Yüksel TAŞKIN
Gezi sürecinde Erdoğan’ı eleştirme cesaretini gösteremeyerek ülkenin kutuplaşmasını derinleştiren AKP’liler, aynı hatayı bugün de tekrarlıyorlar. Çok sayıda partili şu mantıkla hareket ediyor: “Başbakan’ı yemeye çalışıyorlar. Ne olursa olsun etrafında kenetlenmeliyiz.”
“Yedirmeyiz” diyenlerin tümünün “davaları” için bunu yaptıklarına inanmak isterdim. Azımsanamayacak sayıda bir kesimin temel motivasyonu, Erdoğan’la bir yerlere gelebilenlerin, Erdoğan’sız bir Türkiye’de bu kazanımlarını yitirecekleri endişesidir. Başka bir ifadeyle, sözkonusu savunmacılığın arkasında zümrevi kaygı ve korkular yatmakta. Eğer bir dava adına hareket etme saflığı olsaydı, kişiler değil idealler için kalem oynatılırdı.
Hakkında ciddi yolsuzluk iddiaları olan partililerle ilgili tek laf etmeyenler, varsayalım ki bunu inandıkları bir dava için yapıyorlar. Bu durumda çok basit bir mantık yürütmemiz kaçınılmaz: “Aslolan davamızdır, şahıslar sonra gelir” diyebiliyorsanız; sahiden de davanızın derdindeyseniz, zaten partinizde “temiz eller operasyonunu” bizzat sizlerin başlatması gerekir. Aklıselim sahibi herkes biliyor ki, AKP’de parti içi demokrasi ve şeffaflık mekanizmalarının olmayışı, bu tür olayların ve söylentilerin patlak vermesinin asıl sebepleridir.
“Partimiz nepotizme bulaştı, arınmalıyız” diyebilenlerin ilk yapmaları gereken, haklarında soruşturma olan, hatta ciddi şüpheler oluşan partililerin görevlerinden istifa etmelerini talep etmekti. Ardından da parti içi demokrasi ve denetim mekanizmalarının oluşturulmasını istemeliydiler. Şimdiye kadar bunlar yapılmadı. Bu meselede de Başbakan’ın asıl karar verici olarak hareket etmesiyle yetinildi. Milyonlarca üyesi olan bir parti, bu kadar zor bir meselede tüm sorumluluğu, son derece yorgun ve tepkisel görünen Başbakan’ın üstüne yıktı. Doğrusu Başbakan da her hususta tek belirleyici olma ısrarından milim sapmış değil.
AKP’ye oy veren mütedeyyinler de AKP kalemleri ve parti sözcüleri tarafından duygusal baskı altına alınmak isteniyorlar. Mesaj çok açık: “Biz gidersek sahipsiz kalırsınız.” Hiçbir seçmen gurubu, hiçbir siyasi partinin tapulu arazisi değildir. AKP’nin bugün temsil ettiği sosyolojik dinamikler, son yolsuzluk söylentileriyle yok olup gidecek değiller. AKP kendisini yenileme iradesi gösterirse bu partiyle; gösteremezse de başka partilerle bağ kurarak, yollarına devam edeceklerdir. Dolayısıyla varlığı tehlikede olan, “sessiz muhafazakâr kitle” değil; onun “hakiki evlatları” olduğunu iddia eden, ama çoktan başka dünyalara yelken açmış insanlardır.
Önümüzdeki süreçte hiçbir siyasi aktör, mütedeyyin kesimlerin kazanılmış haklarını ve temel özgürlüklerini geriye çeviremez. Bu konuda toplumda oluşan uzlaşma, kitle partilerini de etkisi altına almış durumda. Eğer kimi muhafazakâr kesimler, devlet içinde kümelenen veya uluslararası bağlantıları olduğunu iddia ettikleri yapılardan rahatsızlık duyuyorlarsa yapacakları şey açıktır: Bu girişimleri boşa çıkaracak olan hukuk devletini ve herkes için kapsayıcı bir özgürlük anlayışını savunmak. Bunu yapabilmeleri için de, Erdoğan’ın ısrarla marjinalleştirmek istediği kesimlerle bağ kurmalılar.
Çok sayıda AKP’liyi de rahatsız eden “ahbap çavuş” ilişkilerinin asıl nedeni, partide ve ülkede acı biçimde hissedilen demokrasi eksikliğidir. Eğer teşhisiniz buysa, bunları yüksek sesle söylemenin zamandır.
http://www.taraf.com.tr/yuksel-taskin/makale-akp-lilerin-ikilemi.htm
Yazarlar
-
Mehmet Ali ALÇINKAYA2026’ya Girerken; Barış, Demokratik Toplum ve Enternasyonal Özgürlük Yürüyüşü... 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünGemini’ye göre 2026’da Türkiye… 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİVicdansız senenin kelimesi dijital vicdanmış 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Taha AkyolKara bir yıl 2025 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciOkudukça yoksullaşan bir ülkeyiz 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEBölücüler ve Ülkücüler 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ocaktan2026’da deliler çağına karşı bir umut ışığı yanar mı? 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKErken Cumhuriyet dönemi eleştirileri: Revizyonizm mi, Türk usülü “woke” mu? 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURHavf ve reca arasında yeni bir yıla... 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİNAfrika Boynuzu’ndaki oyun: İsrail kime şah çekti? 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZTürkiye’ye özgü sürecin muhasebesi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORU2026: Beklentiler, beklentiler… 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENNasıl anılmak isterdiniz? 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUÇözüm için mücadele demokrasi için mücadeledir 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRTürkiye'de davaların portresine kısa bir bakış: Hâlâ en güçlü ortak talep neden adalet? 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçLeyla Zana ve Gözde Şeker ne yaptı? 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRUyuşturucu dosyasındaki sürpriz isim! "Cumhurbaşkanımızın tensipleri ile…" 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞYENİ YILDA DA KURU EKMEK BİZİ BEKLİYOR… 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇER23 yılın en kötüsü 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKANİktidar medyası infilak etti 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞUlus devlet, milli egemenlik, çevre, insan hakları, uyuşturucu ve Venezuela 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTBir fotoğraf karesinden çok daha ötesi... 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Kemal CAN2025 giderken 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALRTÜK ve basın özgürlüğüne geçit yok… 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENRaporların Gösterdiği 28.12.2025 Tüm Yazıları



























Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
20.04.2024
15.12.2019
26.07.2019
18.12.2017
27.09.2017
19.09.2017
10.08.2017
27.07.2017
10.07.2017
26.06.2017