Yüksel TAŞKIN
Muharrem İnce’nin kurultay konuşması, iktidar özlemi duyan CHP’lileri etkileme üzerine kuruluydu. İnce “CHP’li kaymakam, vali” vaadinde bulunarak, devletten uzun süredir dışlanan kesime hitap etmeyi de ihmal etmedi. Buradaki örtük mesaj; “Sıra size de gelecek” vurgusunda gizliydi.
Çok sayıda insanın gerekli nitelikleri olduğu hâlde kamuda pek çok konumdan dışlandıkları ve bunun ciddi bir adaletsizlik hissi yarattığı elbette doğrudur. Türkiye siyasetinin rövanşist öfke damarı da buradan beslenir. İktidara geldiğinizde gözünüz kararır ve çaycıdan müsteşara herkesi silkelersiniz. Peki, bu böyle mi devam edecek? Muhtemel bir CHP iktidarında da sıra “CHP’li valilere” mi gelecek?
İşte reformcu siyasetin aşması gereken, onyıllardır debelendiğimiz çamurlu zemin burası. Siyasi partiler kısa vadeli kazanımlara odaklanmayıp, oyunun kurallarını yeniden kurmaya gönül indirebilseler, hepimize bulaşması kaçınılmaz bu çamuru temizleyebileceğiz.
Aslında demokratik bir anayasa en başta AKP olmak üzere, CHP’nin ve tüm toplumun muhtaç olduğu ilaç. Bu kaygan zemin, daha fazla güç arayışını tetikliyor. Bu da ciddi bir enerji kaybına ve insan kıyımına yol açıyor. Canını yaktıklarımız iktidara gelip bizim canımızı yakmasınlar diye iktidara daha fazla yapışıyoruz. Yazık değil mi?
Bugün AKP’nin trajedisi de bununla ilişkili. “Seçimi kazanan hepsini alır” hırsıyla bütün güç ve yetkiyi kendi ellerinde topladıkları için, sistemi istikrarsız hâle getirdiler. İstikrarsızlığın aşılabilmesi için de toplumun bütünüyle denetlenmesini çözüm sanıyorlar. Siyasal sistemde kendilerini denetleyebilecek bütün fren mekanizmalarını yok ederek kendi yıkımlarını da hazırlıyorlar.
DP de aynı hatayı yapmış, CHP’den devraldığı eski Türkiye’nin anayasasıyla yeni toplumu idare edebileceğini sanmıştı. DP, çok partili hayat için düzenlenmemiş tek parti anayasasını değiştirerek, oyuna fren ve denge mekanizmalarını yerleştirebilseydi, darbecilerin harekete geçmeleri de zorlaşırdı.
AKP de aynı hatalı yoldan ilerliyor. Parti içi ve dışında hiçbir fren mekanizması bırakmadılar. Ama yine rahat değiller. MEB’de yapılan operasyonu anımsayalım. Binlerce müdürü görevden alıp, kendi yandaşlarını göreve getirdiler. Neden?
Nabi Avcı’ya hakikaten sormak isterdim: Bu operasyonu yönetenler içerisinde siz de var mısınız? Yoksa sizi dışarıda bırakarak bildiğini okuyan “bürokratlara” diş geçiremiyor musunuz? Her durumda sorumluluk sizindir. Siz neden buna tenezzül ediyorsunuz? Bu ne acımasızlıktır? Bu “kabilecilik” entelektüel kimliğiyle bilinen bir bakana yakışıyor mu sahiden? Kalem koleksiyonu yapmakla münevver olunmuyor...
“Seçimi kazanan hepsini alır” zihniyetini geriletmenin en önemli yolu, demokratik bir anayasa yapmaktır. CHP dâhil muhalefet partileri, asla rövanşizm yapmayacakları güvencesi vermelidirler. Bu vaadin somut anayasal ve yasal düzenlemelerle desteklenmesi, inandırıcı hâle gelmesi gerekiyor.
Canla başla çalışan bir bürokratın asla partizanlık engeline çarpmamasının altyapısı eğer istenirse kolaylıkla oluşturulabilir. Bir kamu görevlisinin iktidar partisine yanaşarak yükselebileceğine inanması, büyük bir yetenek ve enerji israfıdır.
Bizler “devletin valisinden” “partinin valisine” geçebildik. Henüz kamunun valisini aramaktayız. Son 60 yılda Türkiye’yi yöneten sağcı partiler ve sağcı askerler, bizlere sürekli aynı kâbusu yaşatıyorlar. Bunu aşamayan bir vizyon, kendi yıkımını da hazırlar...
Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
- CHP’nin Yerel Seçim başarısı ve iktidar yürüyüşüne dair bazı gözlem ve öneriler (1)
20.04.2024 - Popülizm Tartışmaları Üzerinden Son Yerel Seçimleri Anımsamak
15.12.2019 - 31 Mart-23 Haziran Seçimleri Türkiye Sağı Açısından Ne Anlama Geliyor?
26.07.2019 - Kudüs Tartışmasının Gösterdikleri: Benzin Kovalarıyla Medeniyetler Çatışmasına Koşmak
18.12.2017 - İki meselede netleşemeyen bir muhalefetin şansı olmaz
27.09.2017 - Şerif Mardin: Sosyal Bilimlere Saygınlık Kazandıran Bir Bilim İnsanının Ardından
19.09.2017 - Yaşam tarzı siyasetini veya yüzde 50’ye sıkışmayı reddetmek
10.08.2017 - Hakikat bükücüleriyle nasıl mücadele etmeli
27.07.2017 - Adalet Yürüyüşünün gösterdikleri
10.07.2017 - Bir mezuniyet töreni vesilesiyle
26.06.2017
Yazarlar
-
İbrahim KahveciOkudukça yoksullaşan bir ülkeyiz 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ocaktan2026’da deliler çağına karşı bir umut ışığı yanar mı? 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİVicdansız senenin kelimesi dijital vicdanmış 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEBölücüler ve Ülkücüler 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Taha AkyolKara bir yıl 2025 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKErken Cumhuriyet dönemi eleştirileri: Revizyonizm mi, Türk usülü “woke” mu? 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünGemini’ye göre 2026’da Türkiye… 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYA2026’ya Girerken; Barış, Demokratik Toplum ve Enternasyonal Özgürlük Yürüyüşü... 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURHavf ve reca arasında yeni bir yıla... 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZTürkiye’ye özgü sürecin muhasebesi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİNAfrika Boynuzu’ndaki oyun: İsrail kime şah çekti? 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORU2026: Beklentiler, beklentiler… 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENNasıl anılmak isterdiniz? 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUÇözüm için mücadele demokrasi için mücadeledir 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKANİktidar medyası infilak etti 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçLeyla Zana ve Gözde Şeker ne yaptı? 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞUlus devlet, milli egemenlik, çevre, insan hakları, uyuşturucu ve Venezuela 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRTürkiye'de davaların portresine kısa bir bakış: Hâlâ en güçlü ortak talep neden adalet? 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTBir fotoğraf karesinden çok daha ötesi... 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞYENİ YILDA DA KURU EKMEK BİZİ BEKLİYOR… 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇER23 yılın en kötüsü 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRUyuşturucu dosyasındaki sürpriz isim! "Cumhurbaşkanımızın tensipleri ile…" 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALRTÜK ve basın özgürlüğüne geçit yok… 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Kemal CAN2025 giderken 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENRaporların Gösterdiği 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraYılın Kelimesi 27.12.2025 Tüm Yazıları





























hayylaz
eğitim koçluğunun gelecek olması öğretmenlik mesleğinin önemini değitirmezki sadece rolünü değiştirir. Klasik eğitim anlayışıyla yetişmiş bu ablamız, öğretmeni ansiklopedi sanıyor galiba. Öğretmen google gibi sadece bilgi veren bir şey zaten değil ki!!!!!
Mustafa Tokcan
Sivilay Hanım(!) siz çocuğunuzu okula göndermeyin biz öğretmenlere emanet etmeyin. Evde internetin başına oturtup googleu açın yeterli...Daha fazlasını söylemek istemiyorum...