Yüksel TAŞKIN
Abdülkadir Selvi, gazeteci ve parti sözcüsü kimliklerini iyice karıştırdığı yazılarında yaklaşan Ak Parti Kongresi’nin bir değişim kongresi olacağını yazıyor. Kongre’nin ne kadar görkemli olacağından çocuksu bir mutlulukla bahsediyor ama parti politikalarında nelerin değişeceğini yazamıyor. Yazacak bir şey yok çünkü…
Ak Parti, 10 milyon üyesi olan ama kurum olmasına izin verilmeyen bir yapı. Erdoğan uzaktan nefes aldırmadığı partiye yeniden genel başkan olacak ve parti, daha da etkisizleşecek.
Ak Parti uzun süredir kendi seçilmiş heyetleriyle siyasi karar alamayan, siyasi irade veya özerkliği olmayan bir yapı.
Partide birilerinin gidişattan rahatsız oldukları bilinen bir gerçek. Buna rağmen “bu böyle gitmez” diyerek yaşanan süreçlere dair bir eleştiri veya değişim talebi gelmesini beklemek saflık olur.
Bu da demektir ki ülkeyi bir cehenneme, bir açık hava hapishanesine çeviren yanlışlara dur deme iradesi buradan gelemeyecek. Ak Partililer, başlarını kuma gömmeye ve mevcut iktidarın yağdırdığı zulümlere sesiz kalmaya devam edecekler.
Ama nereye kadar? Türkiye’de o kadar inanılmaz haksızlıklar, adaletsizlikler yaşanıyor ki, ne yaparsanız yapın bunların insani muhasebesinden kaçamazsınız. Hükümet yanlısı medyanın asıl işlevi, Ak Partili seçmenlerin yaşananlarla arasına buzdan bir perde çekmektir. Buna rağmen başaramayacaklar.
Ama asıl mesele zulüm yaşanırken itiraz edebilmektir. Ateş sadece düştüğü yeri mi yakmalıdır? Hani nerede “değerler siyasetiniz”?
Nuriye Gülmen ve Semih Özakça’nın bedenlerini ortaya koyarak işaret ettikleri adaletsizliği nereye kadar görmezden geleceksiniz?
Bu ülkede 15 Temmuz’dan bu yana 140 bin kişinin pasaportu iptal edildi. 110 bin kişi, doğru dürüst yargılanmadan, en basit prosedürlere uyulmadan kamu görevinden ihraç edildiler.
Bu ülkede bir işe girip çalışamıyorlar ama bu açık hava hapishanesinden yurt dışına da çıkamıyorlar çünkü pasaport verilmiyor onlara.
Binlerce gazeteci işini kaybetti bu ülkede. Muhalif gazeteci olmak açıkça bir suç haline geldi. Tutuksuz dahi yargılanmalarına tahammül edilemeyen 156 gazeteci var hapiste. Bu elbette bir dünya rekoru.
Basına yönelik saldırılar bununla da kalmıyor: 28 TV kanalı, 5 haber ajansı, 66 gazete, 19 dergi, 36 radyo, 26 yayınevi kapatıldı.
4811 akademisyen üniversitelerden atıldı. Cumhuriyet tarihinin tüm tasfiyelerini toplayın, yirmiyle çarpın yine bu acımasız rakamlara ulaşamazsınız.
Atılan bazı akademisyenler, aslında yasalarımızda dahi suç olmayan bir nedenle üniversiteden uzaklaştırıldılar. Devleti eleştirdiler ve aynı devlet tarafından kamudan atıldılar!
“Kutsal devlet” algısına sahip görünüşte İslamcı ama özünde milliyetçi bir gurup, devleti eleştirebilmenin demokrasi için ne kadar yaşamsal olduğunu dahi idrak edebilmiş değiller.
Bu basit gerçeği içselleştiremeyenler bugün YÖK’e hakim durumdalar. Devletin muazzam gücü nedeniyle hata yaptığında ne kadar çok can yakabileceğini, bu nedenle sürekli olarak yapıcı eleştirilerin odağında olması gerektiğini dahi anlamaktan uzaklar.
Büyük bir şevkle meslektaşlarını üniversitelerden atıyorlar. Tarih bu acımasızlığı ve seviyesizliği kalın harflerle yazacaktır elbette.
Elbette bu zihniyetle de hesaplaşacağız. Bu hesaplaşma çok uzun süredir devam ediyor zaten. Bizden önce ve bizden sonra da devam edecek. Ülkemiz için gerekli çünkü.
Darbe sürecinde 71 bin kişi gözaltına alınmış ve tutuklanmış. Hapishanelerde çok sayıda insan hakları ihlalleri yaşandığını duyuyoruz. CHP’li Veli Ağbaba’nın verdiği rakamlara göre 37 kişi intihar etmiş.
Kamu görevinden uzaklaştırılan veya yakınları hapishaneye atılan insanların toplumsal baskı gördüklerine dair çok sayıda haber duyuyoruz.
“Aksi kanıtlanana kadar herkes masumdur” ilkesinden uzaklaşan bir toplum, intikam ve rövanş toplumuna döner. Orada adalet asla tesis edilemez.
Elbette her devirde olduğu gibi, Kürtler yine zulüm cenderesinde. HDP Eş Genel Başkanları Demirtaş ve Yüksekdağ cezaevinde. Toplamda 13 HDP’li vekil içeride.
Bir zamanlar KCK Davaları nedeniyle 10 bine yakın Kürt tutuklanmıştı. Bu tutuklamaların Çözüm Süreci’ne darbe vurmak amaçlı bir “FETÖ kumpası” olduğunu iddia eden Ak Partililer vardı. Bugün de aşağı yukarı aynı sayıda HDP’li tutuklu.
O zaman değişen ne? Balyoz, Ergenekon ve KCK davalarında inanılmaz hukuk rezaletleri yaşandı. Toplum vicdanı bunları kabullenemedi.
Peki Ak Partililere basit bir soru soruyorum: Cemaat ve Ak Parti kavga etmeye başlamasaydı, bu davalardaki acımasızlıklarla hesaplaşılabilir miydi?
Lütfen bunu iyi düşünün. Çünkü bugün aynı zulüm, aynı hukuksuz, adaletsiz cendere yine devrede. Bu defa cenderenin hedefindekiler farklı.
Daha önceki zulümler için “Biz yapmadık, FETÖ yaptı” diyebiliyordunuz. Bugün sizin devrinizde yağmur gibi yağan zulümlere ne diyeceksiniz?
Yazarlar
-
Gökhan BACIKErken Cumhuriyet dönemi eleştirileri: Revizyonizm mi, Türk usülü “woke” mu? 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYA2026’ya Girerken; Barış, Demokratik Toplum ve Enternasyonal Özgürlük Yürüyüşü... 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciOkudukça yoksullaşan bir ülkeyiz 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİVicdansız senenin kelimesi dijital vicdanmış 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünGemini’ye göre 2026’da Türkiye… 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEBölücüler ve Ülkücüler 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURHavf ve reca arasında yeni bir yıla... 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Taha AkyolKara bir yıl 2025 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ocaktan2026’da deliler çağına karşı bir umut ışığı yanar mı? 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUÇözüm için mücadele demokrasi için mücadeledir 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİNAfrika Boynuzu’ndaki oyun: İsrail kime şah çekti? 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZTürkiye’ye özgü sürecin muhasebesi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENNasıl anılmak isterdiniz? 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORU2026: Beklentiler, beklentiler… 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçLeyla Zana ve Gözde Şeker ne yaptı? 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKANİktidar medyası infilak etti 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTBir fotoğraf karesinden çok daha ötesi... 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞUlus devlet, milli egemenlik, çevre, insan hakları, uyuşturucu ve Venezuela 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRTürkiye'de davaların portresine kısa bir bakış: Hâlâ en güçlü ortak talep neden adalet? 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞYENİ YILDA DA KURU EKMEK BİZİ BEKLİYOR… 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRUyuşturucu dosyasındaki sürpriz isim! "Cumhurbaşkanımızın tensipleri ile…" 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇER23 yılın en kötüsü 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Kemal CAN2025 giderken 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENRaporların Gösterdiği 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALRTÜK ve basın özgürlüğüne geçit yok… 28.12.2025 Tüm Yazıları




























Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
20.04.2024
15.12.2019
26.07.2019
18.12.2017
27.09.2017
19.09.2017
10.08.2017
27.07.2017
10.07.2017
26.06.2017