Yüksel TAŞKIN
Türkiye’de etkili her siyasi akım, İttihat Terakki- CHP çizgisinin devlet eliyle yeni bir toplum inşa edilebileceği inancını paylaşır. Soğuk Savaş boyunca etkili olan Milliyetçi Muhafazakârlar ve onların gölgesinde kalan siyasal İslamcılar da aynı inanca sahip oldu ve bu anlamda Kemalistzihniyeti paylaştı. Kemalizm sanıldığı gibi sadece Türkiye Sol’unu etkilemiyor; Sağ cenahın zihniyet dünyasında da ciddi izler bırakmış durumda. Recep Tayyip Erdoğan’ı anlamanın yolu KemalistRecep Peker’i anlamaktan geçiyor.
Sağ’ın toplum mühendisleri, kendi kültürel yenilenme projelerine “milli kültürün ihyası” adını veriyorlardı. Kemalizm’in yöntemi sorgulanmıyor ama modernleşme projesi fazlasıyla Batıcı bulunuyordu. Dolayısıyla bütün rakip siyasi akımlar için öncelik devleti ele geçirmekti. Toplum mühendisleri, iki alanı ve ilgili devlet kurumlarını özellikle arzularlar: Devlet’in “ruhu biçimlendirme” (soulcraft) araçlarını ve normal dışını veya “üretim mamullerini” baskılayacak şiddet araçlarını. Bu nedenle Milli Eğitim Bakanlığı’nı ve onun kalbi olarak görülen Talim ve Terbiye Kurulu’nu ele geçirmek son derece önemli olduğu gibi, İçişleri Bakanlığı da öncelikli hedeflerdendir.
Sağ’ın bakış açısında, toplumu değiştirmenin yolu gençliği ıslah etmekten, “adam etmekten” geçiyor. Gençler rakip endoktrinasyon çabalarının hedefinde, sürekli şiddet görüyorlar. Burada sözkonusu edilen şiddet, fiziki saldırıdan bile daha etkili izler bırakabilecek cinsten. Görünüşte rakip akımların bıkıp usanmadan kullanageldikleri yöntem de aynı: Gençlere evde, okulda, camide, ocakta, dernekte, neredeyse insanüstü vasıflara sahip kahramanları sevmeleri öğretiliyor.
Gençlerin kendi başlarına bırakılırlarsa Atatürk’ü, Fatih’i, Necip Fazıl’ı, Nâzım Hikmet’i sevmeyecekleri korkusuna dayalı amansız bir “adam etme tutkusu” sözkonusu olan. Adam edicilerin en büyük endişesi, belki de gençlerin rahat bırakıldıkları zaman sıradan olanları sevebilme potansiyelleridir? Gençlerin şu soruyu sormalarından korkuluyor: “Biz sevdiklerimizi, bize onları sevmemiz gerektiği öğretildiği için mi seviyoruz?”
Sahiden de “adam etme operasyonu” son tahlilde sıradan olanı, kusurlu olanı sevebilme imkânımızı ortadan kaldırıyor. Bir genç, başka bir genci “kızlı erkekli sosyalleşmekle” eleştirebiliyor. Diğer gençleri sadece “sıradan olmayı kabullendikleri” için kusurlu bulabiliyor. “Fatih’in İstanbul’u fethettiği yaşta” nasıl olur da en büyük tutku flört etmek olabilir? Böyle bir sorgulamayı sadece “büyük adamlar” değil, yanı başınızda, sizinle aynı yaştaki bir genç de yapabiliyor. Herkesin içerisine kahraman olma tohumları ekildiğinde, sıradan olana ve sizin kahramanlarınızı taparcasına sevmeyenlere hoşgörü gösterebilir misiniz?
Gençlerin büyük bir bölümü, “adam edilmeleri” için delice bir tutkuyla uğraşanların bu çabalarında bir tuhaflık sezmiyor değil. Sözgelimi üniversiteye gelene kadar o kadar “nasihate” maruz kalmışlar ki, benzer bir nasihat şiddetine maruz kaldıklarında, dinler gibi yapıp etkilenmemeyi başarıyorlar.
Gençlerin teknolojiyle bu kadar haşır neşir olmalarının bir nedeni de, kendilerinin özne olarak hâkim olabilecekleri bir iletişim alanı bulabilmeleri. Bu alanda gençler ciddi bir özerklik kazanıyorlar. Tek seçici onlar ve beğenmediklerini kesip atıveriyorlar. Belki de Gezi sürecinde gördükleri, sayılarının hiç de az olmadığıdır?
Yazarlar
-
Gökhan BACIKErken Cumhuriyet dönemi eleştirileri: Revizyonizm mi, Türk usülü “woke” mu? 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYA2026’ya Girerken; Barış, Demokratik Toplum ve Enternasyonal Özgürlük Yürüyüşü... 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciOkudukça yoksullaşan bir ülkeyiz 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİVicdansız senenin kelimesi dijital vicdanmış 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünGemini’ye göre 2026’da Türkiye… 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEBölücüler ve Ülkücüler 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURHavf ve reca arasında yeni bir yıla... 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Taha AkyolKara bir yıl 2025 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ocaktan2026’da deliler çağına karşı bir umut ışığı yanar mı? 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUÇözüm için mücadele demokrasi için mücadeledir 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİNAfrika Boynuzu’ndaki oyun: İsrail kime şah çekti? 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZTürkiye’ye özgü sürecin muhasebesi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENNasıl anılmak isterdiniz? 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORU2026: Beklentiler, beklentiler… 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçLeyla Zana ve Gözde Şeker ne yaptı? 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKANİktidar medyası infilak etti 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTBir fotoğraf karesinden çok daha ötesi... 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞUlus devlet, milli egemenlik, çevre, insan hakları, uyuşturucu ve Venezuela 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRTürkiye'de davaların portresine kısa bir bakış: Hâlâ en güçlü ortak talep neden adalet? 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞYENİ YILDA DA KURU EKMEK BİZİ BEKLİYOR… 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRUyuşturucu dosyasındaki sürpriz isim! "Cumhurbaşkanımızın tensipleri ile…" 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇER23 yılın en kötüsü 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Kemal CAN2025 giderken 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENRaporların Gösterdiği 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALRTÜK ve basın özgürlüğüne geçit yok… 28.12.2025 Tüm Yazıları




























Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
20.04.2024
15.12.2019
26.07.2019
18.12.2017
27.09.2017
19.09.2017
10.08.2017
27.07.2017
10.07.2017
26.06.2017