Osman CAN
Geçtiğimiz perşembe günü Ankara’da TESEV Avrupa Konseyi Venedik Komisyonu işbirliğiyle
“Yeni Anayasaya Doğru. Yargı Bağımsızlığı, Yerel Özerklik ve Yöntem” konulu bir yuvarlak masa toplantısı vardı.
Son zamanlarda katıldıklarım arasında en verimli toplantılardan biriydi. Chatham House kuralı geçerli olduğundan, yani konuşulanın alenileşebildiği ama kimin konuştuğunun gizli kalması gereken bir toplantı olduğundan, toplantıdaki bir söylemi merkeze alacak bir yazı yazmakta sakınca görmedim.
Söylemin ana hatları şu idi: a) Türkiye’de gerçekte bir yeni anayasa ihtiyacı var mı? Daha doğrusu böyle bir toplumsal talep var mı? Yok, çünkü muhafazakârların en çok şikayet ettikleri başörtüsü idi. Solcular ile Liberaller ise militarizmden şikayetçiydiler. Şimdi ikisi de çözüldü. Geriye bir sorunu olan Geziciler, Kürtler ve kısmen de Aleviler kaldı. Onların da etkisi yeterli değil. b) AK Parti’nin tek derdi Cumhurbaşkanını Başkan yapmak, yoksa anayasa ile bir derdi yok. HDP kimlik derdinde. CHP ve MHP’nin mevcut anayasayla bir sorunu yok. O halde gerçekte yeni anayasa iradesi ortada yok.
Bu söylemde öne çıkan birkaç başlık var.
Bunlardan ele alınmayı hak eden ilk başlık toplumun büyük bir kesimin gerçekte sorunlarını halledip yeni anayasa isteğinden vazgeçip geçmediği hususudur.
Ama ondan önce temel bir soruna değinmemiz gerekir: Anayasa neyin ifadesidir?
Anayasayı doğru tanımlarsak, bu görüşün haklılığı veya haksızlığını da anlayabiliriz.
Anayasa, devletin örgütlenmesine ilişkin temel hukuk metindir. Devlet siyasallaşmış toplumdur. O toplumun siyasallaşıp siyasallaşmadığı, devlet haline gelip gelmediğine bakılarak anlaşılır. Anayasa o toplumun nasıl siyasallaştığını anlatır. Siyasallaşmak, o toplumda meşru görülen bir güç kullanma tekeliyle, kural koyma ve uyuşmazlıkları çözme otoritesinin doğduğu, bu otoritenin kimin veya kimlerin elinde toplandığı ile birlikte nasıl kullanılacağı hususunun kurallara bağlanması anlamına gelir. Yani siyasallaşmış toplum devlet halini almış demektir.
Anayasa bir inşaya işaret eder. Toplum kendini nasıl yönettiği sorusuna cevap, anayasadır. Toplum anayasayı yapmadıysa, cümleyi şöyle kurmamız gerekir: “Bir toplumun nasıl yönetildiği sorusuna cevap, anayasadır.”
Şimdi söyleme dönelim: Şikayeti olanlar azaldı. O halde yeni anayasaya yönelik talep kalmadı.
İlk soruyu soralım: Anayasaya yönelik talep şikayetlerin giderilmesi talebiyle özdeş midir?
Hayattan bir örnek ile yürüyelim: Bir hasta için hayat ilaç mıdır? Evet en önemli sorunu hastalıktan kurtulmak olan biri için ilaç o kadar önemli ki, hayatı ondan ibaret görebilir.
Oysa bu rasyonel bir tutum değil. Hayata tutunma güdüsü insana bunu söyletir. Ama hayat gerçekten ilaçtan ibaret değildir.
Hayat “olağan”dır. Yaşam normaldir. Hastalık yaşamı tehdit eder, tehdit olduğu için ondan kurtulmak gerekir ki hayat normale dönsün. Hayat “normal”e göre işler. Geleceği normale göre planlar, ama anormalliklere göre de tedbir alırız. Hayat tedbirden ibaret değildir. O hayat için gereklidir ama hayatın kendisi değildir.
Bu topraklarda yaşayanlar on yılları aşan sürede mağdur edildiler. Kimlikler inkar edildi. Farklılıklar bastırıldı. Acılar çekildi.
Şimdi bu acıların önemli bir kısmı giderildi. Ama bunların giderilmiş olması, bu insanların, grupların veya kesimlerin “peki nasıl bir arada yaşayacağız”, “nasıl bir geleceğimiz olsun?”, “nasıl yönetilelim?” sorularına bir cevap vermiş olmuyor.
Yani anayasa sorusuna cevap vermiyor.
Bu yüzden insanların acılarının azalmış olması, yeni bir anayasaya yönelik talebi ortadan kaldırmıyor.
Devam edeceğim.
Yazarlar
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları






















































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
24.03.2021
9.01.2021
20.07.2020
12.07.2020
23.06.2020
20.06.2020
20.06.2020
24.04.2019
18.01.2017
1.02.2015