Yıldıray OĞUR
2010’lara kadar Türkiye’nin en önemli meselelerinden biri askeri vesayetti. Dört kere darbe yaparak doğrudan iktidarları deviren askerler, aralarda ise sık sık bildiriler yayınlayarak , uyarılarda bulunarak, isimsiz açıklamalarla manşet olarak siyasete müdahale ederlerdi.
Harp okullarının mezuniyet törenleri askerlerin o sırada zorunlu olarak hazır bulunan siyasilerin gözünün içine bakarak siyasi mesajlar verdikleri kriz anlarıydı.
Paşalar fırsat buldukça içinde bolca şeriat, bölücülük, hainler, laiklik, Atatürk ve çağdaşlık geçen ezberlenmiş nutuklar atmayı çok severdi.
Nihayet bu çağdışı devir kapandı.
2010’lardaki sivilleşme adımları ama özellikle 15 Temmuz darbesinden sonra artık konuşan paşa kalmadı.
Hatta Genelkurmay Başkanı’nın adının bilinmediği liberal ütopya gerçek oldu. Bu Türkiye’yi otomatik olarak demokratikleştirmedi, o kısımda liberaller yanıldı.
Ama siyasete müdahale eden ve sürekli siyasi çıkışlar yapan paşaların “Eski Türkiye”sini özleyen Celal Şengör dışında herhalde kimse yoktur.
Uzun yıllar sonra bugünlerde Türkiye’nin yeniden çok konuşan bir paşası oldu.
Her ne kadar asker olmasa da rütbesi Korgeneral.
Milli Savunma Üniversitesi Rektörü Korgeneral Prof. Dr. Erhan Afyoncu.
“Rektör ve tarihçi işte neden konuşmasın” diyenler herhalde Milli Savunma Üniversitesi’nin tam olarak ne olduğunun farkında değiller.
15 Temmuz 2016 darbe girişiminden 15 gün sonra aralarında Harp Akademileri, Kara
Deniz, Hava Harp Okulu, Kuleli, Maltepe, Işıklar gibi ünlü liselerin de olduğu bütün askeri okullar kapatıldı.
Yerine Milli Savunma Bakanlığı’na bağlı Milli Savunma Üniversitesi kuruldu.
Kara, Deniz ve Hava Harp Okulları ve lisans üstü bütün eğitimler Maslak’taki eski Harp Akademileri binalarındaki bu üniversiteye bağlı.
Türkiye’deki tüm askeri okulların başına da 2016 yılında bir sivil atandı: Tarihçi Prof. Dr. Erhan Afyoncu. Ekim 2016’da da Afyoncu’ya korgeneral rütbesi verildi.
Erhan Afyoncu Tarih Öğretmenliği mezunu bir tarihçi. Bütün akademik kariyeri Marmara Üniversitesi’nde geçmiş, Türkiye sınırlarının hiç dışına çıkmamış.
Türkiye onu Habertürk’ün ünlü tarih programı Tarihin Arka Odası ile tanıdı.
Tarih bilimine yaklaşımını ya da isyanını “Ben tarihçi adamım, tarihçi adam milliyetçi olur” özdeyişi yeterince anlatıyor.
Fikirlerini kamuoyuna ifade etmek konusunda istekli ve tecrübeli de bir isim. Afyoncu, uzun yıllar köşe yazarlığı da yaptı.
En uzun süreli olanı 2008’den 2014’e kadar Bugün gazetesindeki yazarlığıydı.
Bugün’den Nisan 2014’de gazete yönetimine teşekkür ederek bir veda yazısıyla ayrılmıştı.
O gazetelere abone olmanın bile FETÖ üyeliğine delil olarak kullanıldığı bir ortamda, 17-25’den epey sonra, iktidar paralel yapıyla mücadele ederken hala bu gazetede yazmış birinin Milli Savunma Üniversitesi rektörlüğü gibi bir pozisyona atanması için çok güçlü referansları olmalı.
Çünkü bugün MSÜ’ye kantinci olarak başvuran biri, iki yıl Bugün gazetesi abonesi olduğu tespit edilse güvenlik soruşturmasından geçmez.
Ama o güçlü referanslar acaba Türkiye’nin konuşan korgenerallerden epey çekmiş bir ülke olduğunu unuttular mı?
Çünkü uzun yıllar epey sessizce bu görevi yürüten Afyoncu, son birkaç aydır sürekli televizyonlarda ya da aktif olarak kullandığı Twitter hesabıyla tartışmaların içinde.
En son artık sadece bir milliyetçi tarih profesörü değil, Türkiye’nin tüm askeri okulların başındaki korgeneral olduğunu unutarak durup dururken katıldığı televizyon yayınında Yunanistan’ı tehdit etti:
“Bizim en kötü zamanımızda milli mücadelede Anadolu’yu işgale kalktınız. Atatürk sizi Ege’de denize döktü. Biz savaşmak istemiyoruz, düşman değiliz. Ama gerektiğinde savaşırız, bunu Kıbrıs’ta da gösterdik. Bizim 16 fırkateynimiz var, Yunanistan’da 16 fırkateyn. Biz 85 milyonuz, Yunanistan 11 milyon. Yunan halkına yazık; bu kadar silah aldığınızda kendi halkınızın katma değerini silaha harcıyorsunuz ve kazanamayacağınız bir savaşa hazırlanıyorsunuz. Biz savaş istemiyoruz, oturalım ve problemlerimizi konuşalım.”
Şu anda Yunanistan ile Türkiye arasında böyle açıklamalar ve hatırlatmalar yapmayı gerektiren bir kriz yok.
Hatta ilişkiler son yıllardaki en iyi zamanlarında.
Zaten böyle bir kriz olsa, bu tehditleri Cumhurbaşkanı ve Dışişleri Bakanı zaten yapardı.
Peki neden Milli Savunma Üniversitesi rektörü yapıyor?
Çünkü yapabiliyor, mikrofonlar ona uzatılıyor.
Afyoncu, sadece dış değil, iç politik tartışmalara da müdahil.
Türkiye çözüm sürecini, Terörsüz Türkiye’yi konuşurken, Fenerbahçe’ye sponsor olan Chobani’nin sahibi Hamdi Ulukaya’nın konuşmasında Türkiyeli kavramını kullanmasıyla başlayan “ Türkiyelilik” tartışmasına Oğuz Han resmiyle sosyal medya hesabından müdahil oldu:
“Bu kelimeler tarihi temeli olmayan, tarihte kullanılmamış ifadelerdir. Türk'üm, Türk milliyetçisiyim veya Türkçüyüm denir. İspanyol İspanyalıyım, Fransız Fransalıyım diyor mu?”
Halbuki biraz Cumhuriyet tarihi okumuş herkes bilir ki Türkiyeli kavramı 19’un yüzyılın başlarından beri vardır. Tunalı Hilmi tarafından kullanıma sokulmuş, 1921’de Atatürk’ün de konuşmalarında kullandığı, hatta 24 anayasasının taslağında geçmiş, uzun yıllar Türkiye’de azınlıklar, 90’lardan sonra da Kürtler tarafından kullanılmış bir kavramdır.
Biraz yabancı dillere aşina olan biri de Fransız demenin zaten Fransalı demek olduğunu, İspanyolun bir etnik grubun adı olmadığının farkındadır.
Ayrıca Türkiyeli gibi etnisiteye değil, ülke adına atıf yapan Amerikalı, Suriyeli, Iraklı, Çinli, Cezayirli, Mısırlı, Arjantinli… gibi onlarca kullanım olduğunu bilir.
Ama ilk okul kitaplarından aşina olduğumuz bir Oğuz Han çizimi eşliğinde bu çıkışı yapan Afyoncu, galiba böyle ayrıntılarla ilgilenmiyor.
Zaten o günden beri de çözüm sürecinden rahatsız olan çevrelerin kahramanı.
Ama devlet terörsüz Türkiye ile Türk-Kürt-Arapların güçlerini birleştirmesinden bahsederken, bu konudaki hassasiyetleri yönetmeye çalışırken, olmadık bir Türk-Türkiyeli tartışmasına kömür atan kişi artık sadece bir tarih profesörü olmadığını unutmuş olmalı.
Artık o Milli Savunma Üniversitesi rektörü bir korgeneral.
Daha bir yıl önce Afyoncu’nun rektör olduğu MSÜ’ye bağlı Kara Harp Okulu’ndaki bir mezuniyet yemini yüzünden beş teğmen ordudan ihraç edilmişti.
Galiba teğmenlere yasak olan, korgenerale serbest.
O teğmenlerin sadece sosyal medya hesaplarına bakınca nasıl bir dünya içinde yetiştikleriyle ilgili bir fikir sahibi olmak mümkün.
Yunanistan’a ayar vermek, nüfus artışı uyarısı yapmak ve Türk değil Türkiyeli çıkışı yapmak yerine, askeri okullardan neden yine siyaseten öfkeli bir teğmen kuşağının yetiştiği, değişmeyen okul müfredatları gibi bir MSÜ rektörünün üzerine düşünmesi gereken çok daha ciddi meseleler var.
Afyoncu’nun çıkışları ve temsil ettiği ideolojik çerçeveye bakılırsa bunları dert etmiyor olabilir.
Ama bundan çok çekmiş iktidarın dert etmesi beklenir.
Çünkü bu formatta yetişmiş bir asker kuşağının gelecekte Türkiye’ye maliyetini düşünmesi gereken onlar.
Ama galiba ne de olsa elde sopa var, başını kaldırana vururuz diyorlar.
Ne de olsa sadakatin her şeye yettiği ve her türlü kusuru örttüğü bir zamandayız.
Zaten bir korgeneralin konuşmasından eskisi gibi pek de kimse rahatsız görünmüyor.
İktidar rahatsız değil, muhalefet korgeneralin hassasiyetlerini kendisine yakın görüyor, o yüzden rahatsız değil.
Anlaşılan tarihten kimse çok fazla ders çıkarmıyor.
Tarihçiler bile…
Yazarlar
-
Mensur AkgünTrump şaşırtmaya devam ederken… 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezÖnümüzdeki Küresel Riskler 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taha AkyolÇankaya şişmanı... 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciÇöken CHP mi AK Parti mi? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAGün Rojava’yı Savunma Günüdür; Ortak Geleceğe Yönelik Tehdit... 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİNHızlı çöküşün anatomisi 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTSıfır tüketim, 402 lira fatura… 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENDavos 2026: Küresel belirsizlikler eşliğinde ‘diyalog ruhu’ 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENSuriye’de İstikrar da “Süreç” de Tehlikeli Sularda 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİBeleş hamaset, boş balon 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENSuriye’nin “normal”i inşa ediliyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKANİstanbul çok kötü yönetiliyor! 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKDışarıdan ABD, içeriden mollalar: İranlılar ne yapacak? 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUİçişleri bakanı ne demişti, gerçek ne çıktı? 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZSuriye’de yeni dönem arayışı: Çatışmadan entegrasyona geçilebilecek mi? 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUHakan Fidan’ın anlamadığı 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KirasSuriye’nin bir ucunda oyun içinde oyun 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluCumhurbaşkanı 23 yıl sonra niye hâlâ şikayetçi? 19.01.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanGrönland kavgası: Ne Trump NATO’yı feda edebilir ne Avrupa 19.01.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRSURİYE'DE İHLALE SUKUNET MORFİNİ 19.01.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYılın kelimelerine siyaseten bakmak: “Parasosyal” ve “Rage Bait” neden ayrımı keskinleştiriyor, araş 19.01.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞRastgele büyüme 19.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞ“81 İLDE 81 AŞEVİ “YOKSULLUĞU”… 19.01.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURBuyurun tekrar çözüm sürecine... 19.01.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRİTO Başkanı’na milyonlarca liralık harcamayı sordular 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile Bayraktarİran’ın dinamikleri 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakDizinformasyon mu, manipülasyon mu? 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalVenezuela, MAGA ve Çin 17.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayVenezuela ve Trump doktrini 17.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUToplumsal gidiş nereye doğru? 17.01.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRGül, Arınç, Atalay’ın olduğu bir AK Parti iktidarında İmamoğlu tutuklanabilir miydi? 16.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTAN“Yetkim olsa HSYK’yı anında yargılardım” … 16.01.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİAranan baron İmamoğlu muymuş? 16.01.2026 Tüm Yazıları
-
Figen Çalıkuşu“Terörsüz Türkiye” süreci ne alemde? 16.01.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERSefalet ücreti 15.01.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraZamanımızın Bir Kahramanı 14.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanAdaletsizlik Müslüman toplumların kaderi olabilir mi? 14.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALKürtlerle Suriye’de savaş, Türkiye’de barış: Ne kadar mümkün? 12.01.2026 Tüm Yazıları
-
Murat Sevinç'Barış Bildirisi'nin 10'uncu yılında hali pür melalimiz 10.01.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKABD terörü ve rızanın çözülüşü 6.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalSiyonist evanjelist yayılmacılığa karşı demokratik konfederal dayanışma 4.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANDavutoğlu’nun “öfkeli çocuklar”ı 3.01.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezŞalvar sevdası “yeni gömlek” ölçütünün habercisi mi? 1.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANLeyla Zana vakası bir gösterge. Ama neyin? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNKüfürbazlar ve ötesi 19.12.2025 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselPara politikasında sınav zamanı 18.12.2025 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKEN"O Yıl", hangi yıl? 15.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞEntelektüel üretimin kaybı-Rejimin vesayeti-Siyasetin iflası 13.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpHissedilemeyen büyümenin anatomisi 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYTürkiye İçin Irak Peşmergeleri Sorun Olmuyor da Rojava neden Sorun! 4.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKEve siyaset için dönüş öncesi bir mıntıka temizliği gerek 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları






































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
17.01.2026
13.01.2026
10.01.2026
7.01.2026
5.01.2026
3.01.2026
31.12.2025
24.12.2025
23.12.2025
17.12.2025