Namık ÇINAR
Anonsu duyunca şaşırdım kaldım. Eğer doğruysa yandık demektir. Televizyonların verdiği kadarıyla, Suriye’den atılıp topraklarımıza düşen top mermilerine misilleme olarak, öncekiler obüslerleydi ama şu son birkaç tanesine 81 mm’lik havanlarla da karşılık verilmiş. Demek bölükler benim bıraktığımdaki o silahlara bel bağlamayı sürdürüyorlar.
Kaldı ki, benim bölük komutanlık zamanımda da miatları çoktan dolmuş, ilkel şeylerdi o meretler. Şöyle söylersem belki daha iyi anlarsınız: 81 mm’lik havanlar, telefon denen cihazın henüz duvara monte edilerek manyeto ile çevrildiği, ahizesinin bile yekpare olmayıp dinleme aparatının kulağa götürülerek ve öndeki mikrofona da bağıra çağıra konuşarak haberleşildiği bir çağdan kalmadırlar. Bugünün cep telefonları karşısında tam bir gülünçlüğü simgelerler.
Medet umulup piyadenin bünyesinde silah diye hâlâ onlar tutuluyorsa, geleceğin muhtemel bir savaşında kiminle kapışacak olursanız olun, barış yapma koşullarına kafa yormaya siz şimdiden başlasanız iyi olur.
Tabii buralara öyle durup dururken gelinmedi. Kâinatta dahi başka türlüsü olamazmış gibi seçeneksizce algıladıkları Kemalizm projesini dayatarak, deli gömleği giydirmeye kalkıştıkları Türkiye halkına bu yüzden tarifsiz çileler çektiren elli yıllık darbe süreçlerinin faşist generalleri, asli iş ve güçlerini bir kenara atarak, orduyu film setlerindeki gibi içi boş ama görsel olarak görkemli duran bir dekora çevirdiler.
Hâl böyle iken, Alman silah sanayiine iki buçuk milyar avroya altı adet denizaltı siparişi verildiği yazılıp çiziliyordu medyada, daha geçenlerde. Yeni savaşların artık eski konseptlerle yapılmayacak oldukları bir yana, siz o gemilerle hangi denizlerin hangi düşmanıyla vuruşacaksınız ki?
Hiçbir vakit denetlenemeyen harcamalarıyla, ordudaki vurucu vasfı değil, tıpkı üzerlerine giydikleri rüküş üniformalardaki tantanaların ele verdiği o banal düzeyi önemsediler.
İşte şimdi biz, bunların ceremesini çekiyoruz bugün.
Ne ki, hükmü kalmamış silahlardan da önce, bu ordunun en büyük zafiyeti, bütün inisiyatifi eline almış bulunan kurmay ve özellikle de general sınıfının, hiç de öyle olmadıkları hâlde iyi yetiştiklerini sanmaları ve işin garibi toplumu da buna inandırmalarıdır.
Analitik bir düşünce yapısı kazanmak ve sürdürmek yerine, hiyerarşik bir biatla birbirlerine tapınmaya kadar varan ya da öyle görünen, akıllara ziyan bir kültürün inşasını gerçekleştirmişlerdir.
Askerliğin artık çağımızda ortak akıl ve becerilerle kotarılan teknik ve karmaşık bir organizasyon olduğu gerçeği sözkonusuyken, çok gerilerde kalmış kültleşen kişiliklere tapınç noktasında bir teslimiyet anlayışı, bizim buralarda hâlâ bir bayrak gibi dalgalanmaktadır.
Bizim askerler, eski kafada kalarak “idealize ettikleri komutan”ı âdetâ bir Tanrı gibi algılarlar. Hâlbuki “günümüz askerlik anlayışının komutanı”, o birimin CEO’su, o otomatlaşmış birliğin imkân ve kabiliyetlerini temsille görevli koordinatörden daha fazlası bir şey değildir.
Örneğin, Tanrı’lığa giden bu yolun döşeme taşlarından biri de, “askerliğin temeli” olarak zikredilen ve İç Hizmet Kanunu’nun 13. maddesinde tanımı yapılan “disiplin”dir. Yasadaki tanım, “Disiplin: kanunlara, nizamlara ve âmirlere mutlak bir itaat...” diye başlar ve sürer gider.
Burada öngörülen itaatin boyutu, kanun ve nizam gibi soyut düzenlemeler kadar, emretme salâhiyetini haiz âmir/komutanın bizatihi somut varlığını da kapsamaktadır. Amir/komutanın sadece emirleri değil de, o emirlerden daha fazla bir şey olan ve doğrudan doğruya müşahhas yapıyı baz alan bir itaat sözkonusudur.
Yasa yapıcının kanun ve nizamları ile âmir/komutanın cismani varlığı aynı düzeye getirilmiş, aynı“mutlaklık” ile mücehhez kılınmıştır. Amir/komutan sadece lâfzıyla değil, artık kanıyla canıyla ve ruhuyla da kâdir-i mutlaktır.
Elbet de kanuna aykırı emirler vs. verilemeyeceği sonraki maddelerde düzenlenecektir. Ama burada önemli olan, esas itibariyle ne tür bir iklimin yaratılmış olduğudur. Artık ortamın, herkesin ruhuna işleyen ve hiç kimsenin önleyemeyeceği “en el Hak”ça bir radyasyonu vardır. Demiri delen emir değil, işte bu radyasyondur.
Takdir edersiniz ki bugün bu, ne uygar bir insani ilişkiye, ne de çağdaş bir askerlik anlayışına tekabül eder.
Esasen emir dediğimiz şey, demokratik toplum geleneğinin yansısıyla Amerikan askerî doktrininin bir sonucu olarak, bütün verilerin tüm boyutlarıyla karargâh adı verilen istişari kurullarda ele alınıp rasyonel bir karar şeklinde üretilmesi; sonra da âmir/komutana sunulup emre dönüşmesinin sağlanması meselesidir.
Lâkin bizdeki generaller Tanrı katında gezindiklerinden sistem çalışmamış; salla başını al maaşınıtarzında memurlaşmış öneri fukarası karargâhlar, komutanlık sekretaryası biçimini almışlardır.
O yüzdendir ki generallerin bu darbeci takımı, bir zamanlar kendilerini Allah’tan da üstün görmekteydiler.
Allah, hiç değilse Musa’yla Tur-i Sina’da, Muhammed’le Miraç’ta, İsa’yla da Kutsal Ruholarak temasa geçmişti. Bunlarla ise meselâ kalkıp faks yoluyla bir iletişime geçmeye görün, “şirk koşmuşsunuz gibi” ânında gazaba gelmektedirler, baksanıza!
Yazarlar
-
Taha AkyolÖzerk üniversite? 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANİçimizdeki Osmanlıya çok iyi gelir... 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞUR"Aynılar aynı yerde ayrılar ayrı yerde” iyi mi oldu? 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENTürkiye adına şık görüntüler değil 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezGürlek’ten ekranda iddianame savunmasıyla ‘önyargılama’ 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUKomisyon raporu yazılamıyor… Sebep ne? 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları





































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
11.05.2022
24.03.2022
6.02.2016
30.05.2016
24.05.2016
13.05.2016
10.05.2016
8.02.2016
3.02.2016
29.04.2016