Yüksel TAŞKIN
Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın söylemekten hoşlandığı bir ifadedir, “üstünlerin hukuku değil, hukukun üstünlüğü”. Bu sözlerin ifade ettiği Türkiye’den öyle uzağız ki. Birileri birilerine kuyu kazarken göçük oluşmuş ve hep beraber içerisine yuvarlanılmış. Buradan çıkmak yerine, başkalarını daha da derine gömmeye çalışmayı marifet sananlar var.
Şimdilik kazma, kürek, balta birilerinin elinde. Şimdilik “en üstekilerin hukukunu” dayatmak adına bir adım öndeler. Oysa çoktan anlamalıydılar ki, o göçük, o çukur ve oradan gelen koku, onları da zehirliyor. Hepimizi zehirliyor. Bu çürüme, birilerini daha derinlere gömerek temizlenmez.
Çürümenin temizlenmesi için önce baltaları gömmek gerekiyor. Bu adım kimden gelebilirdi? Elbette mevcut Başbakan Davutoğlu’ndan. Bu adım, siyasette artık kaybedecek çok şeyi kalmayan, itibarlı bir emeklilik yaşamak istemeleri beklenen Bülent Arınç gibi, Cemil Çiçek gibi isimlerden gelebilirdi.
Peki, Davutoğlu ne yapıyor? Kendisi söylediğinde sanki o söylememiş gibi aykırı, ezber duran cümleler sarf ediyor. Kucağında bulduğu operasyonu sahiplenmekle sahiplenmemek arasındaki kararsızlığını anlayan anlıyor. Arabulucu olabilirdi ama o mazeret buluculuğa soyunmayı tercih etti.
Ama tarihin hükmü çok net olacak: Hukuku bir zümrenin diğerini bastırması için istismar edenler, yarının Türkiye’sinde hayırla anılmayacak. Bir “üstünler hukukundan” diğerine geçişin eski, tozlu Türkiye’sini muhafaza etmeyi tercih edenler; kendi zümrevi siyasetlerini örmeyi, yeni Türkiye diye alkışlayan ve alkışlatanlar, yarın sizden de “eski Türkiye’yi muhafazada direterek, kendilerini tarih dışına ittiler” diye söz edilecek.
Şimdi bu meseleye nasıl yaklaşacağız? En şık yaklaşımın sahibi olan Ahmet Şık gibi elbette. Bir mağdur, kendisine mağduriyet yaşatanlar adına da hukuk talep edebiliyorsa, işte bu çukurdan çıkmanın en temiz, en kokmayan yolu budur. Burada işaret edilen çözüm, hukukun üstünlüğünü rehber edinmekten başka bir şey değildir.
Şimdi Zaman gurubuna yönelik operasyonun, rakibinizin medya gurubuna gözdağı vermek, onu susturmak ötesinde bir anlamı olduğuna inanan hakikaten var mıdır? Bugün Türkiye’de, AKP’liler arasında mesela, bu operasyonun hukukun üstünlüğünün gereği olduğuna inanlar kaç kişidir?
Tam da bu nedenle bu ve benzeri operasyonlar, bumerang gibi onu planlayıp, gerçekleştirenlerin meşruiyetini vurur. Ergenekon, Balyoz ve KCK davalarında yaşatılan haksızlıkları kamuoyu vicdanı kabullendi mi? Mızrak çuvala sığabildi mi? Çok değil birkaç yıl önce, sanıkların savunmalarını dahi dinlemeye tenezzül etmeyen mağrur hâkimler, savcılar şimdi neredeler?
Aynı suda tekrar kirlenmek, yakın tarihten hiç ders çıkarmamak değil midir? Hükümet medyayı tamamen kontrol altına almak gibi bir çılgınlığa soyunmuş durumdadır. Bunu gerçekleştiremedikçe daha da kontrolsüzleşiyor. Ülkeyi sakinleştirmesi beklenen AKP’liler, tam aksine, her gün daha fazla kutuplaştırıyorlar, her gün daha fazla can yakıyorlar.
Bir gün bu kırılan kalplerin, dürülen kalemlerin gür sesle hesap soracağını göremiyorlar mı? İstibdadın her çeşidini gördük bu memlekette. Onların yıkılışlarını da. Muhalefet her devirde vardı. Gene var olacak.
Umarım yarının Türkiye’sinde sorulan her hesap hukukun üstünlüğü çerçevesinde gerçekleşir. Sizi mağdur edenlere benzemeden, temiz kalarak direnmek de elbette mümkündür.
Yazarlar
-
Mehmet Ali ALÇINKAYA2026’ya Girerken; Barış, Demokratik Toplum ve Enternasyonal Özgürlük Yürüyüşü... 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünGemini’ye göre 2026’da Türkiye… 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİVicdansız senenin kelimesi dijital vicdanmış 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Taha AkyolKara bir yıl 2025 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciOkudukça yoksullaşan bir ülkeyiz 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEBölücüler ve Ülkücüler 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ocaktan2026’da deliler çağına karşı bir umut ışığı yanar mı? 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKErken Cumhuriyet dönemi eleştirileri: Revizyonizm mi, Türk usülü “woke” mu? 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURHavf ve reca arasında yeni bir yıla... 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİNAfrika Boynuzu’ndaki oyun: İsrail kime şah çekti? 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZTürkiye’ye özgü sürecin muhasebesi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORU2026: Beklentiler, beklentiler… 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENNasıl anılmak isterdiniz? 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUÇözüm için mücadele demokrasi için mücadeledir 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRTürkiye'de davaların portresine kısa bir bakış: Hâlâ en güçlü ortak talep neden adalet? 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçLeyla Zana ve Gözde Şeker ne yaptı? 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRUyuşturucu dosyasındaki sürpriz isim! "Cumhurbaşkanımızın tensipleri ile…" 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞYENİ YILDA DA KURU EKMEK BİZİ BEKLİYOR… 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇER23 yılın en kötüsü 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKANİktidar medyası infilak etti 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞUlus devlet, milli egemenlik, çevre, insan hakları, uyuşturucu ve Venezuela 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTBir fotoğraf karesinden çok daha ötesi... 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Kemal CAN2025 giderken 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALRTÜK ve basın özgürlüğüne geçit yok… 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENRaporların Gösterdiği 28.12.2025 Tüm Yazıları



























Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
20.04.2024
15.12.2019
26.07.2019
18.12.2017
27.09.2017
19.09.2017
10.08.2017
27.07.2017
10.07.2017
26.06.2017