Şahin ALPAY
Marwa Maziad, Mısır’da yayımlanan Almasry Alyoum gazetesinin Ortadoğu konularında uzmanlaşan bir yazarı.
ABD’nin Washington Üniversitesi’nde “Mısır ve Türkiye’de Asker-Sivil İlişkileri” üzerine doktora tezini tamamlamak üzere. Şimdilerde İstanbul Şehir Üniversitesi’nde konuk araştırmacı olarak bulunuyor. Bu parlak genç akademisyen hanımla, Tahrir Devrimi’nden sonraki ilk ziyaretim sırasında Kahire’de tanıştım.
Bu kez Taksim gösterileri sırasında İstanbul’da buluştuk ve El Cezire web sitesinde 5 Haziran günü yayınlanan “From Tahrir to Taksim Square / Tahrir’den Taksim Meydanına” başlıklı yazısını konuştuk. Yazı şu cümlelerle bitiyordu: “2011 Mısır devriminin bazı unsurları Türkiye’de bugün yaşanan ayaklanmayla bazı bakımlardan mukayese edilebilirse de, ikisi farklı şeyler… Taksim, sağlıklı ve dayanıklı bir demokrasi için gerekli muhalefet dozunu temsil ediyor.”
Maziad’ın yazısı Taksim ile Tahrir’i karşılaştırmak için mükemmel bir çıkış noktası sağlıyor. İkisi arasında, gençlerin özgürlük ve demokrasi talepleriyle ortaya çıkmaları ötesinde hiçbir ortak nokta olmasa da, bu mukayese Taksim’de ne olduğunun anlaşılmasına yardımcı olabilir. İkisi arasındaki kontrast oldukça açık: 1) Tahrir protestoları, 1952-2011 arasında Mısır’ı tek başlarına, halka seçme özgürlüğü tanımadan yöneten otokratların sonuncusu Hüsnü Mübarek’e karşı bir devrimle sonuçlandı. Kendisi Kemalist otoriterliğin bir mağduru olan Tayyip Erdoğan ise, adil ve özgür seçimlerle 2002’de iktidara geldi ve 2011’de oyunu yüzde 50’ye çıkardı. Büyük bir reformcu olarak, Türkiye’de çok-partili hayatın en sevilen liderlerinden biri oldu.
2) Mübarek yönetimi altında Mısır ekonomisinin durumu hayli kötü iken, Erdoğan’ın hükümeti genellikle sağlıklı ekonomi politikaları izleyerek ortalama geliri yaklaşık üç katına çıkardı ve orta sınıfları önemli ölçüde genişletti. AB’ye katılım sürecinde yapılan reformlar sayesinde Türkiye sadece daha müreffeh olmakla kalmadı, temel siyasi sorunlarını özgürce tartışma imkânını buldu, her anlamda daha açık bir toplum haline geldi. Erdoğan yönetimi Kürtlerin inkârına son vermekle kalmadı, PKK ile barış görüşmelerini de başlattı.
3) Batı’nın malî ve askerî yardımlarına bağımlı olan Mübarek’in Mısır’ından çok farklı olarak Erdoğan Türkiye’yi giderek daha kendi imkânlarıyla büyüyen, esas olarak bağımsız bir dış politika izleyen ülke yaptı.
O halde Türkiye’de çok farklı siyasi görüşlerden gençler neden Taksim parkındaki ağaçların yerine bir otel ve alışveriş merkezi olarak kullanılacak eski kışlanın inşasına karşı birleştiler ve protestolar niye bütün ülkeye yayıldı? Bunun temel nedeni, 2011’deki üçüncü seçim zaferinden sonra Erdoğan’ın yüzde 50’nin oyu arkasında olduğuna göre her istediğini yapabileceğini, sadece seçimden seçime hesap vereceğini varsayan aşırı kibirli bir tutum takınmasıdır. Kendisine çeşitli şekillerde bağımlı büyük medya patronlarını kullanarak eleştirel sesleri bastırması, kendisini (rol modeli olarak gördüğü) Putin’den de daha güçlü kılacak “Türk usulü” başkanlık sistemini dayatmaya girişmesidir.
Erdoğan’ın reformları Türkiye’yi zenginleştirdi, orta sınıfları genişletti ve belki amaçlanmamış bir sonuç olarak, genç kuşakları demokrasi, insan hakları, seçme özgürlüğü, azınlıklara saygı ve çevrenin korunması gibi materyalizm-sonrası kaygılara duyarlı hale getirdi. Dolayısıyla eğer Erdoğan 2011 öncesindeki duyarlılıklara saygılı tutumunu yeniden kazanmazsa, siyasi kariyerinin sonunun başlangıcına gelmiş olabilir.
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları














































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
14.06.2023
21.12.2020
6.02.2020
18.11.2020
30.09.2020
24.09.2020
20.07.2020
8.05.2020
29.04.2020
21.04.2020