Ali Türer
Yıl 1981, 12 Eylül ülkenin üzerine kâbus gibi çökmüş, aylardan Mayıs.
Operasyon başlamış, İstanbul’da yakalanmışım.
Sorgum tamamlanmış,
Gayrettepe’nin bodrum katındaki hücrelerinden birine bırakılmışım.
Kendime gelmem bir, iki gün almış.
“Uzanıverdi sorgu yorgunu,
Düşünce kemanı suskun
İlk soluk alışını duydu hücrenin nemli tabanı
Örste dövülüp suda dinlenen çeliğin
“Benim meskenim dağlardır” (biri başımda türkü söylüyor)
(Ah şimdi bir dışarıda olsam)”
Böyle geliyorum kendime
4 x 3 gibi bir hücrede daha önce birbirinin varlığından habersiz, bir araya gelmiş 7 kişiyiz.
Sanki içtiği ayrı gitmez dostlarız, eski anıları yâd etmek için yıllar sonra bir araya gelmişiz.
Belki üç gün, bilemedin en fazla on gün içinde her birimizi bir yerlere alıp götürecekler.
Ama emin olduğumuz bir şey var, hiçbirimiz eski Ali, eski Veli olmayacak..
Artık bir başka yaşam var önümüzde.
“Davul gibi şiş indirdiler seni, aslında baya zayıfmışsın” diyor gözümü açtığımda başucumda gördüğüm Halkın Kurtuluşundan alındığını daha sonra öğreneceğim bir arkadaş. Kendimde değilken benimle hep o ilgilenmiş. On ay önce birbirimizi bulsak muhtemelen boğmalara beğenmezdik.
Bir koridora açılan 10’dan fazla hücre, her biri sımsıkı işkence sonrası bırakılmış tutuklu dolu. Biz şanslıyız, hücremiz tuvaletten yeterince uzakta. Tuvaletin yakınındaki ilk iki hücrede kalanlar, şansız olanlar. Oradan gelen suların içinde yatıp kalkmak zorundalar.
Bazen bir hücreyi açar, içerdekilerin hepsini çıkarırlar. İçeriyi, şilte, yastık ne varsa hepsini ilaçlar, tutuklular ile birlikte yine içeri hoyratça tıkarlar.
Bir karış eninde bir buçuk, iki karış boyunda bir mazgal deliğinden sesleniriz bir ihtiyaç durumunda. Çıkar, Jop eşliğinde koşar adım tuvalete gider, aceleyle ihtiyaç görür, gene akamızdaki jop eşliğinde hücreye koşar adım döneriz. Dışarıyla ilişki kurabileceğimiz tek delik de bu. Süt, bisküvi, nefes alabilmemiz için gerekli oksijen hep o delikten girer.
O mazgal deliğinden koridoru görebilme şansımız da var.
Deliğin başında mutlaka birimiz bulunur.
Bir gün öğleden sonra koridorda bir hareket oldu, sesler duyuldu.
Mazgal deliğinden bakıyoruz.
İki polis koridorun ortasına üç sandalye bir sehpa koydular.
O güne kadar birkaç polisin koridor ortasında oturup birlikte bir şey yaptıklarını pek görmemişiz. Neler oluyor? Merak, ilgi birden arttı hücrede.
Sonra anladık, köfte ekmek ayran bir şeyler getirtmişler dışarıdan. Sehpa üzerine bir gazete örttüler. Yemek yiyecekler. Polis hücrelerden birinin kapısını açtı, birini çıkardı, uzun boylu yakışıklı.
Biz bunu filmlerden tanıyoruz, Yeşilçam’ın yakışıklı jönü Tarık Akan bu.
Heyecan ilgi birden arttı, mazgal deliğinin başına toplandık.
Tarık Akan’ı sehpa başındaki boş sandalyeye oturttular, düzeysiz espriler, sulu sepken takılmalar eşliğinde önüne ayranı, köfte ekmeği koydular.
Soluklarımızı tuttuk bekliyoruz. Süt, bisküvi dışında kursağımıza bir şey girmemiş kaç gündür. Köfteden gelen koku davetkâr, kaç gündür yaşananların dışında normal yaşamla kurabildiğimiz tek somut bağlantı da bu koku.
Tarık için de öyle olmalı, ne yapacak? Polislerin düzeysiz ilgisine, şakalarına yılışık cevaplar verip köftelere, salataya, ayrana mı saldıracak?
Onurunu, onurumuzu ayaklar altına mı alacak?
Korkuyoruz.
Gayrettepe hücrelerinde o günlerde dayanışma müthiş.
Tek ses, tek duygu gibiyiz.
Sanki on ay önce fırsat bulsa bir birinin gözünü oyacak biz değiliz.
Tarık Akan filmleri, duruşu, tutarlılığı ile bugüne kadar hep bizden biri olmuş.
Olmuş ki o burada, bizimle aynı işkence sonrası tutukluluk yaşamını paylaşmakta.
Ona hakaret, onun üzerinden hepimize hakaret.
Pes etse, zaaf gösterse yıkılacağız.
İşkenceciler bir kez daha kazanacaklar.
Belki de beklenti, ortaya konan oyun bu
Tarık Akan üzerinden tutuklu moraline bir darbe daha vurmak.
Tarık, polislerin bütün o laubali, elli, sözlü müdahalelerine karşın vakur duruşunu hiç bozmadı.
Biraz kamburu çıkmış duruşu ile gözlerini yerden ayırmadı, eli o köftelere hiç gitmedi.
İşkencecilerin sorularına, konuşturma girişimlerine tek cevap vermedi.
Dönüp suratlarına bir kez olsun bakmadı.
Bu da bize yetti. Savaş kazanılmıştı. Hücre coştu.
Alkışlar, “dayan Tarık, arkandayız” sesleri yükseldi hücrelerden.
Polisler hemen kalkıp Tarık Akan’ı hücresine soktular.
Jopları ile hücre kapılarına vurmaya, bizi susturmaya çalıştılar.
O gün ihtiyacımız olan gücü verdin bize.
Bizden olduğunu gösterdin.
İşkenceye, işkenceciye boyun eğmedin.
Damarlarımızda umudun özsuyuna yol verdin
Öfkenin çalar saati başladı yeniden kurulmaya
Teşekkürler Tarık Akan.
O gün biz kazandık.
Bugün sen rahat uyu..
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
















































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
23.11.2025
15.11.2025
6.09.2025
18.07.2025
12.06.2025
22.12.2024
3.12.2024
26.09.2024
2.09.2024
5.08.2024