Atilla YAYLA
Liberal demokrasinin temel ilkelerinden biri kamu görevine girişte eşitliktir. Kamu görevine girişte vatandaşlar arasında hiçbir sebeple ve hiçbir surette ayrım yapılamaz. İnsanlar dil, din, deri rengi, etnisite, sosyal ve ekonomik durum yüzünden kamu görevi almada pozitif veya negatif diskriminasyona tabi tutulamaz. Kamu kurumlarına eleman almada olabildiğince objektif davranmak ve sadece ehliyet ve liyakata, işin gerektirdiği niteliklere sahip olunup olunmadığına bakmak gerekir.
Bu soyut ilkelerin her bir demokraside ne kadar işlediği araştırmaya değer bir konu. Hiçbir demokrasinin bu bakımdan mükemmel olmadığı, her demokraside şu veya bu ağırlıkta çeşitli problemlerin bulunduğu kesin. Hayat her zaman mevzuata yüzde yüz uygun işlemiyor ve mevzuat ayrımcılığı kesinlikle yasaklasa bile lokal veya genel iktidar makamlarının sahip olduğu zihniyet ayrımcılığı bir şekilde uygulayabiliyor.
Kamu görevine girişte eşitliğin olmamasının nahoş bir durum teşkil ettiği açık. Bu fenomen negatif ayrımcılığa tâbi tutulan insanların umutlarını kırar, özgüvenlerini sarsar, yaşama sevinçlerini baltalar, ülkeye olan inançlarını ve bağlılıklarını kemirir. Ayrıca, ülkeyi bu kimselerin enerjisinden, çalışkanlığından, yaratıcılığından mahrum bırakır. Ayrımcılık, kayırdığı insanlara ve onlar üzerinden ülkeye zarar verir. Hak etmediği yere iltimasla gelenler, işte yükselmenin vasıflara ve iyi çalışma alışkanlıklarına değil, özel ilişkilere bağlı olduğu kanaatine varır. Enerjisini iş becerilerini değil ilişki ağları örme becerilerini geliştirmeye harcar. Bu yüzden emekleri vasıf kazanamaz, üretken ve verimli olmaz.
Kamu görevine girişte ayrımcılık, tüm dünyada önemli bir konu, bunun ana nedeni neredeyse her ülkede kamunun en büyük işveren olması. ABD gibi ayrımcılığın özel sektör açısından dahi tartışıldığı yerler var, ama bir taraftan çoğu ülke henüz o noktadan hayli uzak bir taraftan da ayrımcılığı önleme adına devletin özel sektöre müdahalesi ahlâkî temelleri ve sonuçları açısından çok tartışmalı.
Türkiye'de durum nasıl? Önce bu ülkede ayrımcılıkla karşılaşmanın sürpriz olmadığını hatırlatalım. Ne yazık ki, kamu görevine alışta çoğu zaman çoğu yerde ayrımcılık karşımıza çıkıyor. Söz gelimi, 28 Şubat sürecinde Sünnî muhafazakâr çevreler ciddî bir ayrımcılıkla karşılaştı. Tesettürlü kadınlar üniversitelerden ve birçok kamusal görevden, hatta avukatlık, doktorluk gibi serbest meslekleri icra etmekten engellendi. Ak Parti iktidarının son yıllarında dindarlara yönelik ayrımcı uygulamalar büyük ölçüde ortadan kaldırıldı. Polislik, odu mensupluğu ve hâkimlik dışında (üniforma gerektiren meslekler diyelim) başörtülü kadınlar her işi yapabiliyor.
AK Parti iktidarı zamanında diğer toplum kesimlerinin kamu görevi almak bakımından şansı nedir? Ateistleri, gayri Müslimleri bir yana bırakalım, Aleviler ve Alevilerin de içinde olduğu daha geniş seküler kesimler ne durumda? Ne yazık ki, şahsî gözlemlerim ve bana ulaştırılan bilgiler durumun pek iç açıcı olmadığını gösteriyor. Alevî gençlere özellikle meslek memurluğu kapısının neredeyse tamamen kapalı olduğunu sözüne ve gözlem gücüne güvenilir Alevî dostlarımdan, kanaat önderlerinden duyuyorum. Bu çok kötü ve haksız bir durum. Özellikle yüksek tahsil yapmış Alevî gençlerin istihdam edilmek için başvurabileceği en büyük alan kamu kurumları. Alevileri sistematik olarak işe almama, insan hakları ve demokrasiye aykırı olması yanında toplumsal ayrışmaya da sebep oluyor. Dışlanmışlık ve ayrımcılığa uğratılmış olma duygusuna kapılan ve çaresizliğin pençesine düşen Alevî gençler ülkeye de, sisteme de küsüyorlar. Radikal uçlara daha kolay savruluyorlar. Gezi olaylarında ve başka toplumsal olaylarda çok sayıda Alevî gencin yer almış olmasında kamuda işe girişte Alevî gençlerin uğratıldıkları negatif ayrımcılıkların da katkısı olmuş olabilir.
Ancak, sıkıntı sadece Alevî kesimlerle sınırlı değil. Alevî olmayan, hatta Ak Parti'ye sempati duyan, fakat dindar değil seküler bir hayat süren bazı gençler de ayrımcılığa uğramaktan, istenen vasıflara sahip oldukları hâlde dindar olmadıkları için işe alınmamaktan şikâyetçi. İyi bildiğim bir örnekte, itibarlı bir üniversiteyi bitirmiş, yurt dışında yüksek lisans yapmış, iki dil bilen, güçlü analiz kabiliyetine ve sıkı çalışma arzusuna sahip bir genç, yazılı sınavından geçtiği birçok iş müracaatında mülakatta elendi. Mülakatlarda karşılaştığı muamelelere, sorulan sorulara ve işe alınmaması için kendisine söylenen gerekçelere bakınca hayrete ve dehşete düşmemek mümkün değil.
Ak Parti çevrelerinin ve hükümetin Alevilere ve seküler kesime negatif ayrımcılık yapılmasını önlemek için acilen bir şeyler yapması şart.
Yazarlar
-
Gökhan BACIKErken Cumhuriyet dönemi eleştirileri: Revizyonizm mi, Türk usülü “woke” mu? 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYA2026’ya Girerken; Barış, Demokratik Toplum ve Enternasyonal Özgürlük Yürüyüşü... 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciOkudukça yoksullaşan bir ülkeyiz 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİVicdansız senenin kelimesi dijital vicdanmış 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünGemini’ye göre 2026’da Türkiye… 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEBölücüler ve Ülkücüler 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURHavf ve reca arasında yeni bir yıla... 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Taha AkyolKara bir yıl 2025 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ocaktan2026’da deliler çağına karşı bir umut ışığı yanar mı? 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUÇözüm için mücadele demokrasi için mücadeledir 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİNAfrika Boynuzu’ndaki oyun: İsrail kime şah çekti? 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZTürkiye’ye özgü sürecin muhasebesi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENNasıl anılmak isterdiniz? 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORU2026: Beklentiler, beklentiler… 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçLeyla Zana ve Gözde Şeker ne yaptı? 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKANİktidar medyası infilak etti 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTBir fotoğraf karesinden çok daha ötesi... 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞUlus devlet, milli egemenlik, çevre, insan hakları, uyuşturucu ve Venezuela 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRTürkiye'de davaların portresine kısa bir bakış: Hâlâ en güçlü ortak talep neden adalet? 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞYENİ YILDA DA KURU EKMEK BİZİ BEKLİYOR… 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRUyuşturucu dosyasındaki sürpriz isim! "Cumhurbaşkanımızın tensipleri ile…" 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇER23 yılın en kötüsü 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Kemal CAN2025 giderken 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENRaporların Gösterdiği 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALRTÜK ve basın özgürlüğüne geçit yok… 28.12.2025 Tüm Yazıları




























Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
16.04.2021
24.04.2020
12.02.2020
13.11.2019
28.07.2019
28.05.2019
22.05.2019
14.05.2019
12.05.2019
18.04.2019