Şahin ALPAY
Başbakan Ahmet Davutoğlu, Davos'taki Dünya Ekonomik Forumu dolayısıyla katıldığı bir toplantıda DAEŞ ile PKK arasında bir fark görmediklerini belirttikten sonra, “Uluslararası toplumun DAEŞ ile mücadelede gösterdiği dayanışmayı, Türkiye'nin PKK ile mücadelesinde gösterdiğini göremiyoruz…” dedi.
Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan ise ABD Başkan Yardımcısı Joe Biden'ın ziyareti sonrasında daha açık konuştu: “Müttefik dediğimiz ülkeler ısrarla terör örgütünün gerçek yüzünü görmek istemiyor. Bizimle oturunca ‘bölücü terör örgütü' diyor. O zaman çık tavrını koy. Destek mahiyetindeki tavırları bizi üzüyor.”
Eminim ki gerek Cumhurbaşkanı gerekse Başbakan, ABD ve AB üyelerinin, NATO müttefiklerinin niçin bir yandan Türkiye'nin PKK ile mücadelesine destek verirken, öte yandan bu soruna askeri değil siyasi bir çözüm bulunması çağrısı yaptıklarının nedenlerini en iyi bilen siyasiler. İkisi de, HDP lideri Selahattin Demirtaş'ın Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan'a “Seni başkan yaptırmayacağız…” diyerek partisinin yüzde 10 barajını aşmasına giden yolu açmasına kadar, AKP iktidarının PKK ile yaptığı görüşmelerin, soruna siyasi çözüm için harcadığı çabaların birinci elden tanıkları.
Biz yine de Erdoğan ve Davutoğlu'nun müttefiklere yönelik şikayetlerini bir yana bırakalım ve soralım: DAEŞ ile PKK arasında bir fark yok mu? “Terörizm”in üzerinde anlaşılmış, bilimsel ya da uluslararası ceza hukukuna girmiş bir tanımı yok. Kimilerinin “terörist” dediğine başkaları “kurtuluş savaşçısı” diyebiliyor. Devletler de terör uygulamakla suçlanabiliyor. İlginçtir, “terör” sözcüğü ilk kez Fransız ihtilalinde iktidarın muhaliflere karşı uyguladığı dehşete atfen kullanıldı. Yine de “terörizm”i, siyasi bir amaçla, bir çatışmanın tarafı olmayan sivillerin yüreklerine korku salan; onları kadın, yaşlı, çocuk gözetmeksizin katleden şiddet eylemleri, bu eylemlerde bulunanları da “terörist” olarak tanımlayabiliriz. Bu tanımla gerek DAEŞ, gerekse PKK'nın “terörist” kategorisine girdikleri muhakkak.
Ama aralarında fark var. DAEŞ'in siyasi amacı, Sünni çoğunluklu İslam ülkelerinde silah zoruyla hilafeti hakim kılmak. Görülmemiş hunharlıklar sergiliyor. En azından bugüne kadarki davranışlarıyla, “konuşulabilir, anlaşılabilir” olmaktan uzak. PKK'nın siyasi hedefi ise zaman içinde değişti. Bütün Kürtleri, silahlı mücadeleyle tek bir Marxist–Leninist devlet altında birleştirmek amacıyla ortaya çıktı, zamanla Marxizm–Leninizm'i terk etti, amacını Türkiye'de özerklik ile sınırlandırdı, talebinin karşılanması halinde silahlı mücadeleye son verebileceğini açıkladı. En azından 2009 yılından itibaren de Türkiye hükümetiyle barış görüşmelerine başladı. PKK'nın barış arayışı 2013'te PKK'nın İmralı'da hapis doğal lideri Abdullah Öcalan'ın silahlı mücadele döneminin sona erdiğini ilan etmesine kadar uzandı. Ne yazık ki güvenlik güçleriyle PKK arasındaki çatışmalar, 2015 yazında AKP iktidarının barış görüşmelerine son vermesi üzerine yeniden başladı.
Ne var ki PKK ile barış görüşmelerinin yeniden başlaması, ihtimal dışı görünmüyor. Nitekim Erdoğan, önce çözüm sürecinin “buzdolabında” olduğunu söyledi. Son olarak dağdaki PKK'nın ve “güdümündeki” ya da “uzantısı” olarak nitelediği, Meclis'teki HDP'nin “asla muhatap alınmayacağından” söz etti, ama (Şubat 2013'te, Erdoğan'ın istediği başkanlık sistemine geçilmesini destekleyebileceğini söyleyen) Öcalan ile görüşülmesi ihtimalini dışlamadı; yakında HDP milletvekili Leyla Zana ile görüşeceğini açıkladı. AKP'li eski meclis başkanı ve başbakan yardımcısı Bülent Arınç da yeniden başlayacak çözüm sürecinde Öcalan'ın rol alabileceğinden söz etmekte.
Gerek ABD, gerekse AB, genel olarak NATO ülkelerinin, müttefikleri Türkiye'nin iç çatışmayla enerjisini tüketerek parçalanmaya doğru gitmesini istememeleri hiç şaşırtıcı değil. Bunun için bir yandan Türkiye'nin PKK'ya karşı mücadelesine destek verirken, öte yandan soruna askeri değil siyasi bir çözüm bulunmasını istemeleri, baş düşman olarak gördükleri DAEŞ ile mücadeleye odaklanmasını istemeleri de öyle…
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları














































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
14.06.2023
21.12.2020
6.02.2020
18.11.2020
30.09.2020
24.09.2020
20.07.2020
8.05.2020
29.04.2020
21.04.2020