Yüksel TAŞKIN
Böyle bir “gençlik mitine”, kendi değer sistemlerinin yeniden üretilmesine çaba harcayan “yetişkinlerin” daha fazla ihtiyacı olduğu da söylenebilir. Sosyal bilimcilere düşense önce gördüklerini kabul edip, anlamaya çalışmaktır.
Bugün sadece sistem dışı guruplar değil, sistemi savunan yapılar da, gençleri ideolojik bir perspektifle donatmak adına ciddi iradi müdahalelerde bulunmak zorundalar. “Gençleri kendi hâllerine bırakırsanız”, belirli bir ideolojiyi tutarlılıkla sahiplenip, onun gerektirdiği adanmışlık tavrını göstermekten uzak kalabilirler. “Taşıma suyla değirmen döndürmek”, onları sürekli bir endoktrinasyona maruz bırakıp etki altına almak gerekebiliyor. Elinizde devletin ideolojik araçları olsa bile, “paralel evrenleri” yok edemediğiniz veya bütünüyle denetleyemediğiniz için bazı kaçış alanları ortaya çıkıyor.
Burada sözkonusu kaçış eğilimini idealize ettiğimiz düşünülmesin. Önce bu uzak durma hâlini anlayalım. Gençler, artık kitap eksenli bir modernleşme anlayışıyla veya disiplin teknikleriyle “dönüştürülemiyorlar”. Onları da diğer toplum kesitleri gibi asıl belirleyen, gündelik hayatın içerisinde ortaya çıkan, tecrübeye dayanan modernleşme.
Dolayısıyla “bir kitap okudum hayatım değişti” netliğinden ziyade; gençler, çok fazla kaynaktan gelen, çok farklı ve rakip etkiler altında kendilerini var etmek durumundalar. Dış dünyadan ve rakip odaklardan gelen sayısız etki, ciddi bir relativizasyon (görelileşme) algısı yaratıyor. Gençler, bağlı olduklarını iddia ettikleri ideolojiyi de yeterince ciddiye alamıyorlar çünkü kendi ideolojileri de diğerleri arasında göreli bir konuma sahip.
Belki bir örnekle ilerlemek yararlı olabilir. Ekşi Sözlük gibi kamusal alanlara baktığınızda, her ideolojik rengin orada var olmaya çabaladığını görebilirsiniz. Ekşi Sözlük, “düşmanları” nezdinde dahi bir cazibeye sahip. Orada kendilerinin de temsil edilmelerini arzuluyorlar.
Sözlükte en fazla yorum yapılan meselelerden birisi de “ateizm”. Belli ki bu konu sözlükçülerin ilgisini çok çekiyor. Ateizmi yerin dibine batırmaya çalışanlarla, savunanlar, dilin resmî olmayan araçlarını mahir biçimde kullanmak zorundalar. Resmî dille yapılan iş, alıcı bulamıyor. Resmî olmayan dil ise içerisinde kendisine dair bir alaycılık da barındırmak zorunda. Kendi parodisini yapan bir insan, sert bir ideolojik mesajı savunduğunda dahi, onun sıradanlaşmasına, görelileşmesine katkıda bulunuyor.
Bugün sanal âlemdeki kamusal alanların cazibesinden uzak duramayanlar, kendi ideolojik tutumlarında da belirli bir yumuşama yaşıyorlar. Bu yumuşamanın, sıradanlaşmanın denk düştüğü söylemler henüz üretilmediği için, anlaşılması kolay olamıyor. Böyle bir deneyimsel modernleşme evreninde “sosyalleşen” bir gencin, klasik siyasi parti yapısı içerisinde barınabilmesi kolay olmuyor.
Gençlerin “sanal âlemle” ilişkileri, onlara belli bir özerklik tanıyor. Genç, sıkıldığı ortamda “takılmaktan” vazgeçiyor ve başka bir tecrübeye yelken açıyor. Bu kadar değişken ve çelişkili sosyalleşme içerisinde her zaman “çıkıp gitme özgürlüğünü” elinde bulunduran bir gencin, sürekliliği olan ve kendisinden adanmışlık ve aktif katılım beklenen bir yapıda barınabilmesi mümkün olmuyor. Gezi Direnişi’nin mekânsal ve sanal kamusallıkların yaratıcı bir sentezi olduğunu kavrayanlar, siyaset adına ortaya çıkan yeni imkânları da görebilirler...
Yazarlar
-
Mehmet Ali ALÇINKAYA2026’ya Girerken; Barış, Demokratik Toplum ve Enternasyonal Özgürlük Yürüyüşü... 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünGemini’ye göre 2026’da Türkiye… 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİVicdansız senenin kelimesi dijital vicdanmış 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Taha AkyolKara bir yıl 2025 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciOkudukça yoksullaşan bir ülkeyiz 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEBölücüler ve Ülkücüler 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ocaktan2026’da deliler çağına karşı bir umut ışığı yanar mı? 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKErken Cumhuriyet dönemi eleştirileri: Revizyonizm mi, Türk usülü “woke” mu? 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURHavf ve reca arasında yeni bir yıla... 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİNAfrika Boynuzu’ndaki oyun: İsrail kime şah çekti? 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZTürkiye’ye özgü sürecin muhasebesi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORU2026: Beklentiler, beklentiler… 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENNasıl anılmak isterdiniz? 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUÇözüm için mücadele demokrasi için mücadeledir 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRTürkiye'de davaların portresine kısa bir bakış: Hâlâ en güçlü ortak talep neden adalet? 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçLeyla Zana ve Gözde Şeker ne yaptı? 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRUyuşturucu dosyasındaki sürpriz isim! "Cumhurbaşkanımızın tensipleri ile…" 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞYENİ YILDA DA KURU EKMEK BİZİ BEKLİYOR… 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇER23 yılın en kötüsü 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKANİktidar medyası infilak etti 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞUlus devlet, milli egemenlik, çevre, insan hakları, uyuşturucu ve Venezuela 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTBir fotoğraf karesinden çok daha ötesi... 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Kemal CAN2025 giderken 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALRTÜK ve basın özgürlüğüne geçit yok… 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENRaporların Gösterdiği 28.12.2025 Tüm Yazıları



























Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
20.04.2024
15.12.2019
26.07.2019
18.12.2017
27.09.2017
19.09.2017
10.08.2017
27.07.2017
10.07.2017
26.06.2017