Yüksel TAŞKIN
İçki tüketimine dair yeni düzenlemelere yönelik tepkiler, Ankara Metrosu’nda örgütlenen öpüşme eylemi, kültür alanını devlet kurullarıyla yönetme arayışına karşı çıkan sanatçı eylemlilikleri, yeni bir“kültür savaşları” dönemine girdiğimizin işaretleri olabilir mi?
Kendilerini azınlık olarak görenler, özgürlüklerine sahip çıkma gayretindeler. Böyleleri özgürlükleri için harekete geçtiklerinde bile içten içe kuvvetsiz hissedebilirler. Karşılarında kaya gibi geçit vermez muhafazakâr bir kütle olduğu hissiyle umutsuzluğa kapılabilirler. Ne var ki dünya tarihi, azınlıkların özgürlükleri için verdikleri mücadelelerin muhafazakâr direnci yenilgiye uğrattığı örneklerle dolu.
Muhafazakârlığın asıl derdi, sahiplendiği değerler sistemini tavizsiz ve tutarlı biçimde sonuna kadar savunmak değildir. Böyle bir tavır, muhafazakârlara değil, köktencilere aittir. Muhafazakârlık, değişimin bütünsel reddiyesinden ziyade denetimiyle ilgilidir. Bunun temel nedeni de, modern dünyayla sanılandan daha fazla entegre olunmasıdır. İki somut örnek verelim: Yabancı dilde (İngilizce!) eğitime karşı çıkan muhafazakâr çevre gördünüz mü? NATO üyeliğine açıkça itiraz eden muhafazakâr guruplardan bahsedilebilir mi? İstisnalar, kaideyi kuvvetlendirir.
Küresel dünyanın kurum ve değerleriyle böylesine entegre bir anlayış, köktenci bir duruşu reddettiği için duyduğu huzursuzluğu, suçluluğu nasıl dengeleyecektir? Muhafazakârlar, kendilerini tutarlı olmamakla eleştiren köktencilerden gelen “mahalle baskısını” nasıl bertaraf edebilirler? Tıpkı Amerikan muhafazakârlığında gördüğümüz gibi bir veya birkaç sembolik mesele seçilir ve bunlara yönelik “ıslah edici” bir enerji devreye sokulur.
Türkiye’de kürtajdan ziyade içki dinî muhafazakârlık açısından daha sembolik öneme sahiptir. Kürtaj zarureti kendi başlarına da gelebileceği için sessiz ve pragmatik bir geçiştirme mekanizması devreye girer. Ama içki, “ötekilerle” alakalı bir meseledir ve daha baştan “temiz” olduğumuz bir konuda ötekini ıslah etmeye girişmek kolay zaferler tattıracaktır. Böylece ne kadar aktif Müslümanlar olduğumuzu kendimize ve köktenciliğimize duyurmuş oluruz.
Ne var ki giderek orta sınıflaşan muhafazakârlar, bolluk toplumunda ıslah edici enerjilerini yitirirler. Öfkeyi diri tutmayı gerektiren ıslah enerjisi, zamanla daha yoksul ve yoksunlara ihale edilir. Nasıl ki Kemalistler, bugün kendi çocuklarını bile siyasal eylemlere getiremiyorlarsa, yarın da muhafazakârlar kendi çocuklarında aynı ıslah edici şevki göremeyecekler. Muhafazakârların çocukları “ötekilerle”kaynaşıp, melez kimlikler üretecek. Bugün bile dikkatli bakacak bir göz, bu melezleşmeyi görebilir. Düğünlerde göbek atan başörtülü kızlardan kimler rahatsız, dikkat edin: Kemalistler ve muhafazakâr“rakipleri”.
İçten içe bu değişimi hisseden muhafazakârların ABD’de buldukları çözüm, çocuklarını “kurda kuşa kaptırmadan” kendi kültür kurumlarına hapsetmekti. Tutucu bir Protestan’ın çocuğunun, doğumundan ölümüne kadar hep Protestan kurumlarında sosyalleşmesi halen mümkün. Buna rağmen tutucu ailelerden gelen gençlerin toplumsal hareketliliği de “ötekilere” doğru ve bu dinamizm, aşağıdan yukarıya bir melezleşme ve sekülerleşme üretiyor. “Çocuğumu New York’ta liberaller kaptı” diye sızlanan muhafazakârların sayısı hiç de az değil. En sert ve tavizsiz liberallerin, tutucu Cumhuriyetçi ailelerden gelmeleri de ilginç...
Türkiye’yse son derece dinamik bir toplum. Ülkeyi kültürel ve iktisadi çevreden gelenler yönetiyor. Bu kesimler, ABD’nin Protestanlarının ulaştıkları refah seviyesinden çok uzaklar ve hayattan paylarını almak istiyorlar. Bunlar hem bolluktan yararlanmak, hem de çocuklarının kendileri gibi kalmalarını güvencelemek arzusundalar ki, ikisi birden mümkün değil. Şimdilerde çok az sayıda insanın sürükler göründüğü özgürlük mücadeleleri, dışlayıcı değil içerici bir kültür üretebilirse, yarının Türkiye’sinde kültür savaşlarının, ıslah hareketlerinin mecalsizleştiği, ikincilleştiği bir aşamaya geçilebilir. İşte asıl korku ve hararet buradan neşet etmektedir. Bugün kültüre müdahale arayışlarının ardında muhafazakâr özgüvenden ve güç sarhoşluğundan ziyade bu korku yatıyor olmasın?
Tüm bu süreçte demokratça kendisinin ve başkasının özgürlüklerini savunanların, içerisine yuvarlandığımız kültür savaşlarının daha yumuşak biçimde atlatılmasına ciddi katkılar sunacakları da öngörülebilir...
http://www.taraf.com.tr/yuksel-taskin/makale-kultur-savaslarina-hazir-miyiz.htm
Yazarlar
-
Mehmet Ali ALÇINKAYA2026’ya Girerken; Barış, Demokratik Toplum ve Enternasyonal Özgürlük Yürüyüşü... 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünGemini’ye göre 2026’da Türkiye… 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİVicdansız senenin kelimesi dijital vicdanmış 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Taha AkyolKara bir yıl 2025 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciOkudukça yoksullaşan bir ülkeyiz 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEBölücüler ve Ülkücüler 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ocaktan2026’da deliler çağına karşı bir umut ışığı yanar mı? 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKErken Cumhuriyet dönemi eleştirileri: Revizyonizm mi, Türk usülü “woke” mu? 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURHavf ve reca arasında yeni bir yıla... 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİNAfrika Boynuzu’ndaki oyun: İsrail kime şah çekti? 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZTürkiye’ye özgü sürecin muhasebesi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORU2026: Beklentiler, beklentiler… 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENNasıl anılmak isterdiniz? 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUÇözüm için mücadele demokrasi için mücadeledir 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRTürkiye'de davaların portresine kısa bir bakış: Hâlâ en güçlü ortak talep neden adalet? 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçLeyla Zana ve Gözde Şeker ne yaptı? 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRUyuşturucu dosyasındaki sürpriz isim! "Cumhurbaşkanımızın tensipleri ile…" 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞYENİ YILDA DA KURU EKMEK BİZİ BEKLİYOR… 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇER23 yılın en kötüsü 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKANİktidar medyası infilak etti 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞUlus devlet, milli egemenlik, çevre, insan hakları, uyuşturucu ve Venezuela 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTBir fotoğraf karesinden çok daha ötesi... 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Kemal CAN2025 giderken 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALRTÜK ve basın özgürlüğüne geçit yok… 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENRaporların Gösterdiği 28.12.2025 Tüm Yazıları



























Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
20.04.2024
15.12.2019
26.07.2019
18.12.2017
27.09.2017
19.09.2017
10.08.2017
27.07.2017
10.07.2017
26.06.2017