Yüksel TAŞKIN
Türkiye’de başkanlık sistemini savunanların görüşlerini dinlerken ikna olduğum söylenemez.Burhan Kuzu bu sistemin yasamayı ve yargıyı güçlendireceğini, yürütmenin de daha etkin hareket edebileceğini savunuyor. Kuzu’ya sormak lazım: Elinizdeki güçle yasamayı ve yargıyı güçlendirmek adına yapabileceklerinizin ne kadarını yaptınız? Daha doğrusu, sizin iktidarınızda yargı bağımsızlığından söz etmek mümkün müdür?
Sözgelimi, milletvekillerinin başkanlık sisteminde daha bağımsız olacakları, gerektiğinde parti liderleriyle ayrı düşebilecekleri iddia ediliyor. Böyle kaçınılmaz bir ilişki kurulması mümkün değil. Rusya’daki gibi hem federal hem de yarı-başkanlık sistemine sahip bir sistemde, Putin’e hangi milletvekili karşı durabiliyor?
Bana göre mevcut parlamenter sistem içerisinde çok sayıda sorunumuzu çözebiliriz, yeter ki bu yönde bir irade oluşabilsin. Sözgelimi Almanya’daki seçim sistemini bire bir aldığımızı düşünün, bu sistemle bile ciddi mesafeler kaydedilebilir.
Almanya’da vekillerin yarısı dar bölge sistemiyle seçiliyor. Bu vekiller mahalli ihtiyaçlara ve başarılarına göre seçilme şansına sahipler. Vekiller yarısı ise nispi temsile göre seçiliyor. Bu ikinci gruptakiler, daha genel meselelerle ilgileniyor, ülke yönetimine dair görevler üstleniyorlar. Almanya’da da parti disiplini var ama vekillerin gerektiğinde liderlerine kafa tutma özerklikleri de mevcut.
Bana göre Alman seçim sistemi, dar bölge ve nispi temsilin olumlu yönlerini harmanlaması bakımlarından ideale yakın. Ama mesele tam da “burada” başlıyor: AK Partililer, dilerlerse muhalefeti de ikna ederek bu sistemi getirebilirler. Onların ellerini bağlayan mı var? Var anlaşılan.
Bir de asıl meselemizin merkezin yetkilerini yerele devretmek olduğunu hakkaniyet sahibi herkes teslim edecektir. Parlamenter sistem içinde hatta üniter sistem içinde bile ciddi reformlar yapılması mümkündür. AK Parti’nin böyle bir kaygısı var mı, emin değilim.
Bana göre Türkiye’nin en temel siyasi reform önceliği yerel yönetimler reformudur. Şimdilerde genel seçimler için yaklaşık 20 bin aday adayı hevesle çalışıyor. Bunlardan 550 tanesinin yüzü gülecek. Demek ki binlerce insan siyaset yapmak istiyor ama Ankara’ya kapağı atamayacak. O zaman onları bölge meclislerinde milletvekili yapsak ve kendi yerellerinin yönetimine katkı sunsalar?
İstanbul’un içinde yer alacağı bir bölge meclisi düşünün. Bunun maliye bakanı olmak mı daha arzu edilir, Ankara’nın maliye bakanı olmak mı? Ankara’nın muazzam yetkilerini bölgelere dağıtırsanız, elbette insanlar kendi bölgelerinin yönetim süreçlerine katılmayı arzu ederler.
Buradaki temel sorulardan birisi bu bölge meclislerinin yasa çıkarma yetkilerinin olup olmayacağıdır. Bana göre Ankara’ya net biçimde bırakılmayan tüm konularda bölge meclisleri yetkili kılınmalıdır. Somut sorular soralım: Bölge meclisleri vergi koyabilmeliler mi? Evet. Eğitim alanına girebilmeliler mi? Evet. Bölgedeki kamu hizmetleri yerel yönetimlere devredilmeli midir. Evet.
Tüm bu evetler, çağımızın yüksek standartlarına verilen bir “evet” yanıtıdır da. Eğer Yerinden Demokratik Yönetim reformunu başarabilirsek sadece Kürt sorununu çözmekle kalmayız; sistemin diktatörlüğe doğru zorlanmasını mümkün, hatta istenebilir kılan aşırı merkeziyetçiliği de aşmış oluruz. Başka bir ifadeyle diktatörlüğü mümkün kılan, adeta özendiren yapıları elemiş oluruz.
Böyle bir yapıda Ankara’daki Meclis, daha makro meselelerle ilgilenecektir. Dış politika ve genel iktisadi politikalar gibi. Bazı yönlerden de bu Meclis, ABD’deki Senato’ya benzeyen atama yetkilerine sahip olabilir.
Siz bu altyapıyı kurduktan sonra başkanlık veya parlamenter sistem tartışmaları hararetini yitirir. Böyle bir sistemde başkan veya başbakan değiştiğinde, sıradan bir çaycı işini kaybedeceğinden korkmaz. İnsanlar dik başlı olur, haysiyetlerine sahip çıkarlar…
Yazarlar
-
Mehmet Ali ALÇINKAYA2026’ya Girerken; Barış, Demokratik Toplum ve Enternasyonal Özgürlük Yürüyüşü... 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünGemini’ye göre 2026’da Türkiye… 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİVicdansız senenin kelimesi dijital vicdanmış 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Taha AkyolKara bir yıl 2025 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciOkudukça yoksullaşan bir ülkeyiz 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEBölücüler ve Ülkücüler 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ocaktan2026’da deliler çağına karşı bir umut ışığı yanar mı? 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKErken Cumhuriyet dönemi eleştirileri: Revizyonizm mi, Türk usülü “woke” mu? 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURHavf ve reca arasında yeni bir yıla... 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİNAfrika Boynuzu’ndaki oyun: İsrail kime şah çekti? 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZTürkiye’ye özgü sürecin muhasebesi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORU2026: Beklentiler, beklentiler… 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENNasıl anılmak isterdiniz? 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUÇözüm için mücadele demokrasi için mücadeledir 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRTürkiye'de davaların portresine kısa bir bakış: Hâlâ en güçlü ortak talep neden adalet? 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçLeyla Zana ve Gözde Şeker ne yaptı? 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRUyuşturucu dosyasındaki sürpriz isim! "Cumhurbaşkanımızın tensipleri ile…" 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞYENİ YILDA DA KURU EKMEK BİZİ BEKLİYOR… 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇER23 yılın en kötüsü 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKANİktidar medyası infilak etti 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞUlus devlet, milli egemenlik, çevre, insan hakları, uyuşturucu ve Venezuela 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTBir fotoğraf karesinden çok daha ötesi... 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Kemal CAN2025 giderken 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALRTÜK ve basın özgürlüğüne geçit yok… 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENRaporların Gösterdiği 28.12.2025 Tüm Yazıları



























Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
20.04.2024
15.12.2019
26.07.2019
18.12.2017
27.09.2017
19.09.2017
10.08.2017
27.07.2017
10.07.2017
26.06.2017