Atilla YAYLA
On yıllardır Türkiye'nin dört yanında özgürlük ve özgürlükçü siyasî, ekonomik ve hukukî sistemler hakkında konuşmalar yapmakta, seminerler vermekteyim. Her seferinde, şaşmaz biçimde, şu mealde bir soruyla karşılaşırım: 'Hocam, elbette özgürlük iyi, güzel ama özgürlüğün başka insanlara ve topluma zarar vermesini nasıl engelleriz?' Bu, özgürlüğü temel değer kabul eden biri için şaşırtıcı ve hayal kırıklığı yaratıcı bir soru. Umutsuzca beklerim ki, dinleyiciler bana 'Özgürlükleri genişletmek için ne yapmalıyız ?' çizgisinde sualler yöneltsin...
Ne yazık ki, ülkemizde, bırakın ortalama toplum katmanlarını, aydın çevrelerinde bile özgürlüğün ne olduğu hakkında yeterince sağlam ve derin bir bilgi birikimi ve kavrayış yok. Bunun sonucu olsa gerek, ilkeli özgürlükçü tavır da, yani özgürlüğü bir genel ve eşit hak olarak herkes için her durumda savunmak da, nadiren karşımıza çıkıyor. Özgürlükle ilgili vahim birçok yanlış ortalarda geziyor. Bunların belki de en kötüsü ve zararlısı, özgürlüğün bir kazan - kaybet olayı olduğunun sanılması. Bu yanlışa düşenler birinin özgürlüğünün artmasının bir başkasının özgürlüğünün azalması, bir kesimin özgürlüğünün artmasının bir başka kesimin özgürlüğünün azalması anlamına geleceğini zannediyor. Örneğin, çoğu Türk milliyetçisine göre Kürtlerin özgürlüğünün artması Türklerin özgürlüğünü azaltır. Kemalistler de, aynı şekilde, dindarların özgürlüğünün artmasını kendi özgürlüklerinin azalması olarak görüyor. Bazı dindarlar seküler kesimlerin özgürlüğünün artmasının kendi özgürlüklerini gerileteceğini iddia ediyor.
Bu görüşlerin, duruşların, korkuların hepsi yanlış, temelsiz. Özgürlük hiç ama hiç kimsenin tapulu malı değil. Tüm insanlar, her insan teorik olarak eşit özgürlüğe sahip. Özgürlük, iktisadî tabirle, bir kıt mal teşkil etmez. Özgürlük havuzu sonsuz genişliktedir. Birinin özgürlüğünün genişlemesi başka birinin özgürlük alanını daraltmaz. Bir toplum kesiminin özgürlüğünün artması bir diğer kesimin özgürlüğünü azaltmaz. Bir alanda özgürlüğü genişletmek için başka bir alandan özgürlük çalmamız gerekmez. Örneğin, Alevilerin özgürlüğünün artması, Sünnilerden özgürlük parçaları alıp Alevilerin özgürlük alanına eklenmesine ihtiyaç duymaz. Kürtlerin özgürlük alanlarının takviye edilmesi Türklerin özgürlüğünün azaltılması neticesini vermez. Her kişi ve kesim üzerinden gerçekleştirilen her türlü özgürlük artışı cemiyetin toplam özgürlük stokunu zenginleştirir. Bir ülkede hangi alanda ve ne şekilde olursa olsun özgürlüğün genişlemesi herkesin özgürlüğüne katkıda bulunur.
Gerçek bir özgürlükçü olmanın ilk şartı, sadece kendin ve kendin gibiler için özgürlükçü olmamaktır. Özgürlüğü sadece bir kişi veya kesim için değil, her kişi ve her kesim için istemektir. İnsanları özgürlüğe sahip olma derecesi bakımından pozitif veya negatif ayrımcılığa tabi tutmak ahlâk dışıdır. Lâkin, Türkiye toplumunda birçok kesimde özgürlüğe bakışta ağır ve çirkin bir çifte standart boy gösterir. Bazıları kendileri için özgürlük ister ama onlar gibi olmayanların özgürlüğü hak etmediğini düşünür. Kendi hayat tarzına, bırakın müdahale edilmesini, müdahale edilmesi fikrini bile tepkiyle karşılarken, başkalarının hayat tarzına müdahale edilmesini ister, destekler. Hatta bunu zaman zaman, alay eder gibi, özgürlük adına yapar. Başörtülü kızların başörtüsünü zorla açtıranlar, bunun onları özgürleştirdiğini iddia ediyordu. İçki içilmesinin yasaklanmasını talep edenler de, özgürlük kavramını çarpıtarak, yasağın içki içenleri içkiden özgürleştireceğini öne sürebiliyor. Özgürlük sonuçlarından bağımsız olarak savunulması gereken bir değer. Özgürlüğün her zaman herkesin hoşuna giden sonuçlar vermeyeceği açık. Ancak, birileri başka birilerinin özgürlüğünü hoşlarına gitmeyen neticelerden ve tezahürlerden dolayı kısıtlamaya kalkışırsa, bu, gerektiğinde onlara karşı da kullanılabilecek meşru bir yol hâline gelir. Bu yüzden, özgürlük isteyenler başkalarının özgürlüğüne, özgürlüğü kullanma biçimlerine karışmamalıdır. İster dinî ister seküler gerekçelerle bireysel özgürlüğün üzerine kısıtlamalar koymaya teşebbüs etmekten kaçınmalıdır.
Özgürlük en tatlı meyvedir ve herkese yetecek kadar boldur. Ne özgürlükten korkun ne de özgürlüğün biteceğinden.
Yazarlar
-
Gökhan BACIKErken Cumhuriyet dönemi eleştirileri: Revizyonizm mi, Türk usülü “woke” mu? 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYA2026’ya Girerken; Barış, Demokratik Toplum ve Enternasyonal Özgürlük Yürüyüşü... 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciOkudukça yoksullaşan bir ülkeyiz 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİVicdansız senenin kelimesi dijital vicdanmış 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünGemini’ye göre 2026’da Türkiye… 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEBölücüler ve Ülkücüler 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURHavf ve reca arasında yeni bir yıla... 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Taha AkyolKara bir yıl 2025 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ocaktan2026’da deliler çağına karşı bir umut ışığı yanar mı? 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUÇözüm için mücadele demokrasi için mücadeledir 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİNAfrika Boynuzu’ndaki oyun: İsrail kime şah çekti? 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZTürkiye’ye özgü sürecin muhasebesi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENNasıl anılmak isterdiniz? 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORU2026: Beklentiler, beklentiler… 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçLeyla Zana ve Gözde Şeker ne yaptı? 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKANİktidar medyası infilak etti 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTBir fotoğraf karesinden çok daha ötesi... 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞUlus devlet, milli egemenlik, çevre, insan hakları, uyuşturucu ve Venezuela 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRTürkiye'de davaların portresine kısa bir bakış: Hâlâ en güçlü ortak talep neden adalet? 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞYENİ YILDA DA KURU EKMEK BİZİ BEKLİYOR… 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRUyuşturucu dosyasındaki sürpriz isim! "Cumhurbaşkanımızın tensipleri ile…" 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇER23 yılın en kötüsü 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Kemal CAN2025 giderken 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENRaporların Gösterdiği 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALRTÜK ve basın özgürlüğüne geçit yok… 28.12.2025 Tüm Yazıları




























Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
16.04.2021
24.04.2020
12.02.2020
13.11.2019
28.07.2019
28.05.2019
22.05.2019
14.05.2019
12.05.2019
18.04.2019