Yüksel TAŞKIN
Türkiye’de farklı siyasi aktörler mevcut olmasına rağmen etkili dört küme tespit edilebilir: Kürt hareketiyle ilişkili aktörler, CHP ve doğal tabanı, AKP etrafında kümelenmiş İslamcılar, MHP ve milliyetçi cenah.
Bu dört küme de ülkemizin siyasi kültürünün olumsuz yönlerini yeniden üretmekte benzeşiyorlar. Her küme aynı zamanda bu siyaset kültürünü ve siyasetin önündeki yapısal sınırları aşma yönünde kısmi irade ve duruşlara sahip.
AKP, Türkiye’nin her tarafından oy alabilme avantajına sahip ama farklı toplum bileşenlerini milletin eşdeğer üyeleri olarak gören bir kamu algısına sahip değil. AKP, toplumu açık veya örtük biçimde “milli ve gayrı milli” unsurlar diye bölüyor ve eleştiregeldiği “zümrevi siyaset” anlayışını yeniden üretiyor.
Sözgelimi yakında 3500 yeni hâkim alınacağını duyuran Bakan Bozdağ’ın bu hâkimleri hangi fidanlıklardan devşireceğini tahmin edemeyen yok. Partisinin gençlik kollarına eleman devşirmekle, bakanlığa hâkim devşirmek arasındaki farkı göremeyenlerden bütün toplumu eşdeğer algılayan bir kamusal ahlak beklemek beyhude.
MHPve milliyetçilerin krizi çok daha derin. Sık sık Ziya Gökalp’in milliyetçiliği etnisite ile özdeşleştirilemeyen geleneğine referans verseler de herkes biliyor ki MHP, Türkleri ve Kürtleri etnik zaviyeden birbirlerinin karşısına koyuyor. Sanki Türkiye’de Kürt olmasaydı bugün MHP’nin siyaset yapacağı alan da kalmazmış gibi bir algı var.
Parti tuzu kurulardan oy almadığı hâlde sözgelimi ikna edici toplumcu siyasetler savunamıyor. Sanki spesifik bir konuya odaklı bir parti MHP. Üstelik kültürel olarak CHP’ye yakın MHP’lilerle; AKP’ye yakın MHP’lileri nasıl birarada tutacağını bilemiyor. Gençlerden ciddi destek alıyor ama onları meşru siyaset alanının aktif özneleri hâline getiremiyor. Bürokratik ve hantal bir görüntü veriyor.
HDPçizgisi de, Kürt hareketindeki farklı aktörler ve bunlar arasındaki açık ve örtük güç mücadelelerinden mustarip. Üstelik bu örgütlenmeler fazlasıyla hiyerarşik. Özgürlükçü söylemleri sahiplenen, başarıyla siyasi hayatta pratikleştiren partinin en büyük handikaplarından birisi, “Kemalizm’i eleştirebilirken önderliği eleştiremeyen, yücelten tavrı”. Tarih bazen bizleri çok tuhaf ikilimler içerisine atabiliyor.
Tüm bunlara rağmen HDP çizgisi Demirtaş’ın son cumhurbaşkanlığı seçimlerinde gösterdiği gibi, zaman zaman geleceğin Türkiye’sinden seslenebilme yeteneğine de sahip.
CHPde, devlet üzerinden cumhuriyet değerlerini muhafaza etme alışkanlığından uzaklaşarak sivil alanda diri bir parti olma mücadelesi veriyor. Parti içinde ve dışında “devletten çoktan düştüklerini” kavrayamayanlar halen mevcut. Devletten çoktan düşen CHP’lilerin etraflarında beraber hareket edebilecekleri işçi veya öğrenci hareketleri gibi güçlü toplumsal hareketler de mevcut değil.
CHP’nin Türkiye partisi olabilmesi için, “yüzde 30 sol yüzde 70 sağ seçmen” tarzı bölünmelere dayalı her türlü analiz ve tavırdan uzak durması gerekiyor. Türkiye’nin koşullarına uygun bir sosyal demokrasi, etnik ve dinî kimliklere saygılı; ama eşdeğer vatandaşlık ve kamu ahlakı bilinciyle bu kimliklere dayalı her türlü hiyerarşiyi reddeden bir duruşa sahip olmalı. Bu duruş sadece CHP’ye değil, tüm Türkiye’ye kazandırır.
Bana göre mevcut siyasi kümelerin hepsi evrenseli yakalamak ve bununla ilişkili bir kamu ahlakı inşa etmek bakımından ciddi eksikliklere sahipler. Bugün HDP ve CHP’nin böyle bir duruşu yakalamaya diğer siyasi aktörlerden daha yakın oldukları söylenebilir.
Yazarlar
-
Mehmet Ali ALÇINKAYA2026’ya Girerken; Barış, Demokratik Toplum ve Enternasyonal Özgürlük Yürüyüşü... 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünGemini’ye göre 2026’da Türkiye… 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİVicdansız senenin kelimesi dijital vicdanmış 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Taha AkyolKara bir yıl 2025 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciOkudukça yoksullaşan bir ülkeyiz 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEBölücüler ve Ülkücüler 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ocaktan2026’da deliler çağına karşı bir umut ışığı yanar mı? 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKErken Cumhuriyet dönemi eleştirileri: Revizyonizm mi, Türk usülü “woke” mu? 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURHavf ve reca arasında yeni bir yıla... 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİNAfrika Boynuzu’ndaki oyun: İsrail kime şah çekti? 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZTürkiye’ye özgü sürecin muhasebesi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORU2026: Beklentiler, beklentiler… 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENNasıl anılmak isterdiniz? 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUÇözüm için mücadele demokrasi için mücadeledir 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRTürkiye'de davaların portresine kısa bir bakış: Hâlâ en güçlü ortak talep neden adalet? 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçLeyla Zana ve Gözde Şeker ne yaptı? 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRUyuşturucu dosyasındaki sürpriz isim! "Cumhurbaşkanımızın tensipleri ile…" 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞYENİ YILDA DA KURU EKMEK BİZİ BEKLİYOR… 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇER23 yılın en kötüsü 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKANİktidar medyası infilak etti 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞUlus devlet, milli egemenlik, çevre, insan hakları, uyuşturucu ve Venezuela 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTBir fotoğraf karesinden çok daha ötesi... 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Kemal CAN2025 giderken 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALRTÜK ve basın özgürlüğüne geçit yok… 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENRaporların Gösterdiği 28.12.2025 Tüm Yazıları



























Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
20.04.2024
15.12.2019
26.07.2019
18.12.2017
27.09.2017
19.09.2017
10.08.2017
27.07.2017
10.07.2017
26.06.2017