Murat BELGE
Zülfü Livaneli'nin sol ve Türkiye'de solun geçmişi üstüne açtığı tartışmaya gelen ilk tepkiler olumsuz oldu. Oysa ben bu tartışmanın açılmasını da, zamanlamasını da uygun bulmuştum. Hele Kemal Kılıçdaroğlu'nun gösterdiği tepkiye çok şaşırdım. Tartışmayı başka zemine taşımak "ihanet"miş! Demek ki tartışma konularının bir sırası var; henüz sırası gelmeyen konuyu raftan indirmek "ihanet" oluyor. Kim belirliyor bu sırayı?
Bu "sıra" kavramı saçma. Ama olgusal düzeyde de yanlış. CHP oy beklentisini yükseltiyor, iktidar eriyor vb. Söylendiğine göre seçime de iki yıl vakit var. O halde böyle konuları belirli bir ciddiyetle ele almanın zamanı var -gereği de var. Ben kendi hesabıma Kılıçdaroğlu'nu öncelikle sakin duruşundan, alevli nutuklar atmamasından ötürü takdir ediyorum, şu dönemde genel başkan oluşundan hoşnutum. Onun için ben "ihanet" edebiyatını yadırgadım. Gerçekten Zülfü'yü kınamaktan çok partiden gelecek belirli tepkilere karşı böyle bir dil kullandığını umuyorum.

Ancak Zülfü'nün söylediklerinde de bazı pürüzler var gibi geldi bana. Üzerine konuştuğu dönemde Komünist/Sosyal Demokrat ayrımı vardı ve önemini koruyordu. Bunlar, aralarında önemli ortaklıklar olmasına rağmen sonuçta iki ayrı dünya görüşüne dayanıyordu. Bugün geldiğimiz noktada böyle değil, genel olarak sol iyice gerilemiş durumda. Komünist Sol'un kaybettiği alan çok daha geniş. Ama söz konusu edilen yıllarda böyle değildi. Zülfü'nün adını andığı ve aynı zamanda solun önünü tıkamakla suçladığı önderler, o ayrımın içinde "Sosyal Demokrat" zemin üstünde duruyorlardı. Zülfü, kendisinin başından sonuna kadar sosyalizme bağlı kaldığını söylüyor ki, doğrudur. Gelgelelim bu, genel olarak, Komünizm'in alanıdır. Bu da, söz gelişi Bülent Ecevit'in "düzene koyacağı" bir alan değildir.
Bülent Ecevit "ortanın solu" gibi bir "yer tayini"ni fazla ılımlı buluyordu. Ama bunu "Sosyal Demokrat" diye tanımlamak da istemedi ve kendisi bunu "Sosyal demokrasinin de çıkışında Marksizm vardır" diyerek açıkladı. Marksizm bu durumda bir "ırsi hastalık" gibi bir şey oluyordu. Ecevit, ideolojilerde "eugenics" uyguluyordu.
Bülent Ecevit'in sol siyaset içinde durduğu yeri ben benimsemiyordum. "Sosyalizm, Türkiye ve Gelecek" adlı kitabımı çıkardığım zaman evine davet etti ve fikirlerimizin uyuştuğunu, birlikte siyaset yapmamızdan mutlu olacağını söyledi. Ne kadar nazik bir insan olduğu bilinir. Öneriyi onu kırmadan geri çevirmek için bayağı ter dökmüştüm. Şimdi, durduğu yeri benimsemem dedim. Ama Ecevit'in elbette ki orada durma hakkı var. "Niçin orada duruyorsun?" diye ona çıkışmaya benim hakkım yok.
Ecevit bildiğiniz gibi partisine "Demokratik Sol" diyerek kendini öncelikle CHP geleneğinden ayırdı, toplumun kendisini bu gözle görmesini istedi. Orada bir hazırlık yürüyordu. SHP'nin ilk fırsatta CHP olacağı belliydi. Ama bu Bülent Ecevit'i ilgilendirmiyordu. Bu hareketin oluşumu sırasında adının "Sosyaldemokrat Halkçı Parti" olması da yukarıda anlattığım nedenlerle Ecevit'e çekici gelmiyordu.
Necdet Calp'tan sonra Halkçı Parti'nin başına geçen Aydın Güven Gürkan (Zülfü'nün yazısında onun adı hiç geçmiyor) bu alanda yürütülen politik süreç içinde sola en açık kişiydi bence. Muhtemelen onun için, en kolay başı yenen de o oldu. Bilinen tavırları, politikaları ile Sosyal demokrasinin ötesine geçmekte bir sakınca görmüyordu. Ama hedefi bir Kürt Partisi'nin başına değil, bir Sosyalist Parti'nin başına geçmekti.
Erdal İnönü, Zülfü'nün söylediği gibi, herhangi bir renkten bir "solcu" değildi. Ama son derece medeni, son derece demokrat bir insan olduğu için, çağırıldığı işi kabul etti. Erdal İnönü, Necdet Uğur'un adayıydı. Necdet Uğur'un bu konuda ısrarlı olmasının birincil nedeni İnönü adının sağlayacağı korunmaydı muhtemelen; ama aynı zamanda partinin daha sol tavırlar geliştirmesine engel olmayacağını da düşünüyor olmalıydı.
Sonra da Deniz Baykal. Deniz Baykal'ı eleştirmek için, üstelik bir Sosyal Demokrat olarak eleştirilmesinin birçok nedeni bulunabilir; ama Zülfü'nün çizdiği bağlam içinde eleştirmek bana haklı görünmüyor. Sosyalizme, teoride veya pratikte, Zülfü'nün dediği anlamda katkıda bulunmak Baykal'ın işi değildi. Tabii Baykal'ın partiyi daha milliyetçi bir çizgiye çekmek için elinden geleni yapmış olması ayrı hikâye.
Bunlar bence böyle ama Zülfü zaman zaman aktif politikaya girdi, aday oldu vb. Bunu yapınca da, sol adına siyasete girebilen aşağı yukarı tek örgütlenme olan CHP çerçevesinde bir şeyler yapmak durumunda kaldı. Bu süreçlerde ne gibi yaşantılardan geçtiğini bilemiyorum tabii.
Bu tartıştıklarımız büyük ölçüde geçmişte kalan konular üstüne. Ben burada argümanımı Komünist/Sosyal demokrat ayrımına oturttum. Çeşitli sorunlar arasında bunun hâlâ geçerli ve gerekli bir ayrım olup olmadığını da konuşmamız, tartışmamız gerekiyor. Şüphesiz her zaman bir konuya daha radikal ya da daha ılımlı yaklaşmak mümkündür ama söz konusu ayrım çok belirgin farklılıklar, programlar üretti. Bunlar bugünün sorunlarına uygun mu? Yoksa önümüzdeki dönemde o ayrımı çok daha farklı ayrımlar mı izleyecek?
Konuyu izlemeye devam etmek istiyorum.
Yazarlar
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları












































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
8.12.2025
1.12.2025
24.11.2025
25.08.2025
6.08.2025
1.08.2025
28.07.2025
22.07.2025
30.06.2025
16.06.2025