Ahmet TAŞGETİREN
'Arap dünyası ile ilişkilerimiz sorunlu' şeklinde toptancı bir ifade kullanmak belki sorunlu.
Çünkü hemen arkasından “Tayyip Erdoğan birçok ülkede adaylığını koysa kazanır” gibi bir itiraz gelebilir. Farklı İslam toplumlarında Tayyip Erdoğan isminin daha önce örnekleri görüldüğü gibi bir “Kahraman arayışı”na tekabül ettiği biliniyor.
Ama hangi ülkede öyle bir seçim yapılır ve hangi ülke ne zaman “Tayyip Erdoğan muhabbeti” ile Türkiye muhabbetini birleştirir, meçhul.
Reel durumda birçok Arap ülkesinin yöneticisi, ülke politikasını Türkiye’ye karşı konumlandırıyor.
Ak Parti iktidarının 18 yıllık süresi içinde bu alanda farklılıklar oldu. Bu ülkeler “İslam toplumları” idi, Türkiye’de “İslam duyarlıklı bir kadro”nun iktidarı vardı, bu özelliğin belirleyici olması ölçüsünde potansiyel olarak iyi ilişki geliştirmenin zemininden söz edilebilirdi.
O ara, Türkiye’nin Batı ile ilişkilerinin de İslam dünyasının Batı ile ilişkilerinde iyileşme sağlayabileceği beklentisi Türkiye için artı bir değer olarak görüldü. “Türkiye her çevre ile görüşebilen bir ülke idi ve bunun İslam dünyasına da katkıları olurdu.”
Bu süreçte Türkiye’nin Arap olmayan bir İslam ülkesi sıfatıyla Filistin davasına sahip çıkması da artı bir değer kabul ediliyordu. Bu noktada Arap halkların ve yönetimlerin tavrı da Türkiye’ye karşı pozitif çizgide buluşuyordu.
Sonra Arap Baharı geldi. Arap ülkelerindeki anti - demokratik yönetimlerin halk hareketleriyle değişmesi süreci idi bu. “İslamcı söylem” öteden beri çoğu zulme bulaşmış bu yönetimlerin değişmesi taraftarı idi ve Arap Baharı sırasında da bu söylemin heyecanı yükseldi. Tabii olarak Tunus’ta başlayıp Mısır’da Mursi’nin iktidara gelmesini temin eden hareket desteklendi. Suriye’de de Esed’in devrilmesi istendi. Baba – oğul Esed yönetimi gerçekten 50 yıllık kanlı bir yönetimdi. Esed devrilince kim iktidara gelsindi, tabii ki İslamcı bir kadro… İslamcı çizgi için bunların böyle seslendirilmesi normaldi.
Arap Baharına başta destek veren Amerika Mısır’daki sonuçtan memnun olmadı, Suriye’de olması muhtemel olanı da istemedi.
Suud ve Körfez’deki Arap yönetimleri demokratik yönetimler değildi. Onlar genelde kaygı ile baktılar Arap Baharı sürecine. Nereye gidiyordu gelişmeler? Tabiatıyla “Devrilme” asla istemeyecekleri bir şeydi.
“İslamcı çizgi” diye bir ifade kullandım. Belli ki “İslamcı çizgi” ideolojik bir çizgi. Türkiye bir devlet. Devlet hüviyeti ile böyle bir “ideolojik çizgi” üzerine dış politika inşa edilebilir miydi? Bir ara “Değerler” üzerine dış politika söylemi geliştirildi. Diyelim “zulme karşı” gibi, “Darbelere karşı” gibi “Değerler” üzerine. Malum çağdaş yaklaşımda bazı konular “iç mesele” olarak görülmüyor, her ülkenin insan hakları duyarlılığında olması bekleniyordu. Acaba Türkiye’nin “Değerler” dediği çerçeve de “ideolojik çizgi” olarak değil, böyle küresel bir duyarlılık alanı olarak görülemez miydi?
Öyle olmadı, diyelim ABD, Mısır’daki darbeyi “Demokrasiyi koruma” kılıfına bürüyüp, birçok insani meseleyi ıskalayıp geçti. Çifte standarda kılıf uydurmak zor olmuyordu.
Bu süreçte Türkiye’nin tavrı sanki “İslamcı çizgi”nin dış politika yaklaşımı gibi görüldüğü algısına yol açtı. İşin ilginci “İslamcı çizgi” ile “İhvancı çizgi” üst üste oturuyormuş gibi bir görüntü de oluşturuldu. Bu arada Türkiye’nin Filistin duyarlılığı da, orada her kesimle ilişki sürdürülüyor olsa bile “Hamas yanlısı” pozisyonuna indirgendi. Böylece Türkiye İslam dünyasında sonunda “İhvan hareketi” ile bütünleşen bir “İslamcı çizgi”yi misyon edinmiş gibi sunulacak bir çerçeveye oturtuldu.
Bunlar Ankara’nın seçerek vardığı bir sonuç muydu? Belki değil. Ankara’dan yapılan duygu bildirimleri, götürülüp dünya ve Arap medyasına bu çerçevede yansıtıldı ve bu algı oluşturuldu.
İslam dünyasında çok farklı “İslam anlayışları”nın yer yer karşı karşıya gelişi söz konusudur. “İslamcı çizgi” dediğimizde de sadece bir tavrı anlıyoruz, her anlayışı kapsayan bir çerçeveyi değil. Dış politikada böyle bir çizgiyi benimser gözükmek, başka dünyaların tavrı bir yana İslam dünyasında bile “klik boyutu”nda kalma riski her zaman vardır.
“İslamcı çizgi” düşünce düzeyinde her zaman var olabilir. “Değer duyarlılığı” da pozitif bir yaklaşımdır. Ancak dış politika dilinin çok daha esnek olması ve her çevre ile görüşebilir noktada bulunmak önem taşıyor. Değilse uzak - yakın komşularla da, dindaşlarla da “sıfır sorun” noktasından çok uzaklara düşülebiliyor.
Ne var ki bunda, dediğinizde de kaybedilenler çoğalıyor ve yanlızlaşma gibi bir olgu ile yüz yüze geliniyor. On da “Ne var ki bunda?” diyebilirsiniz. O zaman da “Dünyada bizi anlayan kimse yok mu?” sorusu önünüze çıkıyor. “Sıfır sorun” hamlesi tam da bunu aşmak için değil miydi? Bir “İslam ülkesi” olarak, İsrail’in adım adım ilişki geliştirdiği İslam ülkeleriyle bile mesafeli hale gelmek herhâlde sağlık alameti değildir.
Yazarlar
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRT“Birden dursun istersin seneler olunca mazi. Öyle bir geçer zaman ki…” 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezŞalvar sevdası “yeni gömlek” ölçütünün habercisi mi? 1.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları












































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
10.02.2026
8.02.2026
6.02.2026
5.02.2026
27.01.2026
23.01.2026
22.01.2026
20.01.2026
16.01.2026
15.01.2026