Atilla Aytemur
İktidar aksini istese de, galiba seçim tartışmaları kolay kolay sonlanmayacak.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, memleketin mevcut gidişatından rahatsız olup, erken seçime gidilmesi gerektiğini dile getirenlere karşı, konuyu kabile devleti alışkanlığına bağladı ve tartışmayı görünürde bitirdi.
Görünürde diyorum, çünkü tartışması kesilse ve bu ihtimal ortadan kalksa bile, ülkenin aciliyet kazanmış mevcut sorunları ağırlaşarak devam ediyor.
Bu dönemde sık sık yapılan kamuoyu araştırmaları da, hem kendi geleceği, hem de ülkenin geleceği için endişe duyanların sayısının durmaksızın arttığını gösteriyor.
Gerçeği perdelemek
Bugün, sadece muhalif partiler değil, neredeyse her kesimden, her meslekten büyük bir yurttaş topluluğu “Bu gidişatın sonu nereye varacak” sorusunun cevabını arıyor.
Ak Parti iktidarı ve destekçisi MHP ise, bir hayli vahim ülke gerçeğini perdelemekte ve olan biten her şeyle ilgili pembe bir tablo çizmekte ısrar ediyorlar.
‘Seçimle gelenin seçimle gitmesi’ ilkesinin sınırları içinde bakacak olursak, bu ısrarın sebebinin önümüzde kalan 2,5 yıllık iktidar süresini kullanmak, eğer başarabilirlerse ağır ekonomik ve siyasi sorunlardan bazılarını kısmen çözmek, bazı yeni vaatlerde bulunmak ve nihayet yeni bir dönem için halkın rızasını almak olduğunu düşünebilirdik.
Eğer olağan demokratik siyasal bir sistemin normal akışı içinde yaşıyor olsaydık, hepimizin aklına bunlar gelirdi.
Ama mevcut durumun temel karakteristiklerine bakınca, meselenin iktidarın karşı çıkışındaki kadar basit olmadığı, gelişmelerin yönünün haklı olarak endişeye yol açtığı daha iyi anlaşılıyor.
Gelenin gideni aratması
Başkanlık rejiminden önceki parlamenter sistemin de Batılı demokrasilerle kıyaslanabilecek bir durumunun olmadığını yaşayarak gördük. Her yönüyle ciddi eksiklikler, aksaklıklar ve sorunlar barındırıyordu. Evrensel kriterler göz önüne alındığında, kurumları olgunluk ve yetkinlik bakımından hayli zayıftı. Ağır aksak bir demokrasiydi söz konusu olan.
Ancak, yine de demokrasinin temel prensibi olan güçler ayrılığı ilkesinin az çok gerçekleştiği, belirli periyotlarda serbest seçimlerin yapıldığı, darbe dönemleri hariç iktidarın seçimlerle değiştiği bir ülkeydi. Düşünce, örgütlenme ve basın özgürlüğü belli bir mesafe almıştı.
Artık bunlardan eser kalmadı.
Son yıllarda bu alanların neredeyse tamamında, ülke büyük değişikliklere ve gerilemelere sahne oldu.
Ekmek, adalet ve özgürlük askıda olursa…
Ak Parti iktidarı, sanki seçimlerde hiç hesap vermeyecekmiş gibi, son aylarda artan hızla, demokrasi kırıntılarını, teamülleri, kurum ve kuralları hiçe sayan, inanılmaz bir keyfilik sergiliyor.
Adaletin tecellisinde toplumun sırtını dayayacağı kurumlar, ya iktidar eliyle birer birer yıkılıyor, ya da AYM gibi, iktidar güdümüne girinceye kadar örseleniyor.
Düşünce ve demokratik mücadele özgürlüğü alışılmadık bir kısıtlama, baskı ve kuşatma altına alınırken, iktidar ideolojik ve kültürel hegemonyasını henüz kuramadığından şikâyet ediyor.
İşsizlik, Türkiye’nin yakın tarihinde gördüğü bütün rekorları kırdı. İktidarın reklamını yaptığı her istihdam kampanyasının içinin boş bir paketten ibaret olduğu kısa sürede ortaya çıkıyor.
Ekonominin durumunu “askıda ekmek” kampanyalarına, yoksulluk yardımı kuyruklarına, İş ve İşçi Bulma Kurumu’nun önünde bekleyenlere bakarak anlamak mümkün.
Covid-19 pandemisi şartlarında ülkenin sorunları daha da ağırlaşmış durumda ve mecburi kısıtlar bütün sektörleri her gün biraz daha etkiliyor.
Öte yandan Türkiye, son dönemde düşmanı bol dostu az, savruk bir emperyal heves ve şişirilmiş milliyetçi söylemlerle belirsiz bir geleceğe sürüklenen ülke görüntüsü içinde.
Geri dönüş eşiği geçildi mi?
Bu kadar ağır problemin yaşanmakta olduğu bir Türkiye’de, popülist vaat, umut ve söylemlerle kitleleri etrafında tutmaya çalışan baskıcı ve otoriter başkanlık rejimi iktidarının çözüm üretme imkânı çok az.
Bu bakımdan, Ak Parti iktidarının yarattığı ekonomik ve siyasal tahribatı onarmak ve yeniden demokratik bir sürece yönelmek için son virajı da artık geçmiş olduğunu düşünenler haksız sayılmazlar.
Buna rağmen, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun, bu aşamada art arda iki çağrı yapması dikkat çekicidir. Özellikle ilk çağrısı, muhatabı itibariyle anlamlıdır.
Kılıçdaroğlu, yakın tarihimizin kritik eşiklerinde aldığı tavırlarla, siyasal hayatımızda önemli değişikliklerin yaşanmasına vesile olan MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’ye seslenerek, iktidar sağırlığının alanı dışına çıkmaya çalışmıştır.
Kılıçdaroğlu “Ülke yönetilmiyor. Bu ülkenin kurtuluşu bir an önce seçime gitmektir. Bunu kime söylüyorum? Sayın Bahçeli’ye söylüyorum. Bu ülkeyi seviyorsan, çık kardeşim yarın sabah, de ki ‘yeter artık’ Türkiye’yi seçime götür” dedi.
Bahçeli çağrıyı anlamak istemedi
Bunun sıradan bir çağrı olmadığı, iktidara yönelik bir alarm anlamı taşıdığı aşikâr. Üstelik, seçme çok da hazır olmayan bir muhalefet bu çağrıyı yapmıştı. Lakin ne Bahçeli, ne de Ak Parti iktidarı bu uyarıyı anlamak istemediler, kabile devleti alışkanlığı gibi afaki benzetmelere girişip, girdikleri yoldan dönmeye niyetli olmadıklarını gösterdiler.
CHP’nin iktidara gelme hevesinden çok, demokratik siyasetin ilkeleri arasında bulunan iktidarı uyarma hususunda sergilediği bu tutum önemliydi.
Şuursuz ve kontrolsüz bir şekilde giden iktidarı frenlemek istedi. Çünkü, olanlar ve olacakların zararı bütün ülkeyeydi ve zaman giderek daralıyordu.
Başkanlık rejimine geçtikten sonra, erken seçimin gerçekleşmesinin kolay olmadığı, meclis ve/veya cumhurbaşkanlığı düzeyinde mutabakata bağlı olduğu şüphesiz muhalefet partilerince de biliniyordu.
Ama mevcut yasal kısıtlar bir yana, sıfırı tüketinceye kadar bu çizgisini sürdürmekte kararlı bir iktidarın, zamanı gelmiş seçimlerde de normal davranışların dışına çıkması ve seçimde kaybetmesi halinde iktidarı teslim etmekte gönülsüz davranması ihtimal dışı değildi.
İktidar demokratik siyasete sadakatini gölgeledi
Bunun ilk işaretleri yerel seçimler sırasında görülmüş, kaybeden iktidar ayak sürümüş, ancak muhalefet lehine farkın olağanüstü büyüklüğü sonunda caydırıcı olmuştu.
Bugün, özel aflara mazhar olan bir ayağı siyasette karanlık mafya babalarının, bin operasyon yapmakla övünen bir zamanların derin devlet simalarıyla verdikleri pozların medyanın başköşelerini işgal ettiği bir Türkiye’de yaşıyoruz.
Bugün, alt mahkemelerin AYM’nin kararını takmadığı, pandeminin üstesinden gelmek için canları pahasına çalışan tabiplerin örgütlerinin etkisiz hale getirilmesi için iktidarın gün saydığı bir Türkiye’de yaşıyoruz.
İktidarın, oturduğu koltuktan kalkmamak için her şeyi yapabileceğine dair ürkütücü işaretler verdiği bir algı giderek yaygınlık kazanıyor.
Bu şartlarda muhalefet, kendisinin kazanıp kazanmayacağı bir yana, erken seçim için çağrı yapmasın da ne yapsın!
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları






























































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
28.11.2023
19.08.2023
6.05.2023
28.04.2023
17.04.2023
29.03.2023
22.03.2023
9.03.2023
15.11.2022
9.09.2022