Alper GÖRMÜŞ
Mısır'da darbecilerin darbeyi indirmelerinden bir gün önce, Umut Ayduran adlı okurumdan, “Mısır'daki darbenin bizdeki yansımaları, sizin yanılmıyorsam iki kez yazdığınız 'ama'nın cümlenin neresinde kullanıldığına dair yazınızı aklıma getirdi” diyen bir mail aldım.
Umut Ayduran haklıydı...
Eski Taraf'ın, hiçbir yazısını kaçırmadan okuduğum yazarlarından Gürbüz Özaltınlı'dan ödünç alarak kullandığım “'ama'nın cümle içindeki yeri” ölçüsü, Umut Ayduran gibi benim gözüme de Türkiye'deki Mısır darbesi tartışmalarında yararlanabileceğimiz bir araç olarak görünüyor.
'Darısı Türkiye'nin başına'cılar hariç
Yukarıda, “'ama'nın cümle içindeki yeri” ölçüsünü Türkiye'deki Mısır darbesi tartışmalarında da kullanabileceğimizi söyledim “ama”, bu noktada bir düzeltme yapıp öyle devam etmek daha doğru olacak... O da şu:
Bu ölçü elbette darbeyi zaten sevinçle karşıyayanlar için uygulanabilecek bir ölçü değil.
Mesela darbe gecesinde ekranına bir türlü gitmek bilmeyen şu anonsu koyan Halk TV:
“Flaş! Kızım sana söylüyorum gelinim... Mısır'da sivil darbe yapıp ordu ve polisi ele geçirmeye kalkan Müslüman Kardeşler başardığını sandı. Kaba güce dayanıp keyfi davranan Mursi şimdi kara kara düşünüyor.”
Ya da darbe gecesi boyunca ekranında “Mısır'ın Tayyip'i gitti” yi gördüğümüz Ulusal Kanal...
Son bir ayın “bağımsız ve demokrat” medyasının hali o gece işte böyleydi. (Geçenlerde Açık Radyo'da Mithat Sancar, Gezi Ruhu'nun bu “ruh”la arasına mesafe koymadan fazla ilerleyemeyeceğini söylüyordu haklı olarak... Bu “ruh”un Mısır'daki darbe gecesinde gösterdiği performans, umalım ki uyarıcı olur.)
Şimdi artık Mısır'ı, “Mursi'nin kötü yönetim performansı” ile “askeri darbenin kabul edilemezliği”ni “ama”lı cümleler içinde hemhal ederek tartışan kesime gelebiliriz...
Önceki büyük 'ama'lı tartışmalarımız
Gürbüz Özaltınlı, yukarıda işaret ettiğim, “ama”lı cümlelerde “ama”nın cümle içinde şurada değil de burada kullanılmasının o cümlenin vurgusunu nasıl değiştireceğine dair yazısını, 2008'de Adalet ve Kalkınma Partisi’ne (AK Parti) karşı açılan kapatma davası karşısındaki “ama”lı tavra karşı kaleme almıştı... Şöyle yazmıştı:
“Bir yazar, önce parti kapatmanın, darbeci entrikaların kabul edilemeyeceğini söyleyip ardından ‘ama’yı yerleştirerek diğer tarafın (AK Parti’nin –A.G.) kabul edilemeyecek özelliklerini sıralıyorsa, beni esas olarak ikinci noktaya dikkat göstermeye davet ediyordur. (...) Aynı temalı bir yazının ‘ama’sının öncesine AKP’nin anti-demokratik, fırsatçı politikalarının yerleştirildiğini ve ‘ama’ dendikten sonra darbe girişimlerine karşı çıkmak gereğini işaret eden bir söylem üzerine kurulduğunu düşünelim. Bu ikisi arasında yazarın önceliği bakımından ciddi fark olduğunu, vurgusunun yer değiştirdiğini algılarız.”
Ben daha önce Özaltınlı’nın “ama”lı cümlelere ilişkin olarak yaptığı çözümlemeyi darbe davalarına uygulamış, “Ergenekon önemli ama, dava sürecinde yapılan hatalar...” diye başlayan cümleleri kuranların, böylece asıl neyi vurgulamak istediklerini şöyle anlatmıştım:
Böyle cümlelerdeki “ama”, sahibinin vurguyu Ergenekon davasının önemi üzerine yapmadığını gösteriyor. Oysa cümle “Ergenekon davasında kimi hatalar yapılıyor, ‘ama’ bunlara bakıp davanın önemini gözardı edemeyiz” diye kurulsaydı, vurgu yer değiştirmiş olacaktı.
'Darbe yanlıştır'ı aperatif olarak kullananlar
Gelin şimdi de aynı çözümlemeyi “Mursi'nin kötü yönetim performansı” ile “askeri darbenin kabul edilemezliği”ni “ama”lı cümleler içinde hemhal ederek tartışan geniş kesime uygulayalım...
Meseleyi böyle tartışanlardan bir bölümünün cümlesi kabaca şöyle:
“Askeri darbe elbette kabul edilemez, ama Mursi'nin bir yıl boyunca yürüttüğü otoriter siyaseti de görmezlikten gelmemeliyiz...”
Cümlesini böyle kuranlar, dikkatimizi esasen ikinci noktaya, yani Mursi'nin kötü yönetim performansına dikkat çekmeye çalışmaktadırlar... Tartışmalarda görüyoruz, buradan, “darbe kötü bir şey ama Mursi de başka seçenek bırakmadı” noktasına sıçramak çok da zor olmuyor.
Bunun karşısında, yine bu iki argümanın kullanıldığı, fakat “ama”nın başka yere konulduğu şu cümle kalıbının muhtelif versiyonları var:
“Mursi'nin bir yıl boyunca yürüttüğü otoriter siyaseti elbette görmezlikten gelmemeliyiz, ama bu hiçbir biçimde onun bir askeri darbeyle devrilmesini meşrulaştırmaz.”
“Ama”yı cümlede böyle kullananlar ise, birincilerin tersine dikkatimizi esasen askeri darbenin hiçbir koşulda kabul edilemezliğine çekmektedirler.
Dikkat ederseniz, birinciler için “darbenin kötü bir şey olması” bir ziyafet sofrasından önceki aperatiften öte bir şey değil; onu içiyorlar (ifade ediyorlar) ve ardından bitmez tükenmez bir iştahla “Mursi'nin başarısızlıkları” yemeğinin başına çörekleniyorlar.
Yılmaz Özdil, 27 Nisan 2007 muhtırasından hemen sonra şöyle yazmıştı:
“Hâlâ deniyor ki, bundan sonraki adım ne olur? Bundan sonraki adım, tank olur. Gücüm var diye dayatırsan, gücü olan sana dayatır.”
Bana öyle geliyor ki, yazılarında “ama”yı öncelikle darbe karşıtlığını değil de “Mursi'nin baskıcı rejimi”ni vurgulamak için kullananlar Mursi'ye şöyle diyorlar:
“Gücüm var diye dayattın, gücü olan sana dayattı, ve evet darbe kötü bir şey ama sen de bunu hak ettin.”
Onların Yılmaz Özdil'den yegâne farkı, Özdil'in duygusunu gizlime gereğini duymaması...
O kadar.
T24
Yazarlar
-
Ahmet TAŞGETİRENTürkiye adına şık görüntüler değil 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUKomisyon raporu yazılamıyor… Sebep ne? 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha AkyolÖzerk üniversite? 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANİçimizdeki Osmanlıya çok iyi gelir... 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezGürlek’ten ekranda iddianame savunmasıyla ‘önyargılama’ 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞUR"Aynılar aynı yerde ayrılar ayrı yerde” iyi mi oldu? 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları


























































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
21.07.2025
14.07.2025
23.06.2025
19.06.2025
17.06.2025
8.06.2025
1.06.2025
11.05.2025
8.05.2025
4.05.2025