İlkokul kitabında görüp okuduğum zaman da aynı ruh haline girdiğimi hatırlarım. Evden ve aileden aldığım terbiye olsun, okuduğum şeylerden (çoğu çocuk edebiyatı tabii) böyle bir tavra “kibir” dendiğini, “kibir”in kötü bir şey olduğunu öğrenmiştim. Daha bir dizi öğrenilen, öğrendiğim şey gibi: “yalan söylemek kötüdür”, “kötü bir şey yapıp özür dilememek kötüdür”, “burnunu karıştırmak kötüdür”, “sokağa tükürmek kötüdür”, “senden zayıf birine kabadayılık etmek kötüdür” vb. Bunları insan çocukken öğrenirken, genel olarak, benim yukarıda yazdığım tanımlayıcı cümleler olarak öğrenmez genellikle. Böyle öğrenmemesi daha doğrudur. Böyle doğru düzgün cümlelerle “X iyidir”, “Z kötüdür” diye öğrenilen şeyler genellikle insan zihninin yüzeyinde kalır, derine inmez, inmeyince de kolaylıkla unutulabilir, savsaklanabilir. “Kibir kötüdür” diye bir cümle ezberlemektense, kibir denen şeyi etkin olarak, eylem halinde gördüğünde, içinde elle tutulmaz bir şeyin kabardığını, gördüğü o şeye isyan ettiğini hissetmektir iyi olanı.
Başbakan’ın Kanunî’nin mektubunu okuduğunu öğrendiğim zaman içimde kabardığını hissettiğim o şey.
Tabii “kibir”, “kıskançlık”, “zulüm” vb. adlarla andığımız, tanıdığımız ve tanımladığımız tavırlar, olumlusu, olumsuzu, çağdan çağa değişebilirler. Köleliğin gündelik, sıradan bir olay olduğu zamanlarda telaffuz edeceğimiz “şefkat” duygusu, köleliğin yasalarla yasaklandığı bir çağda “şefkat” kelimesinden anladığımız duygudan epey farklıdır.
Homeros zamanında iki savaşçı savaş meydanında karşı karşıya gelince, o güne kadar yaptıklarını anlatırlardı: “Ben şunu şunu şunu er meydanında yere sermiş falancayım. Şimdi senin sıran geldi. Seni de onların yanına göndereceğim” türünden tiradlar atarlardı. Buna “övünmek”, “böbürlenmek” falan deriz. O çağda bunun yapılması, belki, bugünün terminolojisinde “psikolojik savaş” dediğimiz şeye denk düşüyordu. Onu, yani “psikolojik savaş”ı bugün de yapıyoruz, ama bambaşka, kıyaslanamayacak kadar sofistike araçlarla. “Ben şunu şunu yapmış adamım” diye böbürlenmeyi de biraz utanılacak bir davranış olarak görüyoruz. Yani, uzun lafın kısası, Kanunî Süleyman’ın zamanında öyle bir name döşemek, genel teamüllere çok aykırı düşen bir şey değildi.
Ama bugün kalkıp da o mektubu okumak öyle değil.
Nasıl bir ruh halidir ki, insana bunu yaptırtır. Kanunî Süleyman’ın on altıncı yüzyıldaki stilize kibrinden bu yüzyıla yararlanmayı ummak için nasıl bir zihin yapısı gerekir? Çok sağlıklı bir zihin yapısı olacağını düşünemiyorum.
Tabii daha vahim olanı, bunun tekil, bireysel bir olay olmaması. Eminim ki bu ülkede büyük çoğunluk Başbakan’ın bunu yapmasını pek beğenmiştir. MHP tabii, ama Başbakan’ın her dediğine kusur bulmakla yükümlü CHP de burada onun yanındadır. Benim duyduğum şeyleri duyansa, bir avuç insandır.
Çünkü bu bizim toplumsal terbiyemiz ve ulusal kültürümüz. İçerdiği bütün bastırılmış aşağılık kompleksinden beslenen bu çirkin böbürlenmeyi bir erdem gibi görmeyi bize bu terbiye öğretiyor.
Bunlara bir de Hasan Celâl’in “Yahudi”sini ekleyin. Sonra da, “Biz soykırım yapacak millet miyiz?” diye ortalıkta salının.
Yazarlar
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRT“Birden dursun istersin seneler olunca mazi. Öyle bir geçer zaman ki…” 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları










































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
8.12.2025
1.12.2025
24.11.2025
25.08.2025
6.08.2025
1.08.2025
28.07.2025
22.07.2025
30.06.2025
16.06.2025