Yüksel TAŞKIN
Bana 7 Haziran genel seçimleriyle ilgili en ilginç konulardan birisi, gençlerin seçimlere katılım ve oy verme davranışında belirgin bir değişim olup olmayacağıdır. Oy vermeye karar veren gençlerin oy verme davranışında da belirgin bir kırılma yaşanması ihtimali, geleceğe dair bir yönelim tespitine imkân verebilir.
Gençlerin oy verip vermeyeceği, hangi partilere yönelebilecekleri konusunda bizlere fikir verebilecek araştırmalar mevcut. Konvansiyonel denilen, siyasi parti üyeliğine dayalı yasal katılım biçimine yönelen gençlerle; konvansiyonel olmayan; protesto, boykot, yürüyüş gibi siyasal katılım biçimlerini tercih eden gençlerin, oy verme eğilimleri arasında belirgin bir fark oluşuyor mu? Katılım biçimleri, oy verme tercihlerine dair de ipuçları barındırabilir mi?
18-24 yaş arası gençlerle ilgili yapılan araştırmalarda siyasi partilere üyelik yüzde 10’u aşmıyor. Genç erkeklerde siyasi parti üyeliği, kadınların iki katına yakın.
Siyasi partilere üye olan gençlere baktığımızda, üyelik ihtimalini artıran unsurlar dikkati çekiyor: Kendisini sağda tanımlayan, “dindar, erkek, öğrenci” kategorilerinde siyasi parti üyeliği daha fazla.
Yasal katılım yoluyla partilere giren gençler, burada oluşan kurumsal kültürle de çok çatışmayarak, siyasette “sıralarını” beklemeye başlıyorlar. AKP ve MHP’nin gençlerle kurduğu katılım ilişkisi benzeşiyor.
Siyasi katılımın konvansiyonel olmayan, protesto, yürüyüş, boykot gibi çeşitlerine katılım da yüzde 10’a yakın. Bu türden siyasal katılım yöntemlerini tercih edenler, yukarıda bahsedilen, siyasi partilere üye olma ihtimali en yüksek olan gençlikten farklılaşıyor.
Konvansiyonel olmayan katılım biçimlerini tercih eden gençler, daha çok modern kategorisinde tanımlanabilir: Yüksek eğitimli, öğrenci, çalışan (ağırlıklı olarak beyaz yakalı), erkek ve STK’larda çalışan ve sol partilere oy verme ihtimalleri daha yüksek olanlar.
Biraz daha detay verirsek, bu gençlerin Gezi direnişine destek verme olasılıklarının da daha yüksek olduğunu görebiliriz.
Aslında sol partilerin en kolay ilişki kurmaları gereken kesit bu. Bu gurubun sol partilere sadece oy vermesi değil, şimdi ve gelecekteki kadrolarını da oluşturmaları beklenir.
Bahsettiğimiz bu kesitin, CHP’ye oy verme olasılığı yüksek. Buna rağmen sözkonusu gençlerin parti örgütüne kazandırılamadıkları da bir gerçek. Bu kesitin önümüzdeki seçimlerde HDP’ye yönelip yönelmeyeceği önemli. HDP’ye oy vermeleri, parti örgütüne katılım sağlayacakları anlamına da gelmiyor. Bir süre HDP’yi izlemeye alacaklarını tahmin etmek zor değil.
Gelelim “sessiz çoğunluğa”. Bir siyasi partiye üye olmadıkları gibi, yürüyüş, protesto gibi eylemlere hiç katılmayanların oranı, yüzde 80’i buluyor. İki katılım biçiminden de uzak duranlar, daha çok düşük eğitimliler, ailesiyle yaşayanlar, kadınlar ve çalışanlar arasından çıkıyor.
Sol partilerin ilişki kuramadığı kesimler de bunlar. Bu ilişkisizlik ve yabancılaşma durumunu aşamadan gelecekte etkin aktörler olmaları çok güç görünüyor.
KONDA’nın 2014 yerel seçimlerinden hemen önce yaptığı anket çalışmasında 18-28 yaş arası seçmenlerin oy tercihleri karşılaştırılmıştı. Burada ortaya çıkan sonuçlar, önümüzdeki seçimde de HDP ve MHP’nin genç seçmenlerden daha fazla oy alacaklarını açıkça gösteriyor.
BDP’ye (artık HDP) oy vereceğim diyen her 100 kişiden 40’ı 18-28 yaş grubundan oluşuyor. Bu da HDP’nin önemli bir avantaja sahip olduğunu; oy verme yaşına gelen gençlerden ciddi destek aldığını gösteriyor. Barajın aşılmasında da bu etken belirleyici olacaktır. HDP Kürt olmayan gençlerden de teveccüh görürse, bu eğilim güçlenerek devam eder.
İkinci sırada MHP var: Bu partiye oy vereceğini söyleyen her 100 kişiden 33’ü 18-28 yaş aralığında.
CHP’de bu oran 100 seçmenden 24’e; AK Parti’deyse 21’e iniyor. Türkiye ortalamasının 25 olduğunu anımsadığımızda, asıl alarm zillerinin AK Parti ve CHP için çaldığını görmek zor değil.
Yazarlar
-
Gökhan BACIKErken Cumhuriyet dönemi eleştirileri: Revizyonizm mi, Türk usülü “woke” mu? 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Taha AkyolKara bir yıl 2025 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünGemini’ye göre 2026’da Türkiye… 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYA2026’ya Girerken; Barış, Demokratik Toplum ve Enternasyonal Özgürlük Yürüyüşü... 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURHavf ve reca arasında yeni bir yıla... 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİVicdansız senenin kelimesi dijital vicdanmış 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ocaktan2026’da deliler çağına karşı bir umut ışığı yanar mı? 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEBölücüler ve Ülkücüler 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciOkudukça yoksullaşan bir ülkeyiz 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENNasıl anılmak isterdiniz? 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORU2026: Beklentiler, beklentiler… 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİNAfrika Boynuzu’ndaki oyun: İsrail kime şah çekti? 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUÇözüm için mücadele demokrasi için mücadeledir 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZTürkiye’ye özgü sürecin muhasebesi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇER23 yılın en kötüsü 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTBir fotoğraf karesinden çok daha ötesi... 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞYENİ YILDA DA KURU EKMEK BİZİ BEKLİYOR… 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçLeyla Zana ve Gözde Şeker ne yaptı? 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞUlus devlet, milli egemenlik, çevre, insan hakları, uyuşturucu ve Venezuela 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRUyuşturucu dosyasındaki sürpriz isim! "Cumhurbaşkanımızın tensipleri ile…" 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKANİktidar medyası infilak etti 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRTürkiye'de davaların portresine kısa bir bakış: Hâlâ en güçlü ortak talep neden adalet? 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Kemal CAN2025 giderken 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENRaporların Gösterdiği 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALRTÜK ve basın özgürlüğüne geçit yok… 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraYılın Kelimesi 27.12.2025 Tüm Yazıları






























Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
20.04.2024
15.12.2019
26.07.2019
18.12.2017
27.09.2017
19.09.2017
10.08.2017
27.07.2017
10.07.2017
26.06.2017