Osman CAN
Charlie Hebdo adlı karikatür dergisi çalışanlarına yönelik saldırılara yönelik tepkiler devam ediyor.
Bu tepkilerin bir kısmı İslam dünyasını, hatta İslam dinini suçlama boyutuna ulaşıyor. Yine İslam dünyasında da Batı’nın bu saldırıları hak ettiğine yönelik söylemler dolaşıma giriyor. Bunlar kamuya açık alanda gerçekleşiyor. Sosyal medya bu konuda da başı çektiği, bir nefret ve kin deryası, bir faşizm mecrası olarak işlev görüyor. Sosyal medya hareketliliğini gerçek gündem olarak gören ve orada beslenen kimi kalem erbabı da benzer tutum alıyor.
Hollande ve Merkel ile birlikte pek çok Batılı lider, Erdoğan ve Davutoğlu’nun isabetle vurguladığı gibi mesele bir terör faaliyeti. Bir cinayet gerçekleşti. Cinayetin işlenmesinin saiki dergide Hz. Muhammed’e hakaret mahiyetindeki karikatürlerin yayınlanması olarak gösteriliyor. Dolayısıyla cinayet dini saiklerle işlenmiş görünüyor.
Cinayetler çok farklı saiklerle işlenebilir. Antikapitalist bir ideoloji de aynı saikle adam öldürmeye yol açabilir. “Barbarlığa karşı haçlı seferi” ifadeleri de aynı sonuca yol açabilir. Yüz binlerin canına mal olabilir.
Bu nedenle cinayeti “Batı medeniyeti”, “İslam”, “Hıristiyanlık”, “Yahudilik” veya ideolojiler işlemez. Cinayetleri işleyenler eylemlerini meşrulaştırmak, vicdanlarının sesini susturmak için “yüce”, “kutsal”, “aydınlanma”, “çağdaşlık” gibi meşruiyet kaynakları arayışına girerler.
Eli kalem tutanlar bu konularda biraz daha dikkatli davranmalı. Aynı şey siyasetçiler için de geçerli.
Zira Paris cinayetini İslam ile anlamlandırmak, caniler ile aradaki mesafenin kaybolmasına yol açar. Caniler tam da bir kültürü, bir yaşam biçimini veya bir inanç sistemini hedefe koyarak bu cinayeti işlediler. İslam’ı ve Müslümanları bu nedenle suçlu ilan etmek, ahlaken caniler ile aynı düzlemde ve kulvarda buluşmak demektir.
Sürece analitik bakılırsa, bu hatalara düşülmeyebilir.
Cinayetlerin İslami saiklerle işleniyor olmasının nedenleri üzerinde durmak zorunlu. Bunun hem Batı dünyasından, hem de İslam dünyasından kaynaklanan nedenlerine eğilmek, cinayetlerin sosyo-ekonomik, sosyo-politik zeminini anlamak bakımından önemli. Bu anlaşıldığında, gerçekten bu cinayetleri sonlandırma iradesi var ise, bu iradenin nelere dikkat etmesi gerektiği ortaya çıkar. Eğer bu irade yoksa da, neden Batı'da veya İslam dünyasında gerekli tedbirler alınmaz sorusuna geçilebilir. Ki bu sorgulamanın yararlı olacağından hiçbir kuşkum yok. Başta İslam coğrafyasında olmak üzere, radikalizmlerin ezici çoğunluğunun, Batı hegemonyasının uygulama ve sonuçlarına cevap verme ihtiyacından kaynaklandığının altını çizmek gerek.
Diğer bir nokta, Charlie Hebdo dergisinin yayın politikasının ve karikatürlerinin düşünce özgürlüğü kapsamında değerlendirilmesi zorunluluğudur. Dergide yayınlananlar ile yayın politikası hakkında yapılacak bir değerlendirme, cinayeti yargılamada çok anlamlı değildir. Cinayetin muhtemel saiki olması, o derginin yayın politikasını mahkûm etmeye yeterli olmadığı gibi, cinayet nedeniyle derginin yayın politikasını kahramanlaştırmak ve dergi içeriğini kutsamak da doğru değildir.
Cinayeti işleyenlerin eylemlerini de ceza hukuku bağlamında değerlendirmek daha sağlıklıdır.
Canilerin eylemindeki hukuki kötülük, eylemlerinin bireylerin yaşamında ve kamu düzeninde yol açtığı tahribat ile ölçülebilir. Toplumda veya kamuoyundaki infial bu eylemlerin hukuki kötülüğünün ölçülmesinde tek başına kriter olamaz.
Ayrıca eylemin İslami saik ile işlenmiş olması, ne İslam’ın mahkûmiyetinin gerekçesi ne de İslam’ın yüceliğini kanıtlayacak bir etkiye sahiptir.
Bu yüzden özgürlüğe sahip çıkmak ama herkesin özgürlüğüne sahip çıkmak ve analitik tutum almak çok önemlidir.
Volter’in “düşünceni paylaşmıyorum ama onu ifade edebilmeni canım pahasına savunurum” ifadesini yargı terazimize koyduğumuz herkes için savunalım. Akıl ve insaftan ayrılmayalım.
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları


















































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
24.03.2021
9.01.2021
20.07.2020
12.07.2020
23.06.2020
20.06.2020
20.06.2020
24.04.2019
18.01.2017
1.02.2015