Yüksel TAŞKIN
KONDA’ya göre Türkiye’de hayat tarzı kümelerine göre yapılan bir ayrımda kendilerini “modern” diye tanımlayanların oranı yüzde 28’i geçmiyor. Kemalistlerin de modern hayat tarzına sahip oldukları ve çoğunlukla CHP’ye oy verdikleri de söylenebilir.
Kemalizm’le yan yana gelebilen farklı siyasal projeler hep oldu. Soğuk Savaş dönemindeEcevit liderliğinde ortaya çıkan sol-popülist Kemalizm, demokratikleşmenin modernleşme projesini tamamına erdireceğine dair bir iyimserliğe sahipti. Ecevit’in partiye taşıdığı, doktor, avukat, mühendis, öğretim üyesi gibi modern meslek gurupları, demokratikleşmeyle beraber kendi seçkin konumlarının da güvence altına alınabileceğine dair bir inanca sahiptiler. Modernler kendilerini siyaset ve kültür alanlarının seçkinleri olarak görme eğilimdeydiler.
Ecevit’in sol-popülist Kemalizm’ine tepki duyarak CHP’den ayrılanlar ise muhafazakâr cumhuriyetçiliğin taşıyıcılarıydılar. Bu çizgidekiler Güven Partisi’ni kurdular. Ecevit’in sol popülizmi, hiçbir zaman yüzde 6’yı aşamayan muhafazakâr cumhuriyetçiliği mağlup etmeyi başardı.
12 Eylül darbesiyle hesaplar değişti. SHP tecrübesi, sol-popülist Kemalizm’i sürdürmeye çabaladı ama Türkiye sosyolojisi buna müsait değildi. SHP gerileyince, Kemalistlerin çoğunluğu toplumsal statülerini ve etkilerini yitirdikleri algısıyla yeniden reaksiyonerliğe savruldular. Soğuk Savaş döneminden anımsadığımız muhafazakâr cumhuriyetçilik, bu defa “Ulusalcılık” olarak karşımıza çıktı.
Ulusalcılığın en belirgin özelliğini 90’larda yükselişe geçen aktör ve süreçlere tepkisellik olarak görebiliriz. Siyasal İslamcılar, Kürtler, liberaller, sol liberaller gibi uzun bir “düşman” listeleri vardı. Ulusalcılar, 2009’a kadar otoriter modernleşmeci tahayyülleriyle devam ederek, Müesses Nizam’ın sivil ve askerî koruyucuları tarafından kurtarılmayı beklediler; ama tam bir yenilgiye uğradılar.
Ulusalcılar ve bir bütün olarak Kemalistler artık “devletten düştüklerinin” bilinciyle siyaset yapmayı öğrenmek zorundalar. Kemalistlerin siyaseten etkin olabilmeleri için sivilleşmeleri gerekiyor. Aslında 2010’dan beri bu yönde bazı işaretler var. 27 Mayıs benzeri “mucizevî” bir kurtuluş hayalinde olanlar, artık inandırıcılıklarını yitiriyorlar. Son yerel seçimlerde İstanbul’da katılım oranının yüzde 90’ı aşması, Kemalistlerin sandık yoluyla siyasal değişimin önemini kavradıklarını gösteriyor.
Ulusalcılık, içe kapanmacı, reaksiyoner bir milliyetçilik üretti. Oysa Kemalistlerin büyük çoğunluğu ve özellikle onların çocukları, küreselleşme süreçlerinden maddi olarak istifade ediyorlar. Modernlerin statü kaybettikleri doğru olmakla beraber iktisaden bunu telafi ettiler. Ulusalcılık gibi içe kapanmacı bir söylem, sınıfsal çıkarlarını yansıtmıyor.
Modernlerin daha evrensel söylemlere ihtiyaçları var. AKP’nin içe kapanmacı bir söyleme savrulmasıyla tuhaf bir durum ortaya çıkıyor. AKP “Ankaralılaştıkça”, Kemalistler daha evrensel hak ve özgürlük söylemine başvurmak zorunda kalıyor. Gezi bu bakımdan önemli bir tecrübe oldu. Kemalist gençler, hem Batı’da hem de bölgemizde benzer mücadeleler olduğunu fark ettiler. “Biz bize benzerizci” tutumun, kendilerini yalnız bırakacağını, ulusal ve küresel ölçekte müttefiklere ihtiyaçları olduğunu kavramaya başladılar. Hayat Kemalistlere, sol-popülist geleneklerini yeniden anımsamalarını fısıldıyor.
Yazarlar
-
Mehmet Ali ALÇINKAYA2026’ya Girerken; Barış, Demokratik Toplum ve Enternasyonal Özgürlük Yürüyüşü... 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünGemini’ye göre 2026’da Türkiye… 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİVicdansız senenin kelimesi dijital vicdanmış 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Taha AkyolKara bir yıl 2025 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciOkudukça yoksullaşan bir ülkeyiz 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEBölücüler ve Ülkücüler 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ocaktan2026’da deliler çağına karşı bir umut ışığı yanar mı? 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKErken Cumhuriyet dönemi eleştirileri: Revizyonizm mi, Türk usülü “woke” mu? 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURHavf ve reca arasında yeni bir yıla... 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİNAfrika Boynuzu’ndaki oyun: İsrail kime şah çekti? 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZTürkiye’ye özgü sürecin muhasebesi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORU2026: Beklentiler, beklentiler… 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENNasıl anılmak isterdiniz? 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUÇözüm için mücadele demokrasi için mücadeledir 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRTürkiye'de davaların portresine kısa bir bakış: Hâlâ en güçlü ortak talep neden adalet? 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçLeyla Zana ve Gözde Şeker ne yaptı? 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRUyuşturucu dosyasındaki sürpriz isim! "Cumhurbaşkanımızın tensipleri ile…" 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞYENİ YILDA DA KURU EKMEK BİZİ BEKLİYOR… 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇER23 yılın en kötüsü 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKANİktidar medyası infilak etti 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞUlus devlet, milli egemenlik, çevre, insan hakları, uyuşturucu ve Venezuela 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTBir fotoğraf karesinden çok daha ötesi... 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Kemal CAN2025 giderken 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALRTÜK ve basın özgürlüğüne geçit yok… 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENRaporların Gösterdiği 28.12.2025 Tüm Yazıları



























Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
20.04.2024
15.12.2019
26.07.2019
18.12.2017
27.09.2017
19.09.2017
10.08.2017
27.07.2017
10.07.2017
26.06.2017