Yüksel TAŞKIN
Yakın zamanda Cumhurbaşkanı Erdoğan, muhtarlardan başkanlık sistemine destek istediği bir konuşmasında, “Bizim genlerimizde başkanlık sistemi var. Tarihimizden gelen bir sistem var” ifadelerini kullanmıştı.
Ben bu sözleri duyunca, İslamcıların tarih ve din ilişkisine dair yaygın bir kanaatlerini anımsadım. İslamcılar, dinin özünün tarihsel ve mekânsal yorumlarla tahrip edildiğini; öze dönüş için de Kuran’ı temel alan bir yenilenmenin gerektiğini savunurlar. Erdoğan’ın tarihi öne çıkaran siyasal gerçekçiliği karşısında İslamcıların ne düşündüklerini merak ettim.
Yukarıdaki ifadeler, “tarihimiz aslında dinimizin özüyle uyumlu. İslam’ın siyasal anlayışı başkanlığı işaret ediyor” anlamına mı geliyor? Bu yorum karşısında İslamcıların ne düşündükleri önem kazanıyor. Eğer Erdoğan’ın yorumu kabul edilecekse, İslamcıların dinin yanlış yorumlarla tahrip edilmesinden tarihi sorumlu tutma tavrından uzaklaştıkları; tarihle barıştıkları ve bu anlamda muhafazakâr ideolojiye uyumlandıkları söylenebilir.
1980’lerin ikinci yarısından itibaren takip etmeye çalıştığım İslamcılık, özellikle Emeviler’den başlayarak, İslam’ın özünde yapılan tahribatları eleştirirdi. Hattâ Dört Halife devrinde dahi gözlemlenen kavmiyetçi, şahsiyetçi kavgaların eleştirildiğine de şahit olmuştuk.
Abbasiler döneminde Pers devlet geleneği ve onu besleyen sert ve keskin toplum hiyerarşisi belirleyici olduğunda, İslam’ın doğuşunda gözlemlenen, her Müslüman’ın ruhani eşitliğine dayalı adaletçi vurgunun gerilediğine şahit olunmuştu. Bundan sonra ortaya çıkan yönetim modelinin sultanizm olduğunu söyleyebiliriz.
İlginç olan, İslam’ın ideal siyaset anlayışının ne olması gerektiği konusunda önerilerde bulunan âlimlerin de siyasal gerçekçi analizler yaparak, sultanizmi kabullenen hatta yer yer olumlayan eserler vermeleriydi.
İlk yüzyıllarda halifelik kurumuna verilmek istenen denetim otoritesi, zamanla gerçekçi bulunmayarak, sultanın İslam adına merkeze çıkarılması ağırlık kazandı. Sultanda “sulta”, yani siyasi güç vardı ama en azından ulemanın da sultanı dinî otoritesi ve yetkinliğiyle denetleyebileceğine inanılıyordu.
Fakat Sünni siyasal pratiğinde, sultanların ulema tarafından denetlenebilmesinin yapısal imkânları oluşamadı. Devlet aklı, buna izin vermedi. Ulemanın devletten özerklik kazanmasıyla bir tür düalist yapı oluşabilseydi, ulema ve onun sözcülüğünü üstlendiği toplum kesimleri, sultanları denetleyebilecek bir zemine sahip olabilirlerdi.
Sünni siyasal pratiğinde olamayan şey, On iki İmam Şiiliğinde daha fazla gerçeklik kazanabildi. İran’da somutlanan Şii geleneğinde, devlet ulemayı kendi yapısı içerisine alarak yutamadı, memurlaştıramadı. Burada söylenmek istenen, şah ve Şii ulemanın sürekli çatıştığı değildir. Çatışma zamanlarında Şii ulemanın sığınabileceği toplumsal özerkliği mevcuttu.
Bu açılardan bakıldığında, Osmanlı devlet yapısı da sultanizm özellikleri gösterdi. Evet, padişahın halife sıfatı vardı ama halifelik, sembolik bir anlamın ötesine geçebilecek siyasal bir boyut barındırmıyordu.
Şimdi burada kaçınılmaz bir soru ortaya çıkıyor: İslamcıların, İslam’ın siyaset anlayışı dedikleri sistem, sultanizm midir? Veya onun bir başka örneği olmaya aday, “Türk tipi başkanlık sistemi” midir?
Eğer buna itirazları yoksa, dünyevi unsurlar barındıran tarihin, sırf tarih olması bakımından saygıyı hak ettiğine inanan muhafazakâr siyasal duruşla aynı yerde mi durmaktadırlar? Erdoğan’ın İslamcılığı “devlet geleneğimizle” barıştırma tavrı, Mannheim’in bir siyasal anlayışın “ütopyacı” enerjisini kaybederek, giderek “ideoloji” hâline gelmesi dediği dönüşüme örnek değil midir?
Bugün İslamcıların sözkonusu muhafazakârlaşma ve devlet geleneğine içerilme hamlesi karşısında bir alternatifleri var mıdır?
Yazarlar
-
Gökhan BACIKErken Cumhuriyet dönemi eleştirileri: Revizyonizm mi, Türk usülü “woke” mu? 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Taha AkyolKara bir yıl 2025 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünGemini’ye göre 2026’da Türkiye… 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYA2026’ya Girerken; Barış, Demokratik Toplum ve Enternasyonal Özgürlük Yürüyüşü... 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURHavf ve reca arasında yeni bir yıla... 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİVicdansız senenin kelimesi dijital vicdanmış 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ocaktan2026’da deliler çağına karşı bir umut ışığı yanar mı? 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEBölücüler ve Ülkücüler 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciOkudukça yoksullaşan bir ülkeyiz 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENNasıl anılmak isterdiniz? 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORU2026: Beklentiler, beklentiler… 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİNAfrika Boynuzu’ndaki oyun: İsrail kime şah çekti? 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUÇözüm için mücadele demokrasi için mücadeledir 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZTürkiye’ye özgü sürecin muhasebesi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇER23 yılın en kötüsü 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTBir fotoğraf karesinden çok daha ötesi... 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞYENİ YILDA DA KURU EKMEK BİZİ BEKLİYOR… 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçLeyla Zana ve Gözde Şeker ne yaptı? 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞUlus devlet, milli egemenlik, çevre, insan hakları, uyuşturucu ve Venezuela 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRUyuşturucu dosyasındaki sürpriz isim! "Cumhurbaşkanımızın tensipleri ile…" 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKANİktidar medyası infilak etti 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRTürkiye'de davaların portresine kısa bir bakış: Hâlâ en güçlü ortak talep neden adalet? 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Kemal CAN2025 giderken 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENRaporların Gösterdiği 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALRTÜK ve basın özgürlüğüne geçit yok… 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraYılın Kelimesi 27.12.2025 Tüm Yazıları






























Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
20.04.2024
15.12.2019
26.07.2019
18.12.2017
27.09.2017
19.09.2017
10.08.2017
27.07.2017
10.07.2017
26.06.2017