Murat BELGE
Ankara’da, ODTÜ’de başlayıp Türkiye’de her yere yayılmış bir âdet vardır: konuştuğun kişiye “hocam” diye hitap etmek. Böyle yapan birçok genç insana rastlıyorum. Öyle tahmin ederim ki çoğu bunu başlatanın Sinan Cemgil olduğunu bilmiyordur.
Sinan Cemgil’le aynı yaşta olduğumuzu sanıyorum, çünkü aynı yıl İstanbul’da, İngiliz Dili ve Edebiyatı bölümüne girdik. Ama Sinan ayrıca ODTÜ sınavına da girmiş, onu kazanınca bizim Filoloji’ye gelmedi. 1967’de TİP’e üye oldum, bir süre sonra da İstanbul İl Örgütü’nde Bilim Kurulu’na seçildim. Orada, Sinan’ın annesi ve babası, Nazife Hanım’la Adnan Bey de vardı. Birlikte çalıştık. Sinan hep uzaklardaydı.
Neydi bu “hocam” hikâyesi? Sinan, sınıf farkı ve üstünlük içermeyen bir hitap biçimi peşindeydi. “Hocam” dendiğinde, böyle hitap edilen kişiye, “Sen benden iyi bilirsin” gibi bir anlam çağrıştırarak, bir üstünlük tanımış oluyordun. Bunu ona tanımış olmak, Sinan’ın hoşuna giden bir şeydi. Sorun, kendi üstünlüğünü ima eden sözler, tavırlardı. Sinan’ın “hocam” dedikleri hocalar değildi. Odacıya da, arkadaşına da, otobüs biletçisine de “hocam” derdi o. Sanırım bununla yapmak istediği şey anlaşıldığı ve benimsendiği için “hocamcılık” yaygınlaştı. Bugün de devam ediyor.
Sinan Cemgil, bir “aktivist”ti; her zaman “elem”den yanaydı. Bunda annesiyle babasının, bir şekilde, payı olduğunu hep düşünmüşümdür. Onların tavrı da “bireysel” olmaktan çok “kuşaksal”dır. Eski komünistler durmadan “provokasyon” kollar, her şeyin bir provokasyona doğru gelişmesinden kuşkulanır. Çünkü hayatları boyunca bu terör havasında yaşamış, yaşatılmışlardır. Sinan’ın Ankara’da olmayı seçmesinde de bunun payı olabilir.
1970’te 15-16 Haziran oldu. Dev-Genç’ten kaynaklanan ve silâhlı mücadeleye inanan gruplar (bunlara başka bir yazıda daha ayrıntılı bakacağım) bu olaydan sonra, Mihri Belli’nin anlattığı tarzda bir “Millî Demokratik Devrim” beklemeden mücadeleye başlamak gerektiğine inandılar. Sinan da THKO’yu kuranlar arasındaydı. “THKO” denince herkes ilkin Deniz Gezmiş’i hatırlar, çünkü Deniz boyuyla bosuyla, sevimliliğiyle, hemen göz alırdı. Ama o hareketin, o “Ordu”nun diyelim, asıl komutanı Hüseyin İnan’dı.
Sinan Cemgil bu hareketle başarıya erişileceğine inandı mı? Hiç oturup konuşma fırsatımız olmadığı için bir şey bilerek değil, ancak tahmin ederek konuşabilirim. Bence, hayır, inanmadı. Ortak arkadaşlarımızdan, bu arada Şirin Cemgil’den işittiklerime dayanarak söylüyorum: Sinan, bu toplumun otorite karşısında boynu eğik duruşundan çok tedirgindi. Başkaldırma ve mücadele etme alışkanlığı olmayan, böyle bir gelenek yaratmamış bir toplum... Nasıl sosyalizm kurulur, böyle bir toplumda?
Yani, gerilla savaşını başlatarak, o sıralar elden ele dolaşan kitapların yazdığı gibi bunu “halk savaşı”na dönüştürerek, iktidarı ele geçirmek, bunlar Sinan Cemgil’in pek fazla hayalini kurduğu şeyler değildi. O da okumuştu, biliyordu tabii, bütün bu edebiyatı. Oradan buradan nohut, pirinç bulup, önce Ankara’da arkadaşların evinde stoklayıp, fırsat çıktıkça doğuda bir yerlere gönderilen (herhalde Nurhak gibi yerlere) çuvallarla falan bu işin olmayacağını görüyordu herhalde. Görüyor ama aldırmıyordu. Çünkü kendine ve kuşağına “iktidar” olmak değil, “örnek” olmak misyonunu uygun görmüştü: gözü pekliğin, başkaldırmanın, fedakârlığın örneği. İnsanlar önem verdikleri değerler uğruna canlarından vazgeçebilirler; bu mümkündür ve alkışlanacak bir tavırdır.
Bunları düşünen ve düşündüğü için yapan bir insana ben ne diyebilirim? Ben öyle düşünmüyorum. Olabilir. Ama bu anlattığım, her şeyden önce bir ahlâkî tavır. Şu noktada henüz “strateji” falan konuşmuyoruz. “Varoluşsal” bir şey konuşuyoruz. Kirilov’u kimse “yanlış düşündüğüne” ikna edebilir miydi?
Sinan Cemgil gibi birini sevmeyip de ne yapabilir insan?
Yazarlar
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları












































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
8.12.2025
1.12.2025
24.11.2025
25.08.2025
6.08.2025
1.08.2025
28.07.2025
22.07.2025
30.06.2025
16.06.2025