Aydın ENGİN
Bir anı:
80’li yılların tümünü kaplayan siyasal göçmenlik yıllarımda, Almanya’da devlet nüfus sayımı yapmaya karar verdi.
O yılların Türkiye’sinden getirdiğim alışkanlıklarla “Demek bir Pazar günü bütün ülkede sokağa çıkma yasağı uygulanacak; nüfus sayım görevlileri kapı kapı dolaşacak; ellerindeki soru kağıdını dolduracak ve gidecekler” diye düşündüm.
Alman arkadaşım “Kafayı mı üşüttün sen” dercesine yüzüme baktı. Meğer posta ile soru formları yollanacak, yurttaşlar da doldurup geri yollayacaklarmış.
Yolladılar da.
Ben de “Vay be gelişmiş demokrasi böyle oluyormuş” deyip formları doldurmaya başladım. Bitirmeden sorun patlak verdi. Ülkenin Yeşil’inden Kızıl’ına, sahici sosyal demokratından anarşist bloklarına kadar yurttaşlar (Bir daha: Yurttaşlar) ayağa kalktı. Benim gibi hâlâ Türkiye alışkanlıklarını taşıyan, hâlâ Türkiye’deki demokrasinin sınırlarını bilen biri için şaşırtıcı bir slogan da atıldı ortaya:
- Biz koyun muyuz ki sayılalım?
Ben olanca demokratik bönlüğümle “Yav ne var bunda” diye olup biteni anlamaya çabalarken açıklamalar ardı ardına geldi.
Yurtaşlar formlarındaki soruların pek çoğuna (tümüne değil ama pek çoğuna) itiraz ediyorlardı:
Alışıldık soruların yanı sıra bir dizi “Evinizde yıllık elektrik tüketimi kaç paradır ve kaç watt’tır?.. Kiranız ne kadardır ve gelirinizim yüzde kaçını oluşturmaktadır?.. Evinizde kaç kişi yaşıyor ve kaçı ev giderlerine, yüzde kaçla katılıyor?.. Ana diliniz Almanca mı?.. Arabanız varsa aylık yakıt gideriniz ne kadardır?.. Evinizde aynı soyadını taşımayan kaç kişi yaşıyor” gibi sorular…
İtiraz ise pek kısaydı:
Benim özel hayatıma ilişkin bu soruları devletle paylaşmayı reddediyorum.
Devlet katından gelen “Ama böyle yapmayın; valla kötü niyet yok. Ekonomiyi daha iyi planlamak için bu bilgilere ihtiyaç var” gibi açıklamalar kimseyi tatmin etmedi ve…
…Ve nüfus sayımı iptal edildi… Bir daha da yapılmadı.
* * *
Bir anı daha:
Siyasal göçmenlik bitti. Önce Türkiye’ye, ardından Cumhuriyet’te mesleğe döndüm. Daha ilk aylardaydı. İlhan Selçuk, o bildik çelebi gülüşüyle bir pusula gösterdi. Gazetedeki onun posta kutusuna elle yazılmış, el kadar bir pusula bırakılmıştı. Üstünde dört kelime: “Telefon konuşmalarınıza dikkat edin”. İmza: Bir dost…
O dalgasını geçti: “Şu dosttaki ferasete bak. Sanki ben telefonlarımın dinlendiğini bilmiyorum...”
On iki yıl aralıksız yurtdışında yaşarsan yurttaşlık reflekslerin zayıflar. “Ama abi telefonların dinlenmesi suç değil mi” diye saf saf sordum.
Pusulayı bana uzattı:
- Al şu pusulayı. Sen memleketten çok uzak kaldın; unutmuşun. Bu pusulanın sana yazıldığını farzet e mi?
Böylece “memlekete” alışmam hızlandı. Kısa sürede de yıllar öncesine döndü.
Yıllar hızla geçti ve her geçen yıl “yurttaşlık reflekslerimin” güçlenmesine yaradı.
Hrant öldürüldü. Ardından valilik buyruğu ile polis korumasına alındım ve “yakın” değil “yapışık” koruma ile yaşamaya başladım.
Düzenlenmesinde katkılı olduğum bir protesto eylemi sırasında, yürüyüş izni ile ilgili olarak epey yüksek rütbeli bir polis şefi ile ayaküstü sohbet ettik. Adam durup dururken sordu:
- Engin bey, sizi tanıyoruz. Hrant Dink’in cenazesi kaldırılacak, ortada görünen sizsiniz; Baskın Oran kampanyası oluyor, size gelip soruyorlar, siz de şöyle yapın, böyle yapın diye talimat veriyorsunuz; televizyonlara çıkıyor bana göre epey sert laflar ediyorsunuz; Ahmet Şık tutuklanıyor, yayınlanmamış kitabı bilgisayarlar belleğinde de yasaklanıyor, siz ekrana çıkıp “Kitap bende var. Buyursunlar gelip alsınlar” diyorsunuz; kitap internete iniyor, parmaklar sizi işaret ediyor… Yani çok işe bulaşıyor, çok şeye maydanoz oluyorsunuz. Çekinmiyor musunuz, başınıza bir şeyler gelebileceği aklınıza gelmiyor mu?
Gülüp omuz silktim:
- Bakın atladığınız bir nokta var. Ben ne yapıyorsam açık açık yapıyorum. Hiçbir gizli işe karışmıyorum. Bana gelip “Aramızda kalsın, sana bir şey söyleyeceğimi” diyenlere bile “Söyleme. Aramızda kalmaz” diyorum. Kendimi her işimi çırılçıplak yaparak koruyorum…
Polis şefi gülümsedi, sonra kafasını kaşıdı:
- Yav Engin bey, sen bizim ekmeğimizle oynuyorsun. Bize senle ilgili iş bırakmıyorsun desene…
* * *
İki kişisel anı aktardım. Yazı da burada bitti.
Fişleme tartışmalarının göklere çıktığı, ekranları kapladığı şu günlerde anı aktararak yazı günümü savuşturmak istedim.
Şimdi isterseniz bu yazının başlığına bir daha bakın…
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezŞalvar sevdası “yeni gömlek” ölçütünün habercisi mi? 1.01.2026 Tüm Yazıları






































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
31.01.2022
29.01.2022
28.01.2022
18.01.2022
17.01.2022
3.01.2022
24.12.2021
13.12.2021
6.12.2021
4.12.2021