Yüksel TAŞKIN
Dün akşam televizyon kanallarında gezinirken, Hükümet’e yakın bir kanaldaki bazı “uzmanlar”, “Aydın Doğan medyasının nasıl bu olaya terör saldırısı diyemediği” gibi analizler döktürüyorlardı. İnanın onlar adına utandım. Akıllarınca bu olay vesilesiyle AK Parti’nin rakiplerine çakmanın getireceği “aferin” için çırpınıyorlardı. Bir ülkenin ayarı bozulunca nelere şahit olmuyoruz ki.
Öte yandan “asosyal” medyada bu olayı “cesurca bir eylem” diye sahiplenenlere rastladık. Bence asıl cesurca olan, ülkedeki özgürlükleri genişletmek için barışçıl ve sabırlı bir mücadele yürütmektir.
Cesaretin ve sağduyunun ne olduğunu Berkin’in ailesi bizlere gösterdi. Her şeye rağmen umut duyabiliyorsak, böyle insanlar var olduğu içindir.
Ben Hükümet yanlısı medya gibi, Hükümet karşıtı medyada da yaşanan terör olayı karşısında açık ve net bir eleştirellik gördüm. Hâl böyle olunca, siyasal menfaat uğruna suyu bulandırmanın âlemi ne?
Aydınlık’tan Sözcü’ye; Taraf’tan Cumhuriyet’e ve Hürriyet’e kadar, atılan manşetler bu olaya açıkça mesafe alır tarzdaydı. Bu ülkede Uğur Mumcu’dan Çetin Emeç’e çok sayıda gazetecinin acımasızca öldürülmesinde ateşin bir kısmı da bu gazetelere düşmüştü.
Her meseleyi dönüp dolaştırarak, eğip, bükerek, AK Parti’yi devirmek veya muhafaza etmek isteyenler arasında bir tahterevalliye dönüştürmek, en başta Savcı Kiraz’ın ve Berkin’ın hatıralarına saygısızlıktır.
Bu olay vesilesiyle bazıları inanılmaz bir rahatlıkla Alevileri hedef almaya başladılar. Demek ki bu ülkede de mezhep kavgası yangını başlar başlamaz, oraya benzinle koşacak aymazlar bol miktarda mevcuttur. Yaşananlardan çıkarmamız gereken en önemli ders bu olsa gerektir.
Aleviler, her zaman demokratik, barışçıl mücadeleden yana olmuşlardır. Sertlik yanlısı guruplara sabırla mesafe koyarlar ve gidip oylarını asıl destekledikleri partilere verirler. Bu ülkede yaşanan çağ yangınlarında Alevilere düşen acı çok büyük olmuştur. Çok evlatlarını yitirmişlerdir.
Tüm bu yaşananlardan hızla çıkarmamız gereken derslerden en önemlisi, Alevilerin kendilerini bu ülkenin eşdeğer, birinci sınıf vatandaşları hissetmeleri için gereken siyasal, iktisadi ve kültürel tedbirlerin alınmasıdır. Bugün Alevi gençleri, mevcut sistemin ve devletin kendilerini dışladığı algısına sahipler. Bu algılarında haksız da sayılmazlar.
Demek ki bu yabancılaşmayı aşmak adına siyaset kurumunun ve Hükümet’in atması gereken adımlar vardır. Yıllardır bu adımların ne olması gerektiği konusunda çok somut öneriler ortaya çıkmıştır. Hükümet, seçim hesapları veya Sünni refleksleri nedeniyle bu adımları atmamayı tercih etmektedir.
Demek ki bizim kangren hâline getirdiğimiz meselelerin hepsi, genel ve sahici bir demokratikleşme projesiyle çözümlenebilecek şeyler. Bu konuda eksik olan siyasi iradedir.
Kaldı ki, Davutoğlu’nun en son yaptığı, “Sokağa izinsiz şekilde çıkarak ülke güvenliğini tehdide müsamaha gösterilmeyecektir” ifadesi de, asıl meselenin hâlâ anlaşılmadığını hissettiriyor. Bu ülkede Gezi’den beri sokakta meşru hak aramanın önü kesiliyor. Hak arayanlara acımasızca saldırılıyor. Devlet bir taraftan “izin alın” derken, diğer taraftan izin vermeyerek işi yokuşa sürebiliyor.
Özgürlüklerin genişlemesi, başlangıçta bazı türbülanslara yol açabilir ama zamanla toplum bunu oturtur. Başkasının özgürlüklerini sınırlayanları ayıklar. Özgürlükler sertlikle, yasaklarla sınırlandıkça, kontrolsüz patlamalar yaşanır. Canlar yanar. Sahi biz hangisini istiyoruz?
Yazarlar
-
Mehmet Ali ALÇINKAYA2026’ya Girerken; Barış, Demokratik Toplum ve Enternasyonal Özgürlük Yürüyüşü... 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünGemini’ye göre 2026’da Türkiye… 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİVicdansız senenin kelimesi dijital vicdanmış 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Taha AkyolKara bir yıl 2025 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciOkudukça yoksullaşan bir ülkeyiz 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEBölücüler ve Ülkücüler 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ocaktan2026’da deliler çağına karşı bir umut ışığı yanar mı? 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKErken Cumhuriyet dönemi eleştirileri: Revizyonizm mi, Türk usülü “woke” mu? 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURHavf ve reca arasında yeni bir yıla... 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİNAfrika Boynuzu’ndaki oyun: İsrail kime şah çekti? 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZTürkiye’ye özgü sürecin muhasebesi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORU2026: Beklentiler, beklentiler… 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENNasıl anılmak isterdiniz? 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUÇözüm için mücadele demokrasi için mücadeledir 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRTürkiye'de davaların portresine kısa bir bakış: Hâlâ en güçlü ortak talep neden adalet? 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçLeyla Zana ve Gözde Şeker ne yaptı? 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRUyuşturucu dosyasındaki sürpriz isim! "Cumhurbaşkanımızın tensipleri ile…" 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞYENİ YILDA DA KURU EKMEK BİZİ BEKLİYOR… 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇER23 yılın en kötüsü 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKANİktidar medyası infilak etti 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞUlus devlet, milli egemenlik, çevre, insan hakları, uyuşturucu ve Venezuela 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTBir fotoğraf karesinden çok daha ötesi... 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Kemal CAN2025 giderken 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALRTÜK ve basın özgürlüğüne geçit yok… 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENRaporların Gösterdiği 28.12.2025 Tüm Yazıları



























Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
20.04.2024
15.12.2019
26.07.2019
18.12.2017
27.09.2017
19.09.2017
10.08.2017
27.07.2017
10.07.2017
26.06.2017