Akın ÖZÇER
Arjantin’in 1976-83 yılları arasında yaşadığı askeri diktatörler dönemi ülke siyasi yaşamının kara sayfalarını oluşturuyor. Demokrasinin askıya alındığı bu dönem sistematik işkenceleri ve kaybolan siyasi muhalifleriyle olduğu kadar anne ve babalarından koparıldıktan sonra kimlikleri acımasızca çalınan bebeklerle de anımsanıyor. Arjantin, İspanya iç savaşı ve bunu izleyen Franco diktatörlüğü döneminde olduğu gibi sadece gaddarlık olsun diye değil ama “saf ırkı” erken yaşta “hastalıklı ideolojilerin” kötü etkilerinden korumak (!) için sahneye konan bu insanlık dramıyla bir süredir hesaplaşmaya çalışıyor. Hatta Avrupalı akrabalarından çok daha etkin olan sivil toplumu sayesinde bu konuda başarılı olduğunu kabul etmek gerekir.
Arjantin’de, bugün artık 86 yaşında olan “ ilk diktatör General Jorge Rafael Videla’nın “ulusu yeniden yapılandırma” sürecini (proceso de reorganizacion nacional) başlatmasından sadece bir yıl kadar sonra, gözaltında kaybolan çocuklarından haber alamayan anneler örgütleniyor. Birlikten güç doğacağı düşüncesiyle Videla ile topluca görüşmek için Başkanlık Sarayı Casa Rosada’nın bulunduğu Buenos Aires’teki Mayıs Meydanı’na giderek çocuklarının akıbetini sorgulayan bir bildiri okuyor. O günden sonra çocuklarını canlı olarak geri almak için bir dernek kuran anneler bu derneğe “Mayıs Meydanı Anneleri” adını veriyor. Dernek demokrasiye geçilmesinden sonra bu kez askeri diktatörlük döneminin siyasi cinayetlerinin sorumlularının adalet önüne çıkarılması ve açılan davalara müdahil olunması için mücadele vermeye başlıyor. Dernek ileriki yıllarda siyasi nedenlerle ikiye bölünüyor ama mücadele iki koldan sürüyor.
Aynı tarihlerde insan hakları eylemcisi María Eugenia Casinelli, tutuklanan hamile kızından haber alamadığı için arkadaşlarıyla birlikte bir mahkemeye başvuruda bulunarak, yaşamlarını kaybetmiş anne babaların bebekleri konusunu gündeme getiriyor. Mayıs Meydanı anneleri ile de bir araya gelen Casinelli torunlarını arayan “Mayıs Meydanı Büyük Anneleri” derneğini kuruyor. Büyük Anneler, öldürülen annelerinden alınan ve kimlikleri değiştirilen bu çocukların akıbetini öğrenmek ve demokrasiye geçildikten sonra da bu insanlık suçunu işleyenlerin adalet önünde hesap vermeleri için mücadele başlatıyor. Uzun soluklu bu mücadelede kısmen başarılı da oluyor. Bugüne kadar bu suçtan ötürü 25 kişi yargılanarak mahkûm oluyor. Ancak Büyük Anneler’in hedefi çok daha büyük: Bu işi fiilen yapmamış ancak bebeklerin sistematik olarak annelerinden koparılarak kimliklerinin çalınması emrini vermiş olanlardan, başka bir deyişle yaşamlarının artık son demlerini yaşayan Videla ve şürekâsından hesap sorulmasını istiyor. Mayıs Meydanı Büyük Anneleri bu hedeflerine nihayet birkaç gün önce ulaşıyor.
Buenos Aires 6 Numaralı Federal Mahkemesi 5 Temmuz günü eski diktatör Jorge Rafael Videla’yı küçükleri ailelerinden almak, alıkoymak ve kimliklerini yok etmek suçuyla 50 yıl hapis cezasına mahkûm etti. Kendisinden sonra diktatör olan 84 yaşındaki Reynaldo Bignone de aynı suçtan ötürü 15 yıl hapis cezası aldı. Mahkeme diktatörlük döneminde gizli hapishane olarak kullanılmış olan ve kısaca “ESMA” olarak bilinen Donanma Mekanik Okulu’nun eski direktörü Antonio Vañek’i 40, yardımcısı Jorge ‘Tigre’ Acosta’yı 30 ve Campo de Mayo toplama kampı komutanı General Omar Riveros’u da 20 yıl ağır hapisle cezalandırdı.
Büyük Anneler’in “tarihi” olarak nitelediği dava aslında bundan tam 16 yıl önce açılmıştı. O tarihten bugüne kadar bazı sanıklar ve büyük anneler ölmüş, ilk avukatlar emekli olmuştu. Buna karşılık çalınan 25 bebeğin gerçek kimliği ortaya çıkmıştı. Bu bebeklerden biri olan 36 yaşındaki Victoria Montenegro Kilise’nin bu konuda işbirlikçi davrandığına, en azından bazı din adamlarının bebeklere yeni kimlik kazandırılması suçuna katılmış olduğuna dikkat çekiyor. Bayan Montenegro, kendisini evlat edinmiş olan aileden, çalınan bebeklere önce rahibelerin baktığını, evlatlık verilen bebekleri vaftiz eden bazı papazların durumdan haberdar olduğunu öğrendiğini belirtirken, Büyük Anneler Derneği Başkan yardımcısı Rosa Roisinblit de dava süreci boyunca Katolik Kilisesi’nden yardım görmediklerini söylüyor.
Bu kararın alınmasında büyük rol oynayan dernek avukatı Alan Lud, bugüne kadar bulunan 500 bebeğin kimliklerinin çalınmasına ilişkin yazılı bir emir bulunmamasının işlerini zorlaştırdığını, zira sanıkların da bu yönde ifade vererek suçu alt kademelerdekilerin üstüne atmaya çalıştığını belirtiyor. Bu olayın planlı ve sistematik bir uygulama olduğunu kanıtlamak için ülkenin değişik yörelerinde çalınmış bebek vakaları bulmak ve 30 küsur yaşlarına gelmiş o bebeklerin tanık olarak dinlenmelerini sağlamak zorunda kaldıklarını anlatan Alan Lud, Buenos Aires Mahkemesi’nin kararını “tarihi” olarak niteliyor.
Eski diktatörlerle hesaplaşma konusunda Arjantin bir hayli mesafe kaydetmiş durumda. İnsanlığa karşı işlemiş oldukları suçlar nedeniyle Videla iki kez, Bignone de bir kez ömür boyu hapis cezasına mahkûm edilmiş olup halen bu cezalarını çekiyor. Dolayısıyla kimlikleri çalınan çocuklar nedeniyle aldıkları hapis cezalarının kendi durumlarını herhangi bir şekilde etkilemeyeceği açık. Ama bu tür trajedilerinin sadece Arjantin değil dünyanın hiçbir yerinde bir daha sahneye konulmaması için ırkçı politika ve uygulamaların ağır biçimde cezalandırılması önem taşıyor doğal olarak.
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları


































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
2.02.2026
26.01.2026
15.01.2026
12.01.2026
5.01.2026
29.12.2025
21.12.2025
13.12.2025
6.12.2025
1.12.2025