Yüksel TAŞKIN
Türkiye’de geniş bir kesimin bölgeye dair algısı, “Ortadoğu batağına düşmeyelim” ifadesiyle özetlenebilir. Ne var ki “bedeni” zaten Ortadoğu’da olanların, bunu inkâr ederek bölgeden etkilenmemeleri mümkün değil. Ortadoğu’da yaşananların Türkiye’yi her zamankinden daha fazla etkileyeceği bir döneme çoktan girdik. Mesele buranın yerlileri olarak, bölgemizde mevcut gerilim alanlarına nasıl yaklaşacağımızdır. Önce bu gerilim alanlarını anımsayalım:
Dinî-etnik çoğunluklar ve azınlıklar arasındaki gerilimler. Bunlardan bağımsız görülemeyecek bir başka gerilim, laik-modernistlerle İslamcılar arasında yaşanıyor. İsrail, Filistin ve Arap ülkeleri arasında yaşanan mücadele de, ABD gibi küresel güçlerin bölgeye müdahale etme tarzlarını belirliyor ve diğer gerilimleri de şiddetlendiriyor. Soğuk Savaş döneminde dünya ortalamasının üç katı silahlanma harcaması yapılan Ortadoğu’nun bu özelliği çok değişmeden devam ediyor. Neo-liberal dönüşümler sonucunda piyasa güçlerinin keyfiliğine terk edilen yoksulların ve ülkelerindeki “yaşlılar hâkimiyetine” isyan eden gençlerin öfkeleri de bu listeye eklenebilir...
Ortadoğu’da Şiilik ve Sünnilik arasında giderek şiddetlenen bir mezhep savaşına çoktan yuvarlandığımız gerçeğini kabul etmeliyiz. Bu süreç önce Irak’ta başladı, devam ediyor. Şiilere yönelik El-Kaide bağlantılı acımasız şiddete, Şii örgütlerin de karşılık vermeleriyle Irak’ta onlarca insanın öldüğü patlamalar “rutin” hâline geldi. Suriye’de yaşanan iç savaştaki mezhepsel saflaşmalar da yangına körükle gidilmesini doğurdu. Kimse Türkiye’nin mezhep kaynaklı gerilimleri aştığı yanılsamasına kapılmasın...
Tüm bu süreçte Müslümanların, “İslam adına gerçekleştirilen şiddete” gür sesle, “amasız, fakatsız” tepkiler verdiklerini savunmak mümkün değil. Bölge halklarının, tüm meseleleri Batı’ya havale ederek, kendi sorumluluklarıyla yüzleşmekten kaçınma eğiliminde oldukları malum. Irak’ın Hıristiyan azınlıklarının neredeyse tamamının ülkeden kaçmak zorunda kalmalarını da mı “Batılı Haçlı zihniyetiyle” açıklayacağız? Benzer bir kaçış, Suriye’de de yaşanmaktadır. Bir zamanlar dünyanın en canlı çok-dinli ve çok-kültürlü bölgelerinden olan Doğu Akdeniz’i elbirliğiyle kuruttuk. Buradaki renkli hayatın sembolü olan Lübnan’da yarattığımız trajedi yetmemiş olacak, yeni Lübnanlar yaratmakla meşgulüz.
Bu konular gündeme geldiğinde insanlar, şöyle bir soluk alıp “hümanist” tepkiler vereceklerine, bölgede “İran merkezli Şii ekseninden” veya “ABD’nin bölgesel çıkarlarından” bahseden“renksiz kokusuz Realistlere” dönüşmekteler. Ülkemizde herhangi bir kahvehaneden, bir üniversitenin uluslararası ilişkiler bölümüne kadar bu gayrı-insani realizmin hâkim olduğu kara bir iklim yaşanmakta. Tam da bu bakış tarzı, yukarıda bahsedilen gerilimlerin kaynağında sadece “devlet çıkarlarının” yatmadığını, ortada bir de zihniyet meselesinin olduğunu gösteriyor.
İç karartıcı bir örnek vermek gerekirse; ABD’de bir hafta boyunca her gün Kuran yakan rahiplerin ortaya çıktığı bir provokasyon yaşandığını düşünün. İslam dünyasının buna verdiği tepkilerin ne kadar kontrolsüz olacağını, çok sayıda insanın öleceğini maalesef öngörebiliriz. Küresel köyümüzde, kanlı tepkilerin buralarla sınırlı kalmayıp, sözgelimi, Londra’ya kadar sıçrayabileceğini daha önce deneyimledik. Peki, küresel sistem, böyle bir provokasyonun ateşini düşürebilecek fren mekanizmalarına sahip midir? Küresel sistemin temel kurumlarını yöneten seçkinlerin bizzat İslamofobiden dolayı körleştikleri bir iklimde bu ne kadar mümkündür?
Dikkat edilirse, madalyonun iki yüzündeki zihniyet meselelerine vurgu yapmak istiyoruz: Müslümanların “İslam adına şiddete” yeterince tepki göstermemeleri ve özellikle Batılı seçkinlerin İslamofobiden dolayı, özellikle Ortadoğu’ya yönelik yanlış tepkiler vermeleri veya yaygın bir kayıtsızlığa savrulmaları.
Suriye’deki iç savaşa buradan baktığımızda, bu zihniyet probleminin nasıl “kendi kendisini doğrulayan kehanete” dönüştüğünü de görebiliriz. Esad’ın gitmesiyle İslamcıların iktidara gelmesinden ürken ve sonuç verici bir politika oluşturamayan devletler, süreç uzadıkça köktenci İslamcıların güçlendikleri, belki de iktidara geldikleri bir yolun taşlarını da kendi elleriyle döşemiş oluyorlar. Can pazarına düşmüş bir halka, “aranıza şu şu savaşçıları almayın!” diyerek, uzaktan ayar vermeye çalışmanın ne kadar “realistçe” olduğunu da varsın Realistler açıklasın...
http://www.taraf.com.tr/yuksel-taskin/makale-ortadogu-en-kotu-senaryoya-hazir-miyiz.htm
Yazarlar
-
İbrahim KahveciOkudukça yoksullaşan bir ülkeyiz 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ocaktan2026’da deliler çağına karşı bir umut ışığı yanar mı? 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİVicdansız senenin kelimesi dijital vicdanmış 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEBölücüler ve Ülkücüler 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Taha AkyolKara bir yıl 2025 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKErken Cumhuriyet dönemi eleştirileri: Revizyonizm mi, Türk usülü “woke” mu? 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünGemini’ye göre 2026’da Türkiye… 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYA2026’ya Girerken; Barış, Demokratik Toplum ve Enternasyonal Özgürlük Yürüyüşü... 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURHavf ve reca arasında yeni bir yıla... 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZTürkiye’ye özgü sürecin muhasebesi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİNAfrika Boynuzu’ndaki oyun: İsrail kime şah çekti? 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORU2026: Beklentiler, beklentiler… 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENNasıl anılmak isterdiniz? 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUÇözüm için mücadele demokrasi için mücadeledir 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKANİktidar medyası infilak etti 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçLeyla Zana ve Gözde Şeker ne yaptı? 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞUlus devlet, milli egemenlik, çevre, insan hakları, uyuşturucu ve Venezuela 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRTürkiye'de davaların portresine kısa bir bakış: Hâlâ en güçlü ortak talep neden adalet? 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTBir fotoğraf karesinden çok daha ötesi... 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞYENİ YILDA DA KURU EKMEK BİZİ BEKLİYOR… 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇER23 yılın en kötüsü 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRUyuşturucu dosyasındaki sürpriz isim! "Cumhurbaşkanımızın tensipleri ile…" 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALRTÜK ve basın özgürlüğüne geçit yok… 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Kemal CAN2025 giderken 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENRaporların Gösterdiği 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraYılın Kelimesi 27.12.2025 Tüm Yazıları





























Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
20.04.2024
15.12.2019
26.07.2019
18.12.2017
27.09.2017
19.09.2017
10.08.2017
27.07.2017
10.07.2017
26.06.2017