Yüksel TAŞKIN
CHP’nin 2015 genel seçimleri öncesi mevcut durumuna ve ruh hâline baktığımızda öncelikle gerçekçi tespitlerle başlamalıyız. Parti örgütü, 2014 yerel seçimleri ve ardından yapılan cumhurbaşkanlığı seçimlerinden moralsiz çıkmıştır.
Aslında yerel seçimler, ileriye dönük olumlu mesajlar da barındırıyordu CHP açısından. CHP örgütü seçimlere çok büyük beklentilerle girdiği için, ardından yaşanan kırıklık da sert oldu. Fakat bu seçimlerde parti örgütünün öncekilere göre çok daha gayretli olduğu ve partinin doğal tabanının büyük ölçüde harekete geçirilebildiği unutulmamalıdır. Parti en temel meselelerinden birisi olan, kendi doğal tabanının dışına açılma konusunda da hafife alınmaması gereken başarılar elde etti.
Hem CHP örgütü hem de partinin doğal tabanı, cumhurbaşkanlığı seçimlerine çok moralsiz gitti. Burada da dürüst davranalım: Adayın belirlenme tarzı ve adayın kimliği yaygın kabul görmedi. Mansur Yavaş’a gösterilen teveccühün İhsanoğlu’na gösterilmemesinin değişik nedenleri var elbette. Bunlardan birisi seçmenlerin adayı “yeterince kuvvetli” algılamamalarıdır.
Hemen ardından yapılan kurultayın da Kılıçdaroğlu ve izlemeyi tasarladığı politikalar açısından çok net mesajlar vermediği söylenebilir. Mesajlar net değildir çünkü örgütün de bazı meselelerde kafası karışıktır. Buna rağmen örgütün önemli bir gövdesinin Kılıçdaroğlu’nun kişisel özelliklerinden ve partiyi eski alışkanlıklarından kurtarma gayretlerinden memnun olduğu teslim edilmelidir.
Fakat asıl mesele de burada başlamaktadır: Kılıçdaroğlu’nu destekleyenlerin, eğer Genel Başkan yaklaşan seçimlere önemli riskler alarak giderse aynı desteği gösterip göstermeyecekleri belli değildir. Buradaki psikolojik eşik, seçimlerde yeni bir başarısızlık yaşanabileceği algısının yerleşmesidir.
Buraya kadar Kılıçdaroğlu’nun siyaseten risk almasını zorlaştıran unsurları özetledim. Buna rağmen risk almaya devam etmeli ve gerekirse genel başkanlığı bırakmaya hazır olduğunu da açıklıkla vurgulamalıdır.
Burada da ilginç bir ikilem ortaya çıkıyor: Kılıçdaroğlu’nun ihtiyatlı ve düşük profilli bir seçim söylemi tutturması, yani yüzde 25’e razı olması da bundan sonra başarısızlık olarak algılanacaktır. Bir bakıma risk almaktan başka çıkış yolu yoktur. Yerel seçimlerde yaptığı gibi, hatta ondan daha büyük riskler alarak bu seçimlere girmeli ve net bir başarısızlık sonucunda görevi bırakmaktan çekinmemelidir.
Mesele risk almaktan ziyade, riski mümkün olduğu kadar örgütle beraber almak ve paylaşmaya çalışmaktadır. Bu durumda atılması gereken adımlardan birisi, milletvekili adaylarının belirlenmesinde örgüte her zamankinden daha fazla alan açılacağının vurgulanmasıdır. Örgüt, yapılan tercihlerin ortağı olduğunda, yaşanan hatalarda kendi sorumluluğunu görmeye daha yatkın olur.
Genel Merkez’in de iktidar adayı bir parti olarak kendi kontenjanı olabilir. Bu da anlaşılır bir durumdur. Yeter ki bu kontenjan iktidar adayı bir parti algısıyla yapılsın, kayırmalara gidilmesin.
CHP bu muhtemel krizi önceleyerek adayların belirlenme yöntemini şimdiden ilan edebilir. Yerel seçimlerde aday belirleme sürecinin gecikmesi ve net bir yöntemle hareket edilememesi ciddi bir küskünler ordusu yaratmıştı. Seçim süreçlerinde küskünler olması doğaldır ama eğer meşru bir eleme yönteminiz varsa, bu sayıyı minimuma indirebilirsiniz.
Kılıçdaroğlu ve ekibi CHP’yi sosyal demokrat kimliğe oturtmak anlamında önemli adımlar attılar. Örgüt, kendisini güçlendiren lider ve ekipleri destekleme olgunluğuna sahiptir.
Yazarlar
-
Mehmet Ali ALÇINKAYA2026’ya Girerken; Barış, Demokratik Toplum ve Enternasyonal Özgürlük Yürüyüşü... 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünGemini’ye göre 2026’da Türkiye… 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİVicdansız senenin kelimesi dijital vicdanmış 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Taha AkyolKara bir yıl 2025 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciOkudukça yoksullaşan bir ülkeyiz 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEBölücüler ve Ülkücüler 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ocaktan2026’da deliler çağına karşı bir umut ışığı yanar mı? 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKErken Cumhuriyet dönemi eleştirileri: Revizyonizm mi, Türk usülü “woke” mu? 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURHavf ve reca arasında yeni bir yıla... 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİNAfrika Boynuzu’ndaki oyun: İsrail kime şah çekti? 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZTürkiye’ye özgü sürecin muhasebesi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORU2026: Beklentiler, beklentiler… 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENNasıl anılmak isterdiniz? 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUÇözüm için mücadele demokrasi için mücadeledir 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRTürkiye'de davaların portresine kısa bir bakış: Hâlâ en güçlü ortak talep neden adalet? 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçLeyla Zana ve Gözde Şeker ne yaptı? 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRUyuşturucu dosyasındaki sürpriz isim! "Cumhurbaşkanımızın tensipleri ile…" 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞYENİ YILDA DA KURU EKMEK BİZİ BEKLİYOR… 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇER23 yılın en kötüsü 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKANİktidar medyası infilak etti 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞUlus devlet, milli egemenlik, çevre, insan hakları, uyuşturucu ve Venezuela 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTBir fotoğraf karesinden çok daha ötesi... 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Kemal CAN2025 giderken 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALRTÜK ve basın özgürlüğüne geçit yok… 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENRaporların Gösterdiği 28.12.2025 Tüm Yazıları



























Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
20.04.2024
15.12.2019
26.07.2019
18.12.2017
27.09.2017
19.09.2017
10.08.2017
27.07.2017
10.07.2017
26.06.2017