Selva Demiralp
Seçim sonrasında ekonominin nasıl bir yol izleyeceğini öngörebilmek için ekonominin mevcut konumunu tespit etmek gerekiyor. Metroda aceleyle ne yöne gittiğine bakmadan bindiğiniz bir tren düşünün. Trenin yönünü anlamak için bir sonraki durağa kadar gitmeniz gerekir. O noktada artık trenin nihai istikametinin neresi olduğunu bilirsiniz. Ekonominin gittiği yönü anlamak, trenin istikametini anlamaktan daha zor olsa da son dönemde arka arkaya geçtiğimiz duraklar bize gittiğimiz yer konusunda oldukça iyi bir fikir veriyor.
/* */
Hızlı büyüdük
1) 2010 sonrası dönemde genel olarak oldukça yüksek bir büyüme performansı sergiledik. Ancak büyümenin bileşenlerine baktığımızda tüketim ve inşaat kalemlerinin büyümenin motorunu oluşturduğunu buna karşılık üretim kapasitemizi artıracak makine ve teçhizat yatırımlarının uzun süre daraldığını gördük. Bu tür bir büyüme, ileriye yönelik sürdürülebilirliği sorgulatır. İlave olarak, 2017 sonrasında girdiğimiz hızlı büyüme dönemi Türkiye ekonomisini potansiyelinin üzerinde büyüme patikasına oturtmuştur. Son üç çeyrekte büyüme rakamlarımız 11.3, 7.3 ve 7.4’tür. Potansiyeli zorlayan ve aşırı ısınan bir ülke eninde sonunda ortalama üretim kapasitesine geri döner. Yavaşlama kaçınılmazdır çünkü bir taraftan artan enflasyon bir taraftan ise yükselen kur üretim maliyetlerini artırır. Burada soru yavaşlamanın hızıdır. Peki, yüksek büyüme neden borçlanma maliyetlerini artırır?
2) 2010 sonrası dönemde dünya ekonomik görünümüyle ilgili yapılan değerlendirmelerde hep bir noktanın altı çizildi. Kriz sonrası bol likidite döneminde dış borcu artan gelişmekte olan ülkelerin likiditenin kısıldığı dönemde ciddi kırılganlıklar yaşayabilecekleri not edildi. Nitekim Türkiye’de 2010 sonrası dönemde reel sektör borçluluğunun hızla arttığına ve GSYH’ye oranla dış borcun 2010 yılında yüzde 38’den 2017 yılında yüzde 53’e yükseldiğine şahit olduk. Bugün bu tehditlerin vuku bulduğu bir dönemdeyiz.
Dış borç oranımızın yüksek olması neden tehlikeli? Çünkü gerek Fed gerekse ECB’nin arka arkaya para musluklarını kıstığı bir dönemde döviz değer kazanıyor ve dış borç ödemeleri, geliri yerel para cinsi olan gelişmekte olan ülkelere ek yük getiriyor. Dış etmenlere ilave olarak kendi içimizde yaşadığımız politika hataları, belirsizlikler, dış ilişkilerde yaşanan gerginlikler ve jeopolitik riskler eklenince, Dolar/TL’de diğer gelişmekte olan ülkelerin de ötesinde bir değer kaybı yaşıyoruz. Bunun ekonomi üzerindeki doğrudan etkisi yavaşlama ve enflasyon olarak görülür. Rakamlarla konuşursak, dolar/TL kurunda nisan sonundan bu yana yaşanan yüzde 20’ye yakın değer kaybı 245 milyar dolar seviyesindeki özel sektör dış borcunun 150 milyar TL’den fazla artması anlamına geliyor. Benzer şekilde, TL’deki bu değer kaybının kalıcı olması, enflasyonun 3 puana yakın artması anlamı taşıyor.
Yapısal reformlar
3) Bir taraftan dış borç oranı yükselirken, bir taraftan TL’nin değer kaybetmesi borcu geri ödeyememe riskini artırıyor. Bu da ileriye dönük risk primini ve tahvil faizlerini yükseltiyor. Faizler bir taraftan artan risk primi nedeniyle, diğer taraftan yükselen enflasyon beklentileri nedeniyle artışa geçiyor.
Özet olarak, seçim sonrası dönemde ekonominin hız kesmesi kaçınılmazdır. Burada soru yavaşlamanın kademeli mi yoksa ani mi olacağıdır. Tempoyu sağlıklı olarak düşürmek için yapılması gereken, Merkez Bankası’nın enflasyonu düşürme konusunda kararlılık sergilemesi, maliye politikasının ise tüketim ve inşaat değil yapısal reform harcamalarıyla büyümeyi desteklemesidir.
Yazarlar
-
Fehmi KORUSeçime henüz vakit varken sandık hesabı 12.12.2025 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuCeylanpınar cinayeti… 12.12.2025 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAmerika çökmekte olan bir uygarlık mı? 12.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANBahis oynayan bakan kim?.. CASUS KİM?.. 12.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrta sınıf nereye gitti? 12.12.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZÖzel’in bütçe konuşmasında sürece dair mesajları 12.12.2025 Tüm Yazıları
-
Taha AkyolAK Partili bir okurla sohbet 12.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAJohn Holloway ; Abdullah Öcalan’ın Kuramı Devrim İhtimali Fikrini Yeniden Düşünülür Hale Getiriyor! 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan Türkiye’nin siyasi serüveni içinde nereye oturuyor? 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENFeti Yıldız kime sesleniyor? 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNESuriye: Hem çok yakın, hem çok uzak 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciEn büyük tehlike NÜFUS yokluğu 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
Doğu ErgilTürkiye neden sanayileşemiyor: Sermayenin, güvenin ve kurumların zayıflığı öyküsü 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİDEM’in bütçeye Terörsüz Türkiye itirazı 10.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTElveda Lenin ve Düzce Belediyesi… 10.12.2025 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSuriye bir kere daha çözümü bozabilir mi? 10.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalHay'at Tahrir el-Şam'ın Evrimi ve Suriye'nin Geleceği 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKıvılcımlı ve Öcalan üzerine 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKANİktidar boşa düştü! 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpHissedilemeyen büyümenin anatomisi 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
İbrahim KirasSokak çeteleri devlet kurumlarına karşı 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluYüzde 85 acaba niye geçinemiyor? 8.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEÇıkış yolu 8.12.2025 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞTahmin ediyordum, artık netleşiyor galiba (Transfermarkt, karapara) 8.12.2025 Tüm Yazıları



























Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
17.11.2025
3.11.2025
28.10.2025
20.03.2025
6.01.2025
2.01.2022
30.07.2021
3.06.2021
28.04.2021
10.04.2021