Ufuk COŞKUN
Eğitimin Latince'deki 'educare'(edücation) kelimesinden türetilmiş olup yetiştirmek, ileriye taşımak' anlamlarına geldiği ifade edilir. Eğitimcilerin, filozofların, sosyologların birbirinden farklı eğitim tanımlarına rastlamaktayız. Bugün eğitimcilerin de çok sevdiği genel eğitim tanımı; 'bireyin davranışlarında kendi yaşantıları yoluyla, bilinçli olarak istendik davranışlar meydana getirme sürecidir' şeklindedir. Bundan farklı olarak eğitimin öğrencilerin potansiyel yeteneklerini açığa çıkartan onları yaşama hazırlayan bir süreç olduğuna dair klasik bir takım tanımlarda yapılmaktadır. Ne var ki bu tür tanımlar eğitimin kurumsallaşması ve devlet eliyle bir kamu hizmeti olarak sunulmasından sonra ortaya atılan tanımlardır. Oysa Patrick Farenga bizleri sürekli atladığımız ve aslından kopartılan bir eğitim tanımını hatırlatıyor.
EĞİTİMİN KURUMSALLAŞMA SÜRECİ
Türkiye'de ve birçok ülkede eğitimin devletten başka kimsenin veremeyeceğine dair üretilmiş yaygın bir kanaat hâkimdir. Bu yüzden çocuklar, erken yaşlarda ailelerinden kopartılarak devletin yasalarla mecbur tuttuğu eğitim sisteminin zorunlu müşterileri haline gelirler. Devlet, topladığı vergiler kanalıyla okullar inşa eder, inşa ettiği okullara öğretmen tayini kendisi yapar ayrıca eğitim politikalarını, kurumsal müfredatı başka bir deyişle nasıl bir nesil arzu ettiğini kendisi planlar ve bunu yasalar yoluyla yürürlüğe sokar.
Zorunlu ancak ücretsiz olarak sunulduğu iddia edilen eğitimin tarihsel arka planına bakıldığında bunun 1806 yılında yapılan Jena Savaşı'nda Napolyon'un ordularına yenilen Prusya'nın bir çıkış yolu olarak ortaya attığını görmekteyiz. Matt Hern'e göre zorunlu eğitim dünyada ilk defa savaştan yenilmiş ve çaresiz kalmış bir devlet tarafından hayata geçirilmiştir. 1819 yılında Prusya'da hayata geçirilen zorunlu eğitimin temel amacı; başta orduya itaatkâr askerler yetiştirmek, maden ocaklarında çalıştırılacak itaatkâr işçiler ve devlete çalışacak itaatkâr memurlar yetiştirmek ve kritik konu ve sorunlarda birbirine yakın düşünen vatandaşlar yetiştirmek şeklindeydi. John Taylor Gatto'ya göre ise Prusya'da uygulan eğitim sistemi bir tür devlet sosyalizmidir. Boyun eğme ve itaatin esas olduğu bir sosyalizasyon modelinin kurumsallaştırılmasıdır.
Matt Hern Alternatif Eğitim adlı kitabında 19 yüzyılda Almanya'da anaokulu fikrini ilk ortaya atan kişinin de Friedrich Froebel olduğunu söyler. Froebel burayı çocuklar için bir bahçe olmaktan ziyade öğretmenlerin bahçıvan, öğrencilerin ise bitki olduğu bir imge olarak tasarlamıştır. Orijinali 'Kindergarten' olan anaokulu sözcüğü de çocuk ve bahçe kelimelerinin birleşmesinden oluşan birleşik bir sözcüktür. Ve annelerin çocuklar üzerindeki etkisini kırmak için oluşturulmuş bir kurumdur. Kısacası zorunlu eğitimin tarihsel arka planına bakıldığında okulların devlete/otoriteye itaatkâr vatandaş yetiştirme yönünde birer mekanizmaya dönüştürüldüğünü görmekteyiz.
VERGİLERLE FİNANSE EDİLEN EĞİTİM
Devletler yüksek maliyet gerektiren eğitim sektöründen büyük ölçüde zarar etmelerine rağmen müfredatından, eğitim politikalarına varana kadar eğitimin her alanında etkili olmak isterler. Devletlerin itaatkâr, uyumlu, uysal ve kontrol edilebilir insan üretimini en düşük maliyetle gerçekleştirdiği kurumlar okullar olduğundan olsa gerek eğitim, birçok ülkede ideolojik bir temelde işlev görür. Bilindiği gibi Türkiye'de hükümetler -anayasaya göre- her yıl genel bütçeden eğitime ciddi oranda kaynak aktarımı yapmak durumundadır.
MEB verilerine göre 2013 yılı bakanlık bütçesi 47 milyar 496 milyon 378 bin 650 TL'dir. Bu rakamın yüzde % 70'e varan dilimi personele giderlerine ayrılmıştır. Bu muazzam dilim kuşkusuz vergi mükellefleri tarafından tedarik edilmektedir. Kimsenin inancına, düşüncesine, mezhebine ve diline bakılmaksızın herkesten toplanan vergilerle finanse edilen eğitim ne yazık ki belirli bir kesimin yararına dönük işlev görmektedir. Elbette bu bir haksızlıktır. Kısacası vergilerimizle finanse ettiğimiz eğitimden tamamen Kemalistler faydalanmaktadır. Bunun için eğitim hayatını tanzim eden yasalara bakmak kâfidir.
HERKES ÇOCUĞUNA İSTEDİĞİ EĞİTİMİ ALDIRABİLMELİDİR
Türkiye'de eğitimin dayandığı temel felsefe ciddi anlamda gözden geçirilmelidir. Özellikle 1973 yılında kabul edilen 1739 sayılı Milli Eğitim Temel Kanunu dünyaya, gelişmelere ve yeniliklere ayak uyduran bir bakış açısıyla yeniden değerlendirilmelidir. Bütün azınlıkları, etnik alt kimlikleri içine alan onları eritmeyen, çok kültürlü, özgürlükçü bir eğitim sisteminin devreye sokulması artık elzemdir. Demokratik ülkelerde olduğu gibi bizde de alternatif okullar açılabilmelidir. Kısacası aileler çocuklarına istedikleri eğitim anlayışına göre yetiştirme haklarını elde etmelidirler.
Yeni Şafak
Yazarlar
-
Yıldıray OĞUR"Aynılar aynı yerde ayrılar ayrı yerde” iyi mi oldu? 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANİçimizdeki Osmanlıya çok iyi gelir... 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları





















































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
28.06.2019
19.06.2019
14.05.2019
2.05.2019
8.02.2019
22.03.2019
7.02.2019
25.02.2019
21.02.2019
18.02.2019