Namık ÇINAR
Cuma günü yazım çıkmadı ya, “üzerinize afiyet, dişim bir tuttu, bir tuttu” diye yalan mı söyleyeyim şimdi size; yoksa “hep aynı şeyler... bıktım ben bu konulardan; inanın, hiçbir şey yazmak gelmedi içimden” diyerek, doğrusunu mu?
Düşünüyorum da...
Bazen Başbakan’ın da, “yahu çok sıkıldım, bugün hiç yönetmek gelmiyor sizi içimden”dediği oluyor mudur acaba?
Fakat hemen vazgeçiyorum bundan.
Çünkü ne sıkılması? Bana kalırsa rüyasında bile bizi çekip çeviriyordur o.
Hattâ, hani kendisini ne yasamanın ne yargının denetlemesini dahi istemediği, zaman zaman hepimizi şaşırtan, sanki o düşlerden mülhemmiş gibi duran çıkışları var ya; çekirdeksiz üzüm gibi şöyle tam gönlüne göre idare edecekken, sanırım biz nankörler, gün doğunca bir bakıyorsun ki taş koymuşuz.
Valla haklı. Kim olsa sinirlenir.
Ama şurası muhakkak. Teslim etmek gerekir ki Sayın Başbakan, dilediği zaman hepimizi bir bukalemun gibi renkten renge, kılıktan kılığa sokup çıkarabiliyor.
Müthiş!
İşte bu çerçevede olmak üzere bilmem kaçıncı kez yeniden ele aldığı “Kürt Sorunu”, umarım bir süreliğine daha oyalanalım diye kucağımıza boca ettiği gene o patlamış mısırlardan değildir, bu seferkinde de.
Ne ki, görüşme yapmanın mubah ama adını anmanın günah sayılması yüzünden, işin içinden“İmralılı” diyerek mahcup bir dille sıyrılmaya çalışmak da bana; ne vakit dedemin ismi geçecek olsa“bizimki” demekten öteye gidememiş babaannemi hatırlatıyor gülümseterek.
Neyse... bunlar çok da önemli değil. Önemli olan, gerçekten sonuç alınıp alınmayacak olmasıdır.
Ben, temel hak ve özgürlükler kapsamında gördüğüm bu hususların, siyasal bir pazarlığa konu yapılmalarını daima yadırgamışımdır.
Kürtlere ya da kimlere olursa olsun, bireysel ve toplumsal hakların en geniş anlamıyla tanınmış olması, her şeyden önce çoğunlukta olan Türkleri özgürleştirir. Onlarınkileri daha geliştirip sağlamlaştırır, daha meşru kılar. Adeta açlar arasında dolaşırken utanıp sıkılmaktan, gizli gizli yiyip içmekten kurtarır.
İşin özü; ben “insan”ı ölçü aldığımdan, yaşamakta olduğumuz her türlü ayrışma ve kısıtlama bana hep fasarya gelmiştir. Bunlar ilkel ve bağnaz adamların peşinde koşacağı türden işlerdir. Bir an önce bu hödüklüklerden kurtulup, daha güzel nasıl yaşanır, ona bakmalıyız.
Belli ki bir kez daha, PKK bazında yapılacak görüşmelerle bir şeyler kotarılmak isteniyor. Her ne kadar sebepler yerine sonuçlardan gidiliyorsa da, mahallenin takozcusu olmayacağımı göstermek için “hadi görelim öyleyse” diyorum ben de.
Bu konu yeterince yazılıp çizildi medyada. Dilerseniz ben bir başka boyutuna değineyim meselenin:
Eğer silah bırakması için ödünler verecek ve bu uğurda PKK’nın bir biçimde sırtını sıvazlayacaksanız ki bu mümkündür ama o takdirde darbecilikleri nedeniyle papaz olduğunuz general takımıyla da hiçbir şey yokmuş gibi, artık yola aynen devam edemezsiniz.
Tamam, o generaller çok kötü işler yaptılar.
Ama adını söylemeye dilinizin dahi varmadığı Apo ile flört ederken, onlara somurtmayı sürdüremezsiniz.
Bunu ne orduya anlatabilirsiniz, ne de halka. Generallerin bu ülkeye verdikleri zararları görmüş ve onları bu yüzden en sert şekilde eleştirmiş birisi olarak, hattâ ne bana bile.
Terörist dediklerinizle ilişkilerinizi hâl yoluna koyarken, generallere terörist muamelesi yapmanız hakikaten çirkin düşer. PKK’lılara güleryüz, onlara gelince bir karış surat... Bunu görüp de susmak bizim vicdanımıza sığmaz ve bize yakışmaz.
Madem temiz bir sayfa açacaksınız, diğer sayfalar kirli dururken bu sayfayı temiz tutamazsınız.
Kaldı ki, darbelerin asıl failleri sanki onlarmış gibi, gene kabak çoğu genç subayın kafasında patladı.
28 Şubat süreci için, “olup bitenlerden haberim yoktu, gıyabımda dümen çevirmişler, yapılanları duyunca ben bile hayret ettim” deme pişkinliği gösteren Karadayı örneğinden giderek, böyle generaller uğruna kendilerini feda etmenin ne denli enayilik olduğunu, umarım görüyordur onlar da.
Sonuç olarak hükümete, 4. Yargı Paketi’ni çıkarırken sorunlara bütüncül yaklaşarak tüm dengeleri gözetmek kalıyor.
Hâlbuki AB standartlarında bir anayasayla birlikte, bahar seli gibi boşanan reformlar yapsalar, her şeyleri bir çırpıda çözüverecekler.
Bunun için de, Erdoğan’a çıraklığını hatırlatmak, gene bize düşüyor.
Yazarlar
-
Taha AkyolÖzerk üniversite? 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANİçimizdeki Osmanlıya çok iyi gelir... 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞUR"Aynılar aynı yerde ayrılar ayrı yerde” iyi mi oldu? 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENTürkiye adına şık görüntüler değil 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezGürlek’ten ekranda iddianame savunmasıyla ‘önyargılama’ 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUKomisyon raporu yazılamıyor… Sebep ne? 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları





































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
11.05.2022
24.03.2022
6.02.2016
30.05.2016
24.05.2016
13.05.2016
10.05.2016
8.02.2016
3.02.2016
29.04.2016