Yüksel TAŞKIN
Bugünlerde yaşadığımız aslında Erdoğanist popülizmin krizidir. Kriz derinleştikçe, Erdoğan popülizmin dozunu artırmakta, ama geçmişte yakaladığı ikna ediciliğe ulaşamamaktadır. AKP’nin ahbap çavuş kapitalizminin net biçimde açığa çıktığı Halkbank olayında, suçlanan şahsın evindeki parayla ilgili olarak “İmam-hatip içindi” demesi, Erdoğan’ın mağduriyet üzerine bina ettiği popülist dile sığınma çaresizliği olarak da görülebilir.
Erdoğanizm, diğer popülizmlerde olduğu gibi ikili bir yarılma üzerine kurulu: “Aktif, Batıcı, laik azınlık” ve “sessiz Müslüman çoğunluk”. Birincilere rağmen, ikincilerin hakkını savunmaya soyunur popülist lider. Popülist liderler, sürekli olarak “millet gibi olduklarını, ondan kopmadıklarını” sembolik biçimde ortaya koymaya çalışırlar.
İlginç olan kendi burjuvazilerini yaratırken dahi, popülist mağduriyet diline başvurabilmeleridir. Muhafazakâr iş çevrelerinin en sevdikleri mitlerden birisi, devlet tarafından himaye edilen “Batıcı burjuvazinin” aksine, kendilerinin böyle destekler görmeden yükseldikleridir. Eski bir MÜSİAD başkanı, buradan yola çıkarak “Asli burjuvazi biziz” dahi diyebilmişti.
Bugün biz biliyoruz ki muhafazakâr iş çevrelerinin bu denli büyüyebilmeleri Özal’dan bu yana iktidara gelen sağ hükümetlerin ve özellikle de yerel yönetimlerin yoğun teşvikleriyle mümkün olabildi. Batıcı burjuvazinin serpilme hikâyesi, birebir taklit edilmekte aslında. “Kendi zenginini” yaratma hevesinde hem legal hem de legal olmayan araçların devreye sokulmaları da çok tanıdık.
Dolayısıyla Erdoğanizm, “sessiz Müslüman çoğunluk” adına mücadele ettiğini her fırsatta vurgularken, bir yandan da kendi siyaset, kültür ve ekonomi seçkinlerini hâkim konumlara taşımak için gayret etmekteydi. Yaptıkları Kemalistlerin seçkinleşme hikâyesini aynen devralıp, İslami bir söylem eşliğinde tekrarlamaktan ibaretti.
Erdoğanizm, devlet destekli ahbap çavuş kapitalizmini derinleştirirken, “Asıl mağdurlar kimler” sorusu çok önemli. Zira Erdoğan popülizmi, asıl mağdurların üzerlerini örterek yapay bir ikili yarılma söylemiyle yol almaya kararlı. Bu popülizm, sözgelimi, yoksul ve işsiz bir Sünni-Türk’ün, “bizimkiler” iktidarda diye AKP’ye oy verebilmesini kolaylaştırır. Oysa gerçekte kendi siyaset, ekonomi ve kültür seçkinlerini yukarıya taşımak, toplumsal hiyerarşilerin derinleşmesinden başka bir sonuç doğurmamaktadır.
Erdoğanizm’in hâlâ muktedir ve gayrimeşru göstermeye çabaladığı laik-modernist çevreler de bir blok değildir. Bu kesim içerisinde de kültürel, siyasal ve iktisadi nedenlerle mağduriyet yaşayan ve Erdoğan döneminde kendilerini mağdur olarak algılayan kitleler mevcuttur.
Erdoğanizm bu kesimlerin “gayrimeşru muktedirler” olduklarını vurgulamaya devam ettikçe, “onlardan alıp millete verme” üzerine kurulu “İslami Robin Hood’çuluğun” meşru gösterilmeye çalışıldığı tuhaf zamanlar yaşıyoruz.
Erdoğanizm’in ikna ediciliğini yitirmeye başladığı bir döneme girdik. AKP’nin bizzat kendi tercih ve politikaları Erdoğanizm’in altını oyuyor. Muhalefet partilerinin Erdoğanist popülizmi haklı çıkaracak tutumlardan uzak durmaya başlamaları da iyiye işarettir.
Yazarlar
-
Gökhan BACIKErken Cumhuriyet dönemi eleştirileri: Revizyonizm mi, Türk usülü “woke” mu? 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYA2026’ya Girerken; Barış, Demokratik Toplum ve Enternasyonal Özgürlük Yürüyüşü... 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciOkudukça yoksullaşan bir ülkeyiz 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİVicdansız senenin kelimesi dijital vicdanmış 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünGemini’ye göre 2026’da Türkiye… 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEBölücüler ve Ülkücüler 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURHavf ve reca arasında yeni bir yıla... 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Taha AkyolKara bir yıl 2025 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ocaktan2026’da deliler çağına karşı bir umut ışığı yanar mı? 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUÇözüm için mücadele demokrasi için mücadeledir 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİNAfrika Boynuzu’ndaki oyun: İsrail kime şah çekti? 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZTürkiye’ye özgü sürecin muhasebesi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENNasıl anılmak isterdiniz? 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORU2026: Beklentiler, beklentiler… 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçLeyla Zana ve Gözde Şeker ne yaptı? 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKANİktidar medyası infilak etti 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTBir fotoğraf karesinden çok daha ötesi... 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞUlus devlet, milli egemenlik, çevre, insan hakları, uyuşturucu ve Venezuela 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRTürkiye'de davaların portresine kısa bir bakış: Hâlâ en güçlü ortak talep neden adalet? 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞYENİ YILDA DA KURU EKMEK BİZİ BEKLİYOR… 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRUyuşturucu dosyasındaki sürpriz isim! "Cumhurbaşkanımızın tensipleri ile…" 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇER23 yılın en kötüsü 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Kemal CAN2025 giderken 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENRaporların Gösterdiği 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALRTÜK ve basın özgürlüğüne geçit yok… 28.12.2025 Tüm Yazıları




























Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
20.04.2024
15.12.2019
26.07.2019
18.12.2017
27.09.2017
19.09.2017
10.08.2017
27.07.2017
10.07.2017
26.06.2017